Güneş tenimi sıcak sıcak yakarken
Denizden eserken tuzlu bir heves Kalbim sana atıyor kalbim senin Sanki yaz rüzgarında bir meltem Ay ışığında dans ederken Yıldızlar şahitti bizi izlerken Yaz aşkım Tut bizi bırakma Yaz aşkım Sen sanki bir rüya Bir masal gibi seninle geçen her an Sevgilim aşkımız bir efsane gibi Kumlara bastığımız ayak izleri Zerrelerin hepsi bu aşkın şahidi Dalgalara saklı bir şarkı söyledim sana Gözlerinde aşk oku kalbimi delen Ay ışığında dans ederken Yıldızlar şahitti bizi izlerken Yaz aşkım Tut bizi bırakma Yaz aşkım Sen sanki bir rüya Bir masal gibi seninle geçen her an Sevgilim aşkımız bir efsane gibi Gecenin sıcağında beraber el eleydik Aşkın ateşiyle sahile serildik O an sevgilim biz sadece bizimdik Teninin dokusu çiçeklerden gelen Ay ışığında dans ederken Yıldızlar şahitti bizi izlerken Yaz aşkım Tut bizi bırakma Yaz aşkım Sen sanki bir rüya Bir masal gibi seninle geçen her an Sevgilim aşkımız bir efsane gibiBlog Ziyaretçi Sayısı
Ara ve Bul
Blog Site Translation
26 Ağustos 2025 Salı
YAZ AŞKIM (şiir - şarkı)
20 Aralık 2023 Çarşamba
BİR KADIKOY VAPURU
Gün yeni doğuyordu
Pembelikler sızıyordu
Gri bulutlar arasından
Durak camları olanca kırağı
Çimler ölümü beklercesine donuk
Bir Kadıköy vapuru kalktı o an
Burnu doğuya dönük
Martıdan daha beyaz
Martı kadar sessiz
Bir Kadıköy vapuru gitti ağır
Sis çökmüşken uzak tepelere
Bir havuz ortasında
Yükselip alçalan suyun ritmiyle
Güneşin Çamlıca’dan doğma hızında
İlerledi ve gözden kayboldu
Galata Kulesi civarında
GALİP UÇAR ARALIK 2023 AYVANSARAY
Şiir 20 Aralık 2023 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır
video linki: BİR KADIKÖY VAPURU
8 Aralık 2023 Cuma
ŞEHRİN KARŞI KIYILISI
İki ayrı yüzüyüz İstanbul'un
Ben başka bir sen
Sen başka bir ben
İki kavuşmaz yakayız
Düğmesiz iliksiz
İki farklı kulesiyiz İstanbul'un
Sen denizde dalga içinde
Ben tepede rüzgârlara direnen
Görsek de beyaz vapurları
Beyaz martılar izin verdiğince
Sissiz ve hissiz İstanbul sabahlarında
Konuşup görüşemeyiz uzak yakınlıklardan
İki medeniyetiz İstanbul içinde
Sen surlarla kaplı
Ben saraylara sığıntı
Toplarla döveriz birbirimizi
İşgaller ve kan gövdeyi götürü fetihlerde
İki düşman medeniyetiz o iki medeniyete
Ani seferler sonrası kuşatılan
İzleri yok edilmeye çalışılan
Hırslı asi ve vandal
İki ayrı deniziz İstanbul'da
Birimiz kuzeyde buz kesmiş
Diğerimiz ılıman
Birimizin altı cehennem çukurları
Diğeri felaket fay hatları
Ama İstanbul'dayız ya
Sen karşı kıyılısın
Ben karşı kıyılı
Köprüler atmışlar üzerimize
Bağlamışlar yüreğimizi
Koparamazlar kıyamet kopsa dahi
GALİP UÇAR. KASIM 2023 FENER
Şiir 8 Aralık 2023 tarihinde Zamansız Dergide yayınlanmıştır
25 Kasım 2023 Cumartesi
İSTANBUL'UN İKİ YAKASI
Ben başka bir sen
Sen başka bir ben
