Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2026 Cumartesi

GALİP UÇAR'IN VARYASYON KALEMLER ADLI EDEBİYAT SİTESİNDE YAPTIĞI RÖPORTAJ

Yazar Galip Uçar'ın, Varyasyon Kalemler adlı edebiyat sitesi ve dergisiyle yaptığı kitapları üzerine Röportaj aşağıda linkte yer almaktadır. 


İçerik: 

1. Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Malatya asıllı bir ailenin İstanbul doğumlu çocuğuyum. Klasik 80lerde darbe sıkışıklığında doğmuş, 90ların o safiyane yeni arayış dönemindeki geçiş dönemini yaşamış ve nihayetinde Milenyum kırılması ve yozlaşmasını da gençliğinde hissetmiş klasik bir insanım. 2008 senesinde Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olduktan sonra 2009’da öğretmenlik yaşamım başladı. 2010’da Eğitim Yönetimi ve Denetimi yüksek lisans programını ardından da Tarih ve Kültürel Miras ve Turizm lisans programlarını da bitirdim. Bu üçünün birbirini tamamlayıcılığıyla da kültürel olarak kendimi donatarak öğretmenlik ve eğitmenliklerimde öğrencilerime, on sekiz senedir, bilgi vermeye devam ediyorum.

2. Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

Lise yıllarında çok da etkili olmayan yazılar olsa da tabi ki Türkoloji bölümünü bitirince yazarlık etkisi altında oluyorsunuz. Editör ve eleştirmen olarak da yetiştirilseniz de o birikim ve sürekli okuma halleri biraz da ilgi varsa sizi yazarlığa itiyor. Lakin daha çok coğrafî bazlı anlaşılmama ya da anlaşılmayanları anlatabilme derdine düşme yazmaya daha çok yönlendirdi. Düşünün ki ötekiyi, anlaşılmayanı, dışlananı yahut sıradan yaşayan ve hayattan beklentisi kalmamış ümitsiz birini anlatıp onun varlığını gösteriyorsunuz. Bu bambaşka bir misyon. Yahut görülmeyen küçük ayrıntıları göstermek, sezdirmek, fark ettirmek.

3. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

Tam olarak edebi metin diyebileceğim eser, Yeditepe Üniversitesi’nde bir derste ki Hilmi Tezgör’ün dersiydi, ona da selam olsun, Ukraynalı bir ailenin, kadının adı Daria adamın adı Anatoli’ydi, durum hikayesiydi.

4.Bu ilk adım size ne hissettirdi?

Öncesinde şiirler yazıyordum ama hikâyede iddialı olduğumu düşünmüyordum. Deneme yeteneği olabilecek yazar olarak arada sırada yazarım diyordum. O hikâyeyi yazarken de sonra okuduğumda da, gelen tepkilerle de “yahu oluyormuş demek” diye düşünüp şu an 3 hikâye kitabı sahibi ve çeşitli dergilerde hikâyeleri çıkmış biri olarak karşınızdayım

5. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

İlla ki vardır. Yazar illa ki kendinden katıyordur. Tekrar eden temalar Toplumcu Gerçekçi bir yazar olmam sebebiyle illa ki var. Halkı halkın dilinden halkça anlatıyorum. Onların dertleri, yaşamları devam ettikçe de farklı şekillerde devam edecektir.

6. Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

Karakterler elbette yazarlardan parçalar içerir. Tamamen kurgu bir karakter olabileceğine inanmıyorum. İnsan illa ki kendini katıyor. Bulduğum değil varım

7. Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

İlk kitabım 2023 senesinde Mart ayında çıkan İmsomnik Gecelerin Öyküleri ki yakın zamanda ikinci baskıya da geçti. 2008 ile 2022 arasında yazdığım öykülerden oluşuyordu. Sonra Öğretmenlerden Hikâyeler adlı ağırlığımı koyduğum, editörlüğü ve yayımcılığı da benim olan ama piyasaya sürülmeyen, kolektif bir kitap çıktı. O dönem çalıştığım okulda ve çevresindeki okullarda çalışan öğretmenleri ikna ettiğim bir projeydi. 2025 senesinde Yokluğunda adlı şiir kitabım çıktı. 2024 Eylül’ü ile 2025 Şubat’ı arasında yazdığım şiirlerden oluşuyor. Hepsini Caddebostan Sahili’nde yazmıştım. İçinde toplumcu gerçekçi öğeler olsa da İkinci Yeni’ye daha yakın şiirleri içeriyor. 2026 senesinin Mart ayında ise iki kitabım çıktı. Bunlardan biri, on senenin üzerinde eğitimini verdiğim Diksiyon, Sunuculuk, Spikerlik dersinde ve sonrasında öğrencilerin tavırlarını ve tepkilerini gözlemleyerek, ihtiyaçlarına yönelik hazırladığım 10 bin metnin 1000 adedinden oluşturduğum ve içinde teorik bilgilere de sahip olan Diksiyon Hitabet Sunuculuk Mikrofon Sanatı Tanımlamaları ve Araştırma Metinleri eğitim kitabı ve de ailemin kökeninin geldiği Malatya ve kültürünü, dilini içeren Malatya Hikâyeleri adlı öykü kitabım.

8. Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

Hepsinde illa ki ben varım, anılar var, yaşanılanlar var, gözlemler var. Ama Malatya Hikâyeleri, köklerime, kültürüme ve memleketime olan bir armağan. Özellikle de deprem sonrası yıkılan ve ayağa kalkmaya çalışan bir şehrin, ta Aslantepe’den bu yana gelen o kültürünü, yaşam stilini, sıradan olaylarla nakşetmek istedim. Dilini elbette. Yöresel diyalogları da içerdiğinden Türkoloji kökenim de eserin içinde etkili

9. Yazarken size ilham veren şey nedir?

Ben ilhama pek inanmıyorum. Ne kendisine, ne perisine. İçsel bir yetenek, bir şeylerle tetikleniyor ve beyin, ürettiklerini parmak uçlarına sinirler aracılığıyla yönlendiriyor ve o trans halinde ki gerçekten hayattan kopuyorum yazarken, eserler ortaya çıkıyor.

10. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

Fikri bir durumsa, o ideolojiyi savunma ve hayatta tatbik içgüdüsü. Kurgusal durumda ortaya konmuş fikir ise insanlığa onu anlatmak gerekliliği. En eski zamanlardan bu yana edipler aslında hikâye hatta masal anlatıcısı değil mi? Destan dönemini düşünün, yazının olmadığı dönemleri. Bir destancı gelip, bir meydanda olanları anlatmıyor muydu? Bu sayede insanlar dostunu, düşmanını bilmiyor muydu? Hadi her şeyi bırakalım daha önceye gidelim. Duvar yazıları daha doğru haliyle duvar resimlerine. Mağaraya ne için çizildiler? Bir derdi anlatmak için, bir şey duyurmak için. Yahut bir şeyi öğretebilmek için…

11. Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

Rutinim yok. Bir anda geliyor ve ben yazıyorum. Bunun için teknolojiye de aşırı müteşekkirim. Hemen başımın ucunda duran telefonu alıp, gece aklıma gelen bir şeyleri not alabiliyorum. Yine aynı telefonun not bölümüne yanımda kağıt olmadığı herhangi bir yerde eserleri kaydedip hatta yayınlayabiliyorum. Rutin olmayı bırakın bazen kendime “bir dur” diyerek rutini kırmaya yönelik daha az üretmeye yönelik çabam bile var. Bu okuyucuya bu kadar eser sunmak nasıl gelirin bir önyargısal durumu. Bazen akla hayale sığamayacak sayıda gün içinde yazı çıkabiliyor.

12. Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

Genellikle gece vakitleri ondan sonra da gurub vakitleri yazmak iyi geliyor. Gecenin tek kötü yanı uyur uyanık halde üşenip de yazmadığım ve sabah unuttuğum projeler oluyor. Yüzlerce böylesi gitmiştir.

13. Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Genellikle zorlanmıyorum. Eskiden ev ortamı yahut çevre diyebilirdim ama teknoloji sayesinde bu aşıldı. Tabi ki tekrara düşmeme kaygısı illa ki vardır. Bu zorlayıcı bir unsur olabilir.

14. Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Olmuştur. “Aman ne uğraşacaksın” diye birkaç kere demişimdir. Sonrasında iki, üç yazı çıkmıştır ama

15. Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

Ben toplumu, toplumdaki gerçekleri anlatırım. Yahut fütüristik eser yazdıysam, toplumda ne gibi deformasyonlara yol açabileceğini içinde barındıran ama ihtimali büyük kurgularla yazarım. Bireysel şiir ya da hikâyem de vardır ama mesele insan oldukça bir insan, bir halkın parçası ise ve o halk, bir yerin toplumuysa toplumculuğu barındıran eserler ve insanı insana anlatan konular ve mesajlar vardır. Bir zaman, bir kişi “İlla bir şey anlatmak, bir ders vermek zorunda mı?” diye sorduğunda öyle içimden geldiğince ve aslında benlik olmayan dörtlükleri de not aldım. Onlar da kitap olacak halde basımlarını bekliyorlar. İçerikleri ya da oluşumları “hiçbir şey anlatmamak” üzerine olsa da illa bir şeyler anlatıyorlardır.

16. Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

Ne hissettiler, ne betimledilerse o. Ders almasınlar ama bazı farkındalıkları da metinden edinip, hayatta gözlerine yeni şeyler illa ki çarpsın. Bakmasınlar, görsünler.

17. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Zorunda değiller. Ben asla zorlamam. Bir nedeni de yok. Ama illa bir neden gerekiyorsa fark edemediklerini fark etmek, bakıp da görmediklerini görsünler, bilmediklerini aysınlar diye belki.

18. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

Ben benim, onlar kendileri. 9 milyar insan, içinde ikiz, üçüz kişiler de var ama hepimizin bedeninde organlarımız özellikle beyin ve yüreklerimiz ayrı. Bende benim yüreğimin süzgeci ve beynimin yaratıcılığı var. Önemli olan da zaten bu özgünlük

19. Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

Hayat yaşanır, yaş aldırır. Gün doğar, gün yaşanır, gün biter. Lakin gün içinde öylesine yaşamak da vardır, bazı şeyleri görüp, anlamlandırmak da. İşte bu cesareti edebilmeliler. Empati önemli. “Neden acaba?” sorusu, “Niye yapmış olabilir ki?” sorusu da önemli. Her verileni öylesi kabul etmemek lazım. Kişisel özgürlük alanına saygı önemli olmakla beraber sıradan kopup, kara koyun olmak lazım. Sırada beklerken kafayı şöylesi bir dışarı çıkartmazsan, sıranın sonunda ne var? Trafik neden tıkalı? Bunları anlamadan sadece bekleriz. Bakmaya değil görmeye, anlamaya ve sorgulamaya çalışsınlar. Bazen ulu çıkar, kutsal ağaç dedikleri ve tapındıkları bir fiskeyle yıkılacak çürük odun parçasından ibarettir. Bunu bilsinler

20. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

Cesaret et ve üşenme

20 Mayıs 2026 Çarşamba

USLANACAK

 Yağmur yağıyordu yüreğime

Oysa yaz düşleri kurduran 

Mayısın herhangi bir günüydü

Ben ki gözlere aldanmayı bırakmış

Sözleri umursamaz olmuştum

Renklerin önemi kalmamıştı

Ha bir kafe melange

Ha bir Türk kahvesi

Hepsinin tadına varmıştım

Aldanmıştım

Uzaklarda ihanet buluşmaları

Hain kurgular

Öylesine yaşıyorlar sanıyorlardı oysa

Yaz gelecekti

Deniz kıyıları

Kumsallar ve güneş

Kim derdi 

Yağmur damlalarının halkaları yayılacak

Yüreğim suskunluğa karışacak

Bir daha hiçbir renge aldanmamak üzere

Uslanacak


GALİP UÇAR                                     MAYIS  2026

Şiir 20 Mayıs 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

USLANACAK



11 Ağustos 2025 Pazartesi

SİGARASININ UCUNDAN ETTİĞİ İNTİHAR

 

