Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2026 Salı

HÛLASA

 Hûlasa
Önce kendi kendimi öptüm
Tebrik ettim
Sonra
Oturup izledim
Hiçbir şeyleri olmayanların
Her şeylerini ellerinden aldıklarını
Durdum
Ellerimi sıktım
Tebrik ettim
Yol tükenmişti
Bir banka oturdum
Güneş tepedeydi
Yola koyulduğumdaki kadar
Yakıyordu güneş
Sözlerimin kısaldığı gibi
Yol da kısalmış
Tek hece boyunda da
Bitti
Söz ve sözcük cesetlerim
Muhtemel fosilleşmişti bile
Hatta
Duyanlarda
Salgınlar da başlamış
Belki veba olmuştu
O zamanki bakışlar gibi
İştahlı baygınlıkların
Paylaşım sorunlu parselizasyonlarından
Arta kalmış
Bölüne bölüne
Birleşik hale gelmek durumunda
Debisiz bir deniz kıvamında
İsyan etmektelerdir
Durdum
Gözlerimden öptüm
Kemirgenliklerin
Günahkâr yaralarının
İltahap tutmuş kabuklarını
İrin irin akıtıyorlarken
Ben kıyısına şezlong açıp
Uzanmışlığın en kara haliyle
Yoldaydım
Hûlasa
Yol bitti
Bu bankta
Soyundum derimden
Soymadan her cenah
Dediklerime
Söylediklerime
Anca geliyorlardı
Başında da
Sonunda da
Yüzümde
Sırtımda
Taş ezikleri
Çok şükür
Görmedikleri yeni yolda
Çoktan
Ayakkabımı
Toza bulamıştım


GALİP UÇAR                                      AĞUSTOS 2026    ORMANKÖY

Şiir 18 Ağustos 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınmıştır

HÛLASA



 

14 Ağustos 2026 Cuma

HIŞIRDARKEN SENİN SESİNLE

 Yılkı atlarının nal seslerinde girmiştim bir şehire

Ağaçların yaprakları hışırdarken senin sesinle

Güneş solmaya yüz tutmuştu hayli turuncu

Kara tüllü kadınların bakışlarının hizasından

Bordo kumaşlı kahvehane sandalyelerinin seyranında

Sızlar bir eski yara arzu eder bir şeyleri adı konmaz

Sakala düşer iki damla yaş iki ayrı yana doğru

Biri senin adına diğeri yine senin adına

Kavuşturamam bir orta noktada

Ağustosun deli kışında

Beden üşür ten sızlar

Yürek alev alev

Patlar bir yerlerde volkan misali

Sızar çatlaklardan isyanı

Bülbülle baykuş dost olur o an

Kurulur çilingir masası

Ağaç yaprakları hışırdarken senin sesinle

GALİP UÇAR.          TEMMUZ 2026

Şiir 14 Ağustos 2026 tarihinde Zamansız Dergi'de yayınlanmıstır

Hışırdarken Senin Sesinle

6 Ağustos 2026 Perşembe

HATIRLARIM

 Hatırlarım


Şu gürül gürül akan


Dağ başındaki çeşmenin başında


Ağladığın yerde


Çocukların ellerinde çomak


Koşuştururlardı


Uzakta bir koyun sürüsü


Ardında onlara benzeyen


Bulutların kümülüsü


Hiçbir aynaya bakmamış gibi


Mutlu ve dağınıktı


Geçip giden günler


Bir trenin sesi de gelirdi


Uzaktan


Çok uzaktan


Ne bineni biz


Ne ineni


Oysa


Sonra niye


Avucunda


Göğsünden vurulmuş


Bir kuşla geldin


GALİP UÇAR



Şiir 6 Ağustos 2026 tarihinde Boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