İki kavuşmaz yakayız
Düğmesiz iliksiz
İki farklı kulesiyiz İstanbul'un
Sen denizde dalga içinde
Ben tepede rüzgârlara direnen
Görsek de beyaz vapurları
Beyaz martılar izin verdiğince
Sissiz ve hissiz İstanbul sabahlarında
Konuşup görüşemeyiz uzak yakınlıklardan
İki medeniyetiz İstanbul içinde
Sen surlarla kaplı
Ben saraylara sığıntı
Toplarla döveriz birbirimizi
İşgaller ve kan gövdeyi götürü fetihlerde
İki düşman medeniyetiz o iki medeniyete
Ani seferler sonrası kuşatılan
İzleri yok edilmeye çalışılan
Hırslı asi ve vandal
İki ayrı deniziz İstanbul'da
Birimiz kuzeyde buz kesmiş
Diğerimiz ılıman
Birimizin altı cehennem çukurları
Diğeri felaket fay hatları
Ama İstanbul'dayız ya
Sen karşı kıyılısın
Ben karşı kıyılı
Köprüler atmışlar üzerimize
Bağlamışlar yüreğimizi
Koparamazlar kıyamet kopsa dahi
15 Ekim 2023 Pazar
BİR ORTA DOĞU CİNNETİ
Bir Orta Doğu cinnetidir bu
Çölden kalkan kum fırtınasıSusuz çatlak dudaklar
Bomba çatlaği duvarlar
Yıkıntı
Gri
Sarı
Ölümü göze almış bir acımasızlık
Sabah delicesine sıcak
Gece öldüresiye donduran
Öğlen ve akşam üzeri doğal yollardan öldürmeyen
Tuzlu deniz
Tuzlu göller
Tuz yanığı ten
Dağılmış kardeşliklerin
Yayılmış düşmanlıkları
İhanet zincirleri
Kahpe pazarlıklar
Kara petrol
Kara para
Kara yazı
Bir Orta Doğu cinnetidir bu
Cinayettir yol ortasında
Kesik kafalar
Keskin nişancılar
Kara örtüler
Kara düzen
Habil ve Kabil'den bu yana
Yan yana gelmez kardeşlik
Yan yana gezen kalleşlik
Orta Doğu cinneti bu
Bir kibrit ateşiyle infilak edip
Cephanelikler patlatan
Sigara dumanı gibi
Hızla coğrafyaya yayılan
Kutsal duvarlar
Çöken duvarlar
Sınır duvarları
Açık hapishaneler
Kanlı bayramlar
Kurban niyetin doğan çocuklar
Elleri taşlı
Gözleri yaşlı
Bir Orta Doğu cinneti bu
Cehennemden farksız
Elleri kanlı
OKUMA LİNKİ: Bir Orta Doğu Cinneti BİR ORTA DOĞU CİNNETİ
27 Ağustos 2023 Pazar
İNFİLAK ETMİŞ ŞEHRİN ÇOCUKLARI
İnfilak etmiş bir şehrin
Yıkık surlarından akan
Nefret şelalerinin çocuklarıydılar
Çeşme soğukları bilir
En sıcak sohbetlerini
Yıldızlar koyup gömlek içlerine
Isıtırlardı kendilerini
İşitirlerdi ciğerlerinde
Uzak galaksilerin manasız gelen hikayelerini
Araba farlarının sokak lambalarından
Çok daha aydınlık olduğunu
Göz kapaklarınca okurlardı
Yağmur suyuna dost
Kara ise yoldaştılar
Güneş anneleri gibiydi
Gözlerinden öper uyandırırdı
Sonrası karın ağrısı
Açlık
Çatlak dudaklarda susuzluk
Sırtlarında dün yaslanıp bekledikleri
Trafik ışığının direğinin izi
Ellerinde mendil
Ellerinde su
Ellerinde cam sileceği
Yaşlı bir gramafonun
Kırık kemikleriyle cesedini taşıyan
Eskiciye selam verirlerdi kimi zaman
Kimi zaman mahalleden tanıdıkları
Kafadar bir abiye
Kimi zaman uyluklarında zabıta morluğu
Omuzlarında polis çöküntüsü
Yamalarında dökülen bozukların sesi
Sirenlere karışırken