Sigarasının ucunda hayallerini yaktı

Rengarenk dumanlarıyla hayalleri göğe dağıldı

Gözleri daldı

Hayalleri gözlerine doğru saldırıp

Gözlerini yaktı

Sigarasının ucundan yere doğru baktı

Hayalleri duman olup rengarenk göğe doğru çıktı

Gerçekleri grileşti

Kül oldu

Dağıldı

Ayakları altından kayan gerçekleriyle birlikte

Yere doğru yığıldı

Ne hayalleri kaldı

Ne gerçekleri kaldı

Sigara bitti

İzmarite dayanmış ömrü gibi

Yere düştü

Ezildi

Bitti


GALİP UÇAR                            MAYIS 2020


Şiir 11 Ağustos 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

Sigarasının Ucundan Ettiği İntihar

1 Nisan 2025 Salı

GÛYA

 Gûya bayram ediyor insanlar

Yitmiş akide şekerleri
Zaten hiç sevmem ki
Sevdiklerimi de ölümsüz severim
Ölmeye doğduğumu unutmuş yaşarken
Ölüm ani
Nasıl
Neyle gelir bilinmez
Ama derler ya
Gitmeden görürler sevdiklerini
Belki rahatça yola çıkmak için
Ya kalan sevdiklerini neylerler
Derin bir uyku
Toprağın yatağında
Tahtadan nevresimler
Duyulduğu umulan göğe gider
Onsuz ilk gündür
Onsuz ilk bayram
Oysa bunları başka şeylere kullanırdık
Şimdi yeni anlamlarına
Umulmayan ve onulmayan ölümle kavuşurlar
Ne şekerini istersin bayramın
Ne selamını misafirin
Yitip gidene ağlarım
Ağlarım vedasız gidişlere
Ki hiç veda etmemezlik etmezken kimseye
Anlamını bilmediğim ölümlülükle
Anlanır veda edemeyişlerin eksikliği
Ki ertesi güne randevu vardır
Ama mezarlığa değil
Mezarlıkta değil
Gitmekle kalmak arası bir çıkmaz sokakta
Senaryosunu çözemediğim bir filmi
Yarı uykulu
Tepkisiz izlemekteyim
Ya çığlık çığlık isyana
Ya derin uykuya meyilliyim
Kayıp bir çağın başlangıcına yürüyen
Kapkara bir gölgeyim
Oysa demincek...
Şimdi kayıp yıllara mı
Kayıplara mı
Bu ahım
Bu dünyada misafir
Dünya çevresinde dönen
Sağır bir mihmanım

GALİP UÇAR.         MART 2025

Şiir 1 Nisan 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat Dergisinde yayınlanmıştır

10 Mart 2024 Pazar

DOĞU

 

Gelinliğini giyinmiş bakıyorsun bana uzaktan

Ağaçlarının kurumuş dallarının üstünde

Çoraplar, elbiseler

Hepsinden yere doğru bir sarkıt

Düğünümüz var diyorsun damatsız

Ağlıyorsun iki göz pınarından

Yanaklarından akıyor bir Dicle bir Fırat

Sapsarı, yeşil gizemlerin var

Gelinliğinin altında

Kahverengi yükseltilerinde mor karanlıklar

Ateşler yanar gecelerde kızıl

Adına doğu demişler

Uzak kalmış adın

Sen hep damatsız gelinlikli kadın


GALİP UÇAR                                                   2012 SAHRAYICEDİT

Şiir 10.03.2024 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

şiiri okuma linki: DOĞU

27 Nisan 2021 Salı

ÇALLI'NIN SAHİL BARAKASINDA

 

Çallı'nın Sahil Barakasında

24 Şubat 2021 Çarşamba

KARA BİR KEDİYİM

KARA BİR KEDİYİM


Siyah bir kedinin
Altın rengi gözlerinden baktım şehre
Öylesine bir tefekkür
Öylesine bir merak
Doğasında olmayışın garipliğinde
Konforlu bir huzur
Narsist hissiyatlar
Güvenli alanlar
Bir yandan mideme düşman
Bir yandan keyfime yoldaş
Yumakların rüyasında
Tüyümden karasını düşünmedim
İnsan eli değdikçe kirlenen tenimi
Her defasında
Bir kedi edasıyla
En kuytu köşelerine dek temizledim
Geceleri hep sevdim
Gündüz şekerlemelerini de
Ne kadar söylenilse de
Bir kendimi bildim
Yönlendirilmedim
Yönlendirtmedim
Asi ruhumu aheste adımlara böldüm
Ben kendimi bildim bileli
Kapkara bir kediydim

Galip Uçar                Şubat 2021 

Şiir Eecstaticc Sonsuz isimli sanat kitabının 216. sayfasında Mart 2021 tarihinde yayınlanmıştır

Kirpi Edebiyat Dergisi'nin Haziran 2021 sayısında yayınlanmıştır




BEATİKİN BEATKİN ŞİİRİ

 BEATİKİN BEATKİN ŞİİRİ


Çok uzak diyarların Beat gezgini
Dilinde dudaklarında raylardan gelen seslerin özlemi
Şimdi dört duvar arasında kapanmış yorgun bir serseri
İçinde evine dönememenin burukluğu
Şiir geceleri ardından humar sabahların anılarda kalan sarhoşluğu
Dağılmış kağıt ruloları arasında yuvarlanan bira şişeleri
Kendin değilken sen
Sen sen olamıyorken
Fütursuzca yazsan
Parmakların patlayıp
Zihninin en derin sinirlerindeki saykodelik kıvrımlardan
Aksa deli kanın ne olacak sanki vücuduna
Kafeste kuş
Evinde beatik haldeyken sen
Kırık bir gitar gibi yaslanmışken beatkin halde duvara
Televizyon sesinden başka ses duyamazken
Sen sen değilken yani
Harflerden kelimelere ne ki
Beatmişken bitmişsin yanisi