Hatırlarım

23 Haziran 2026 Salı

BİLİRİM İSTANBUL'U

Yükselmeyi taş taş üstüne koymak sanan İstanbul
Denizinin altından karışmadan akan nehirini bilirim
Tepelerinde yaz güneşi görüp de olan sarı kirazlarını
Gökdelenlerinin rüzgarları kesip de dutları kuruttuğunu bilirim
Gemiler geçerken uzak uzak semtlerine
Kavak'a çıkınca balık yine de deli yellerini bilirim
Yalılarının gösterişli resmi geçitlerinin ardında
Hazin ve sahte yaşamların geçimsizliklerini bilirim
Doldurma topraklarla genişletilirken sen
Köhne arka sokaklarında dimdik durmaya çalışan ahşap binalarını bilirim
Martılar hava koridoru bulup da bırakınca kendilerini süzülmeye
Pamuk bulutların doluşup da fırtına örgütlenmesine hazırlanmasını bilirim
El ele gezerken insanlarım koca caddelerde sahil boylarında
Zora katlanamayıp da sıkıyı görüp emek vermemek için kaçanlarını da bilirim
Sen koca görkemli ve hep arzulanan bir şehirsin de
Ey İstanbul senin çürümüş ihtiyar titrek bedenini ben bilirim

GALİP UÇAR                                             HAZİRAN 2026 SULTANTEPE

Şiir 23 Haziran 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır BİLİRİM İSTANBUL'U


18 Haziran 2026 Perşembe

OLSAN DA OLMASAN DA

 Açmamışsam uzoyu

Bir kenarda bırakmışsam
Bil ki seni sevdiğimdendir
İçmemek için kedere heba etmemek içindir
O akşamların keyfini
Kadehte bir deli bulut girdabı misali
Senle yaşamayı beklemektendir
Umarsızca bırakıldığım yalnızlığımı
Bir ben kendimle çekmektir
Olsan da olmasan da yaşam devam etmektedir

GALİP UÇAR                                         İCADİYE


Şiir 18 Haziran 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır





20 Mayıs 2026 Çarşamba

USLANACAK

 Yağmur yağıyordu yüreğime

Oysa yaz düşleri kurduran 

Mayısın herhangi bir günüydü

Ben ki gözlere aldanmayı bırakmış

Sözleri umursamaz olmuştum

Renklerin önemi kalmamıştı

Ha bir kafe melange

Ha bir Türk kahvesi

Hepsinin tadına varmıştım

Aldanmıştım

Uzaklarda ihanet buluşmaları

Hain kurgular

Öylesine yaşıyorlar sanıyorlardı oysa

Yaz gelecekti

Deniz kıyıları

Kumsallar ve güneş

Kim derdi 

Yağmur damlalarının halkaları yayılacak

Yüreğim suskunluğa karışacak

Bir daha hiçbir renge aldanmamak üzere

Uslanacak


GALİP UÇAR                                     MAYIS  2026

Şiir 20 Mayıs 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

USLANACAK



5 Nisan 2026 Pazar

ELLERİN ELLERİME DEĞMEDİĞİNDEN BERİ

 Ellerin ellerime değmediğinden beri

Takmam bana hediye ettiğin o yüzüğü
Değmiyorsa elim eline
Yüzüğe parmağım ne ola ki
Mevsimler gelir geçer
Turnalar leylekler göçer
Değişir elbette ağaçların renkleri
Yapraklar bazı yeşillenir bazı düşer
Elin elime değmezden beri
Bilmem saatler kaçın kaçı
Seni göremediğim o estetik açı
Hangi müzelere saklansa da bir bende değer
Açsa da allı morlu çiçekler
İçlerinde ateşli korlu harlı yanar
Zamanında öptüğüm o yanaklar
Şimdi yas-ı siyaha döner

GALİP UÇAR       NİSAN 2026 ÇEKMEKÖY

Şiir 5 Nisan 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır


28 Ekim 2025 Salı

CUMHURİYET ORATORYOSU

 CUMHURİYET ORATORYOSU

Kara postalların karanlığı İstanbul'un üzerinden yayılıyorken tüm ülkeye

Karanlık öyle sadece gökyüzünde değil, sokak sokak, köy köy

Hatta zihin zihin karanlık, teslimiyet, bir ülkenin çöküşü

Yani öyle kara, öyle kara bir baht yazılırken düşman postallarından

Kara gövdeli bir geminin, Karadeniz'in kara dalgalarıyla mücadele ede ede, kıyıya varacak, umutsuza umut olacak, karanlığa güneş gibi doğacak, ince bacaklı, deniz gözlü, güneş saçlı adamı