Şehir infilak ederdi
Sonrası hiç
Sonrası hiçlik
Bilinmez bir rem uykusu
Çığlıklarına boğulanGALİP UÇAR 2023 KINALIADA
Şiir 27 Ağustos 2023 tarihinde Kibele Sanat Dergisinde yayınlanmıştır
19 Temmuz 2023 Çarşamba
AN-I ÂRAF
Kalmakla gitmek arası
Bir araf buKalmak isteyip de gitmek zorunda kalmak
Kalmak istemeyip gidememek
Birçok şeyi yüklenip
Birçok şeyi yerinde bırakmak
Bir gün bir soru soracağım
Cevapları da vereceğim
Oturduğum yerden kalkacağım
Gideceğim
Bir şeyler kalacak
Çok şey oturacak
Sonrası ne olacak
Öncesi bilmeyecek
Şimdisi var olacakken
Birazdan yok olacak
Ben de yok olacağım
Yeni bir şey doğacak
O an
Anda yaşanan
Anı yaşatacak
Anı olacak
17 Mart 2023 Cuma
ÇANAKKALE ÜÇLEMESİ
VATANDIR ÇANAKKALE
Bir toprak
Çiçek verir
ağaç verir
Bir toprak
uğruna
Kaç binler can
verir
Kolay değil
Vatandır bu
Yurt edinmiş
halkım
Kolay değil
Ne zorluklarla
çilelerle yurt olmuş
İyi günü
görmüş
Kötü günü de
görmüşüz
Ama böylesi
kötü günlerde
Kol kola
Can cana
vermişiz
Yedi düvel
üstümüze gelmiş
Topu tüfeği
gemisi
Bir olmuş
saldırmış da
İlle de vatan
demiş vermemişiz
Kilitbahir
kilitlenmiş canımızla
Ya istiklal ya
ölüm demişiz
Milyonlarca
kardeşim
Bacım yaşasın
diye
Ölmeyi emir
almış
Göğsümüzü
siper etmişiz
Kurşunlar
çakışmış birbirine
Binlerce şehit
düşmüşüz
Tepelerde
sahillerde denizde
Çanakkale
geçilmez
Dur yolcu
demişiz
Canımızı
vermişiz de
Vatanı
vermemişiz
SARIŞIN BİR KURDUN GÖZÜNDEN
Bir
sarışın kurdun
Mavi
gözlerinden
Uzun
uzun baktım
Şanlı
Çanakkale’ye
Gördüm
kefensiz yatanı
Gördüm
gözünde vatanı
Haykırdım
boğazlardan
Dur
Dur
yolcu
Bu
topraklar
Sadece
toprak değil
Bu
topraklar
Uğruna
can verilmiş şanlı vatan
Bil
ki ölümsüzdür
Altında
şanlı yatan
GECE AY VE YILDIZI
Gecenin
ayı
Gecenin
yıldızı
Günün
güneşi
Hepsi
şahittir
O
dağlarda
Tepelerde
Aç
susuz
Vatan
diye direnen
Türkün
şehididir
Bir
kapıyı tutmadır ki
Tüm
Anadolu’yu korur
Türkün
ateşidir bu
Çanakkale’ye
savrulur
şiiri dinleme linki: ÇANAKKALE ÜÇLEMESİ
31 Ocak 2023 Salı
ARALIKLAR ARALIKLAR
Saçlarından fırlayan rahvan atlar
Dört nala koşarken üstüme üstümeBir esmer kadın güzelliğinde
Ve yaz günüdür ille de
Ne dağlarda gezen yörükler
Ne şehrin gri evleri
Bir nehir akar
Can verir
Bakışlar ah bakışlar
Öylesine yakın
Derin çok derin
Uzak ulaşılamayacak
Kemer tokalarının ışıltısını saran
Simsiyah derilerin esaretinde
Deliklerden sızdığı kadardır şimdi aşk
Aralık günü belki güneş doğuracak
Bir aralık hayatı yaşatacak
Ah kuşları uçacak
Çiçekleri açacak kulak üstlerinde
Okşanan yanak kızarıklığı utancında
Seherlere uyandıracak
Belki farklı farklı şehirlerde yaşatacak
Ama illa ki imkansızı barındıracak
25 Kasım 2022 Cuma
YAPRAK ÇATIRCAYINCAYDI
Yapraklar çatırdayıncaydı
Henüz sıcaktıPastırma yazıydı
Trafik
Kaos
Korku
Gri binalar
Gri arabalar