Galip Uçar             Şubat 2021

Şiir Eecstaticc Sonsuz isimli sanat kitabının 216. sayfasında Mart 2021 tarihinde yayınlanmıştır




9 Şubat 2021 Salı

NERGİS VE KUŞ

 

Nergis ve Kuş

Gözlerimde açan gülleri solduran hırs
Kibrin ve kinin
Oysa şarkılar söyler de uçardım sana
Tüm göğsüm delik deşik olsa da
Yırtılan diyaframıma aldırmadan
Sevda şarkıları söylerdim
Göl kenarında bitsen de
Yahut bir bahçede fark etmeden
Rengini umursamadım hiç
Umursamadım da ömrüm boyunca renkleri
Şekillere bakmadım
Sevmedim kalıpları, kalıp sözleri
Atasözlerinden ders aldım da
Tutmadım aklımda
Yazdığım şiirleri okumadım ezbere
Şarkılaşanları ise bir sana tek sana
O da acapella
Güldün güneş açtı
Uyudun ay doğdu
Bir ulu çınardan öğrendiğim ninnileri söyledim
Umurun değildi
Başka rüyalar gördün
Sen uçmamı severdin
Kan revan dökülen kanlarımı
Yırtık diyaframımdan çıkan
Yorgun şarkılarımı
Ama sen en çok
Kendini severdin
Beni sevmek istediğinden severdin
Sevmek istediğinden sadece
Sen bir güldün
Rengi cinsi nadir
Narin
Ama hep kendini nergis zannettin
Ondandır anlamadığın
Yaralı göğsümden akan kanın
Söylediği isyan dolu naif şarkılarımı

GALİP UÇAR Acıbadem

Şiir Şubat 2021'de Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır

şiir linki


27 Ocak 2021 Çarşamba

AŞK İLE DÖNDÜM KENDİME

 

Aşk İle Döndüm Kendime

Bir yangındım kaynağı bilinmeyen
Hırsla dolu
Keskin
Sarp dağ başlarıydım
Ara sokaklardan caddelere taşan bir isyan
Kuşatılmış bir meydandım
Kapkara bir bayraktım
En önde ellerde sallanan
Sert vurgun yorgun salınan simsiyahtım
Kızılını ve umudunu yitiren
Bir alevdim
Gülüşünü bir yerlerde unutmuş
Rotasız bir seyyahtım
Çıkınında bir şeyi kalmamış
Tabanları ağrılı
Omzu mor
Kolları bitap
Çarığı yırtık
Sakalı kir pas toz içinde biçimsiz
Küfürlerle dolu ağzıyla
Şehir şehir gezen
Asası kırık avuç içi çürük
Kendini diyar diyar sürmüş
Çapası soğuk sularda kaybolmuş
Demir atmış bir gemiydim
Yaz günlerinde çatlamış derin bir toprak
Ay ışığını kaybetmiş yıldızsız bir geceydim
Parmak uçlarında ağrı sızı nasır
Uzak yollarda yürüyen kimsiz kimsesiz kimliksiz
Sonra geldin
Bir kış gibi yağmurlar yağdırdın
Kurak topraklarıma
Yudum yudum içtim
Bereketlendi filizlendi
Çürümeye yüz tutmuş tohumlarım
Kar oldun beyaz
Örttün biçimsiz sarp kayalıklarımı
Güzel bir manzaraya çevirdin ufuklarımı
Harladın hayat ateşimi
Ab-ı hayat oldun
Evim oldun
Kalbin evim oldu
Kimsem oldun
Rehberim oldun yollarda
Demirimi kırılmaz eyledin çapam oldun
Sular güvenli oldu senle
Aşk aşk besledin
Güzel güzel sevdin
Biçim verdin
Gönlümüm ufkunda güneş gibi doğdun
En karanlık gece şafaklarında
Ne güzel ne güzel sevdin

Aşk ile döndürdün kendime

Galip Uçar  2020 Ekim  

Şiir 25.01.2021 tarihinde Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır

 Şiir linki