Ki geldikleri gibi giderler diyen de oydu. O hiç umutsuz karanlığa yenik düşmemişti

Bir güneş misali doğup Anadolu'ya umut umut ışığını saçtı

Ertuğrul Gazi'nin yani Osmanlı'nın kuruluşuna vesile olan kişinin babası Ertuğrul Bey'in annesinin isminden ismini alan Hayme Ana yahut Haymana'ya düşman dayandığında bile

Hayır geçilmeyecek! Ve biz Ankara'dan gitmeyeceğiz! diyerek umuduna sarılmış ve O Ankara'yı başkent, o Ankara'dan da cumhuriyeti ilan edecek olan

Mavi gözü umut, sarı saçı aydınlığın ateşi olan adam

Samsun'dan tüm Anadolu'ya yaktı umudun kıvılcımını


Umudun kıvılcımı öyle sıcak

Özgürlük hasreti öyle bir yangındı ki

Bozkırda, dağda her yerde

Isıttı kurtuluşa inananları

Vatanı ev diye belleyenleri


Ev namustu

Ev şeref

Ev kimsesizliği örten kölelikten kurtaran yurttu


Vatan öylesine yaralı

Kaç yerinden hançerli

Savaşların, istilaların, işgallerin yorgunu


Daha demincek,  Viyana kapılarını sallayanlar

Trablusgarb’da, Mısır’da hükmedenler

Her bir Balkan şehrini adaletle yönetenler


Şimdi 

Hem de hiç direnmeden

Bütünüyle vatanı düşmana teslim etmiş

Milleti de kaderine terk etmişlerdi


Ah vatan

Canım vatan

Güzeli, nazlım vatan


Ki sen en güzel pınarlar kadar duru

En nadir çiçekler kadar güzel

El değmemiş, nazende bir bahar gülü

Genç kız heyecanı ve bize ana

Nasıl değer yaban eller bu vatana


İşte bu yolda, yola düştüler

Amasya, Sivas, Erzurum

Teslim olunmaz!

Manda kabul edilmez! Dediler

Ah! Bilseniz ne savaşlar

Aman! Ne cesaretler, ne kahramanlıklar

Nasıl bir direniş yedi düvele karşı


Eskişehir

Sakarya

Afyon

Akşehir


Düşmedi Haymana

Düşmedi İnönü, en zor koşullarda iki kere

İç kentler düşmedi

Düşemezdi çünkü:


Hedef Akdeniz’di


Akdeniz! Işığın yurdu

Akdeniz! Masmavi vatan

Akdeniz! Kurtuluşun son umudu


Ve başladı son yürüyüş

Dumlupınar’dan Bornova’ya

Yandı, yakıldı da İzmir

Teslim olmadı

Türk’ün bayrağı tekrar asıldı burca


Sonrası diplomasi

Mütarekeler, antlaşmalar

Ve 

Nihayet bir gün

Sonbaharda bir gün


Çıktı kürsüye mavi gözleriyle

Sarı altın saçlarının altında

Buğday teniyle konuştu

Beyler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz


Ekimdi

28 Ekim

Soğuk bir Ankara ekimi


Yürekler ısındı o an

Eski başkentte 

İstanbul’da

Semtten semte geçemezken

Hasta bir adamken

Genç bir delikanlı gibi

Dikildi ve ayağa kalktı mazlum halk

Onuruyla yine uyandı Ankara’da


Ve

Ayın yirmi dokuzu

Yepyeni o devlet

Ankara bozkırından

Boz bir kurt misali ayağa kalkıp

Yeniden doğarak kuruldu

Karaköy’de umudunu düşman postallarına ezdirmeyen adam

Milletine sözünü tuttu

Hür doğan

Hür yaşayan Türk’ün

Yurdu kurtuldu


1910’da başlayan o karanlığa

Mavi gözlerinin kıvılcımıyla

Bir ateş attı

Saçları gibi güneş oldu vatana

Türk’ün özgür yurdu kuruldu


Yetmedi!

Evet yetmedi!