Hep bir şeyleri göstermemek için vardı
Kaos
Korku
Hep her yerde
Sokakta
Caddede
Evlerde
Evlerin odalarında
Açılmaya korkan kapı gıcırtılarında
Bir gökyüzü sevenlerindi dünya
Bir maviye uzananların
Saçlarında yaprak kırıntıları
Kazaklarında toprak izi olanların
Onların
İçinde kaos yaşayan
Bir tek kendinden korkanlarındı
Koskoca şehir
9 Eylül 2022 Cuma
BİRBİRİNE BENZEMEZ ZENCİLERİN HER BİRİ
Hakkını ararken
Başından vurulup
Ölmüş bir zenci
Bir diğeri de
Elektrik yerken
İşkencede dayanamamış
Bir tanesinin başı
Meyve gibi sallanıyormuş
Çınar ağacında
Ötekinin çocuğunun karnı
Açlıktan beline yapışmış neredeyse
Başka bir tanesi de
Aids tedavisinde
Komada hastanedeymiş
Ama bir de
O var ya o
Diskotekte eğleniyor diyorlar
Maç günü
Parasını alıp
Sakat göstermiş kendini
Maç saati öpüyormuş
Sapsarışın bir güzeli
Birbirine benzemez ki
Zencilerin her biri
Birbirine benzemez ki
Zencilerin kaderi
GALİP UÇAR 2012 LEFKOŞA
Şiir 8 Eylül 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır
Şiir okuma linki Birbirine benzemez zencilerin her biri
13 Ağustos 2022 Cumartesi
DENİZLERİN YAŞI
Kimse sormaz denizlere yaşını
Ayağına köpüğü değenlerOnca deniz gezmişler bilir ancak
Denizlerin içinde saklı yasını
Bir gemi kalkar
Sandal heyecanıyla limandan
Aşka direnen son martıların çığlıklarında
Denizkızları çıkar kayalık üstlerine
Gözleri renkli
Pulları renkli
Rengini kaybettiği anlarda gün
Olur bunlar hep
İstiridyelerin şakımasında
Şarkı söyler deniz minareleri
Denizlerin yaşı sorulmaz
Anlatmaz hiç derdini
16 Temmuz 2022 Cumartesi
DUMAN DUMAN UZUN GECE
Ah tepemde yaz günü dönen pervanenin yeli
Nadir içtiğim sigaranın yaktığım ilk ateşiTüterken usul usul içime çektiğim dumansın
En uzun gece gibi karartsa da ciğerimi
Öyle keyif
Öyle acı
Öyle rahatlatıcı
Uzun bir hasretin küle dönüp kısalışı
Ve her seslenişte dumanın gözümü yakışı
Damla damla akan sen
Damla damla akan sel
Ve düşmanlar tanıdığımız soluk yakınımız
Bolca ardımızdan konuşanlar atıp tutanlar
Ve bilmediğimiz uzak düşmanlar
Belki benden senden bîhaber
Belki de bilinçli uzak
Denizler sokarlar aramıza
Dağlar sokarlar
Ulaşılacak gemileri yakarlar
Bir ada ararım sığınacak
İçinde konforu bana bir baraka
Ve bir yaz günü ararım hiç bitmeyecek
Deniz tuzu gözümü yakar
Yengeçlerin ayak sesleri
Ayaklarına dolanmış yosunların hışırtısında
Yosun gözlü eski bir düşmanın
Dost zamanı hatıraları yatar
Öylece kahpe
Öylece kıskanç
Öldüresiye
Bir tren çizer rayları
Sesi korkunç tekerleklerinin
Motor sesi hırçın ve dişi
Tam bir asiye
Dağlar inler ve bırakır gevşetir ellerini
Kayalar yuvarlanır birden
Kompartımanları dağıtır
Uzak göller kurur
Susuz kalır insan ve hayvan
Hani sen yazı seçtin
Hani sen yazı sevdin diye suçlanırım
Sürgün düşlerler beni
Düşürmek için çabalarlar