Halk kendi iradesini kullanmalı dedi

Çünkü bir ulusun kaderi

Kimsenin ellerine bırakılamazdı

Şahsi emeller, bir halkı düşmana teslim etmemeliydi


Tam da o an dedi ki

Bu yeni vatanın adı Türkiye

Ve 

Bu Türk yurdunun kaderi

Sadece halkın kendi ellerinde

Rejimi demokrasi

Rejimi cumhuriyet

İşte o an, kararlı ağzından ilan edildi

29 Ekim 1923’te

Türkiye’de cumhuriyet

Ve

Elbette bizlerle

Yaşayacak ilelebet


GALİP UÇAR.       2025 EKİM.  ATALAR KARTAL


şiir 28 Ekim 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır


CUMHURİYET ORATORYOSU



31 Temmuz 2025 Perşembe

YAZ AŞKI ( ŞİİR / ŞARKI)

 Güneş ağır ağır ufuktan batarken

Sıcak kumların altında saklı bir sır gibi Adımlarını attın kumsala Girdin yüreğime birden Zaman durdu o an Aşkına düştüğüm zaman Gözlerinle yazdın yüreğime Aşkını aşk aşk diye Yaz aşkı Güneşin batışı gibi güzel Yaz aşkı Hiç bitmesin dilerim o an Yaz aşkı Unutulmaz bir masal gibi Yaz aşkı Ah kalbimde aşk aşk yanar Gülüşünün ışıkları doğarken Gece yıldızlar hep parıldar Bir aşk şarkısı mırıldanır yüreğim İçime gelir bahar Aşkınla dolup taşar hayatım Bir anda her yer mor çiçekler açar Sahilde kumlara yazarım Aşkını aşk aşk diye Yaz aşkı Güneşin batışı gibi güzel Yaz aşkı Hiç bitmesin dilerim o an Yaz aşkı Unutulmaz bir masal gibi Yaz aşkı Ah kalbimde aşk aşk yanar

GALİP UÇAR TEMMUZ 2025 BAĞDAT CADDESİ

Şiir 31 Temmuz 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır


YAZ AŞKI

1 Nisan 2025 Salı

GÛYA

 Gûya bayram ediyor insanlar

Yitmiş akide şekerleri
Zaten hiç sevmem ki
Sevdiklerimi de ölümsüz severim
Ölmeye doğduğumu unutmuş yaşarken
Ölüm ani
Nasıl
Neyle gelir bilinmez
Ama derler ya
Gitmeden görürler sevdiklerini
Belki rahatça yola çıkmak için
Ya kalan sevdiklerini neylerler
Derin bir uyku
Toprağın yatağında
Tahtadan nevresimler
Duyulduğu umulan göğe gider
Onsuz ilk gündür
Onsuz ilk bayram
Oysa bunları başka şeylere kullanırdık
Şimdi yeni anlamlarına
Umulmayan ve onulmayan ölümle kavuşurlar
Ne şekerini istersin bayramın
Ne selamını misafirin
Yitip gidene ağlarım
Ağlarım vedasız gidişlere
Ki hiç veda etmemezlik etmezken kimseye
Anlamını bilmediğim ölümlülükle
Anlanır veda edemeyişlerin eksikliği
Ki ertesi güne randevu vardır
Ama mezarlığa değil
Mezarlıkta değil
Gitmekle kalmak arası bir çıkmaz sokakta
Senaryosunu çözemediğim bir filmi
Yarı uykulu
Tepkisiz izlemekteyim
Ya çığlık çığlık isyana
Ya derin uykuya meyilliyim
Kayıp bir çağın başlangıcına yürüyen
Kapkara bir gölgeyim
Oysa demincek...
Şimdi kayıp yıllara mı
Kayıplara mı
Bu ahım
Bu dünyada misafir
Dünya çevresinde dönen
Sağır bir mihmanım

GALİP UÇAR.         MART 2025

Şiir 1 Nisan 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat Dergisinde yayınlanmıştır

25 Aralık 2024 Çarşamba

BİR DE DEVRAN ÇAĞLAR MESELESİ VAR

 Onca aşk acısını

Onca ekonomik uçurumları

Onca Sınıf mücadelesini

Onca Darbe sonrasını

Onca haksız kazancı

Onca sömürüyü

Onca hırsızlığı

Onca yolsuzluğu

Onca ötekileştirmeyi

Onca muhtaç bırakılmayı

Onca ezilmeyi

Onca doğru söyleyip dokuz köyden kovulmayı

Onca işsizliği

Onca sevgisizliği

Onca zulmü

Onca hainliği

Onca satılmışlığı

Onca dilenciliğe alıştırılmışlığı

Onca ihaneti

Onca cahilliği

Onca rezilliği

Ülkede sıralamanın dışında bir de

Bir de Devran Çağlar meselesi var ki

En büyük haksızlıklardan birisi

Sesi güçlü olmak yetmiyor çoğu zaman

Engellenmek için

Dürüst olmak

Doğru olmak

Düzgün olmak

Ve hepsinden çok daha güzel sesli olmak

Yeterli bir neden

Onlarca dert gibi

Bu da büyük haksızlıklardan

O ve onun gibi olanların

Sesi olsun diye yazdım

Hatırlansınlar

Unutulmasınlar diye

Onlarca yıl sonra

Hak en azından 

Bu şiirde yerini bulsun diye

Yazdım

GALİP UÇAR     2016


Şiir 25 Aralık 2024 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

10 Mart 2024 Pazar

DOĞU

 

Gelinliğini giyinmiş bakıyorsun bana uzaktan

Ağaçlarının kurumuş dallarının üstünde

Çoraplar, elbiseler

Hepsinden yere doğru bir sarkıt

Düğünümüz var diyorsun damatsız

Ağlıyorsun iki göz pınarından

Yanaklarından akıyor bir Dicle bir Fırat

Sapsarı, yeşil gizemlerin var

Gelinliğinin altında

Kahverengi yükseltilerinde mor karanlıklar

Ateşler yanar gecelerde kızıl

Adına doğu demişler

Uzak kalmış adın

Sen hep damatsız gelinlikli kadın


GALİP UÇAR                                                   2012 SAHRAYICEDİT

Şiir 10.03.2024 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

şiiri okuma linki: DOĞU

12 Ekim 2022 Çarşamba

KÖMÜR GÜLÜ

 Kömür gülüdür geceler

Bir ateşe versen yanacak gökyüzü
Bir de güzel kokar
İçtiğin yanı kâr
İçine ittiğin sana kâr
Kor düşer içine
İçinde bir mangal
Gece olur seni yakar
Sen gece içinde kaybolmak istersin
Sokak sokak
Ama her yerde kendinlesin
Yani tanıdıkla rastlaşırsın her yerde
Seni iyi bilen bir katille beraber yani
Kaçamazsın
Bu ölüm senin
Mezarına kömür gülleri dikilinceye değin

GALİP UÇAR.                   2022 ALİBEYKÖY

Şiir Kirpi Edebiyat Dergisi 11. Sayı Ekim 2022 tarihinde yayınlanmıştır



Şiiri dinlemek için: KÖMÜR GÜLÜ


26 Ağustos 2022 Cuma

SONBAHARIN ULAĞI ULAŞTI

 Ve yağmurları da yağdı

Kesik kesik bulutların
İlk yaprak düştü
Serseri rüzgarlara kapılıp da
Ayrıldı dalından evinden
Kaderini yaşamaya
Karardı sabahlar
Karardı aniden
Güneş küstü alındı
İlk yağmurlarını yağdırdı sonbahar
Habercisi ulaştı ağustosa
Bir sabah telgrafında
Şimşek şimşek
Gök gürültülerinin eşliğinde çıktı yola
Yaz bitti duydun mu
Bir ağustos sabahında
Beklenmedik anda
Yaz bitti
Sözler gibi
Öle öle günleri
Bir gasilhane sabahında
Ağır yağmurlarla yıkadı şehri
Oysa dün daha
Kısa kollularla
Ve göz yakan terlerin aktığı yanaklarda
Yaşama sevinciyle doluydu yaz
Şimdi
Böylesi ani ve acı
Bir sabah
Gök gürültülerinin salasında
Kalktı cenazesi
Ah

GALİP UÇAR   İSTANBUL

Şiir 26.08.2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

27 Nisan 2021 Salı

ÇALLI'NIN SAHİL BARAKASINDA

 

Çallı'nın Sahil Barakasında