Başarırlar da elbet
Güçlüdür kötüler
Yalancılar hainler
Güçlüdür çünkü amaçları ortak
Kendileri örgütsüz
Ama hepsi aynı
Ve gecemizi en uzun etmeye
En karanlığa boyamaya çalışırlar
Ellerinde gri boyalarıyla
Kara çalarlar
Kara yazılmış kaderimize
Bir çentik daha
Ama bilmezler ne kadar severim
O uzun en uzun geceleri
O en uzun gecelerdeki sohbetleri
Hüzünlü şarkılara eşlik eden
Şarap kokan ekmek kokan türküleri
Bilmezler aşk yaşatır uzun geceler
Bilmezler hasret dindirir
Ve dahi
Öylesi bir derin uykuya sızdırarak daldırır
Yerde yuvarlanır şişeler
Ağızlarda türkü artıkları
Sohbet gülüşlerinin tebessümleri çenelerde
Sonra
Nadir içtiğim bir sigarayı yakarım
Ucu alev alır
İçime derin çekerim
İçim zifiri en uzun gece
Ciğerlerime kadar iner
Yakar biraz
Dumanı sızar burnumdan
Gözlerimi yakar
Sel akar
1 Haziran 2022 Çarşamba
AYLARDAN MAYISTI
Taktı baretini
Giyindi tulumunu
Tuttu çekicini
Kavradı orağını
Yürüdü çamurlu ayaklarıyla
Yürüdü karanlıkların en karası gecede
Kararlı adımlarla ufka doğru
Salladı bir o yandan
Salladı bir bu yandan
Yüreğinden vurdu
Çekici örse vurur gibi
Yüreğinden vurdu
Son hasadı kırar gibj
Yüreğinden vurdu
Zalimi yere serer gibi
Vurdu ha vurdu
Kurak yaz günlerinde
Kana kana su içer gibi
Soğukta tenekede yanan oduna
El uzatıp buzlarını kırar gibi
Ekmeğini bölüşüp
Karnının gurultusunu keser gibi
Vurdu ha vurdu
Yıktı geceyi nasırlı elleriyle
Önce küçük bir çatlaktan sızdı güneş
Bir daha vurdu
En bükülmez bileğinin gücüyle
Yanılmaz çekiciyle
Yerle bir oldu karanlıklar
Yalan yıldızlar kaçıştı
Güneş olanca kızıllığıyla
Doğdu işçinin emekçinin üzerine
Bahar rüzgârına karıştı
Tam da o gün
Aylardan mayıstı
GALİP UÇAR 2022 ALİBEYKÖY
Şiir 31.05.2022 tarihinde ZAMANSIZ DERGİ'de yayınlanmıştır
şiiri okumak için: AYLARDAN MAYISTI
20 Nisan 2022 Çarşamba
YÜZÜNÜN ISSIZI
Yüzünü fırlatmış denize
Ah dalgalar vurmuş ahDalgalar gözyaşlarından daha kuruymuş
Gün ışığı ay ışığına karışmış
Denizler başka denizlere
Koskoca dünya da bir ıssız adaymış
Gökkuşağının düştüğü yerde konuşlanmış
Yemiş içmiş gezmiş tozmuş
Mutlu sanılmış
Huzurlu sanılmış
Var oldukça hep sanılmış
Hep yanılmış
Herkesi yanıltmış
Bir bira şisesi esmerliğinde yaşamış
Sek bir rakı saydamlığındaymış
Gün gün maskelerini takmış
Gece gece çıkartmış onları
Yatak ki en yüksek yargıymış
Kendini yargılamış
Kendi kalemini kırmış
İdam sehbasında sallandırmış
Gün doğmadan kendini
Bir yunusun yüzgecinde, derinliğe dalmış
Varmış bir ıssız adaya
Gökkuşağına bulanmış
17 Nisan 2022 Pazar
BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARI ( 23 NİSAN MARŞI)
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için sözünü yazdığım ve bestelediğim "BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARI" adlı şarkı youtube üzerinden yayınlanmıştır.
Şarkının aslı Alibeyköy Şair Nabi İlköğretim Okulu 2 - G sınıfında 23 Nisan 2022 tarihinde sahnede koro halinde okunacaktır
Marşın sözleri ve müziği bana (Galip Uçar) ait olmakla beraber aranjörlükte Sinan Genç; alt yapı ve enstrümantal alt yapıyı oluşturarak aranjede yardımcı olmuştur. Geri kalan aranjörlük işleri yine Galip Uçar'a aittir.
Eser MESAM tarafından korunmaktadır
Marşı dinlemek için : BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARI MARŞ
Biz Cumhuriyet Çocukları
8 Mart 2022 Salı
GÜNEŞİ SANDALIMA KOYDUM
Güneşi Sandalıma Koydum
Kirletmesinler diye
Seher vaktinde
Asıldım küreklere
Çek babam çek
Aslan balıklarının kortejinde
Gümüş balıkları deniz fenerim
Tanrıların korkaklığı olan
Dağlara ada dağlarına doğru
Çalınmış ateşlerinden de büyük
Bir yükü sırtıma yükledim
Kıyılarına vardım
Ve kafa tuttum onlara
Saklandılar kaçtılar
Kirlettirmedim güneşi
Günün kalabalığına
Riya sürdürmedim
Bir parça ışın verdi bana
Ellerim aydınlık
Sür dedi başına
Sürdüm
Daha sür dedi
Sürdüm derin derin
Şimdi dedi dokun kıyılarına denizin
Dokundum
Açıldı dalgalardan perdeler
İstiridyelerin ağzı açıldı
Binlerce inci atladı kumul yüzeye
Adım adım birbirlerine yaklaştı
Birleştiler bir anda
Ay oldular
Bir ışın daha verdi güneş
Değdir dedi elini inciden aya
Değdirdim
Sedefleri parladı
Ve yükseldiler o an göğe
Üfle dedi güneş
Üfledim
Çıktı inci birliği fezaya
Parladı göğün en ortasında
Şimdi dedi bir yosun al
Aldım elime yosun demetini
Bağla yosun demetiyle
Denizin bir yanıyla bir yanını
Daima birlik olsunlar
Ayrılmasınlar hiç
Birbirlerinden hiç kopmasınlar
Bir dalgayı tuttum
Sonra diğer dalgayı
Bağladım yosunlarla birbirlerine
İnciden ay parladı
Yakamozunu düşürdü
Yosun bağından dikiş izine
O gün bugündür
Bu izleri gören olmadı
Güneşi sakladım
Bir ada dağının sırtına
O gün bugündür bilen olmadı
Güneşi bulup da daha
Kirletebilen olmadı
Kayık desen
Sakladı deniz göğsüne
O gün bugündür
Soran olmadı
Çalınan ateşi koydum elimle
O gün bugündür
Çalan olmadı
Dağ başlarını temizleyeli
Yücelere saklanabilen olmadı

