Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

galip uçar art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galip uçar art etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2025 Pazar

BENCİLEYİN BENCİLEYİN

 Vuslatta bir gül soldu

Türkü yaktım
Sazım çaldım
Ekmeğim katığım zayi ziyan
Zehir kokar aşım
Göz gözü görmez bir sismiş
Yarin vuslatı
Bir terteledir bu
Nâmümkün susması
Kim bilir hangi dalda
O çiçeğin sarısı
O yaprak düşmüş de
Kırılmış kuru yarısı
Bencileyin
Bencileyin

GALİP UÇAR.    ARALIK 2025

Şiir 7 Aralık 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır


30 Temmuz 2025 Çarşamba

O EVLER

Çiğ damlası

Zambakların üstünde yuva kurduğunda

Masmavi ay

Bir öğle vaktinde üstümüze doğduğunda

Bizi gerçekten seven dostlarımız

Pencerelerini açıp da bizi bahçelerine çağırdığında

O evler

Ne vaat edilen toprak

Ne bir kutsal mekan

Sadece sevgiyle kutsanan

Sevgi dolu yuvalardır

Küçük evler belki

Ama dünyalar kadar sevgiler içine sığdığında

Bahçelerindeki ışıklar

Mutlu sofralarımızın üstüne vurduğunda

Kristal kadehler

Dostluğumuza, arkadaşlığımıza, kardeşliğimize vurulduğunda

O evler

Ne vaat edilen toprak

Ne bir kutsal mekan

Sadece sevgiyle kutsanan

Sevgi dolu yuvalardır


GALİP UÇAR         TEMMUZ 2025   SAHRAYICEDİT


Şiir 30 Temmuz 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

24 Nisan 2023 Pazartesi

İMSOMNİK GECELERİN ÖYKÜLERİ İMZALİ KİTAP TESLİMLERİ

 Öykü kitabım olan İmsomnik Gecelerin Öyküleri'nin okuyucularının talep ettiği imzalı kitap teslim gününden fotoğraf kareleri












14 Nisan 2023 Cuma

BİR ŞEHİR Kİ ÇOCUKLARI HEP ASİ

Asidir bu şehir çocukları asi
Yürek yangınları
Kıyıya vuran dalgalarından belli
Bir yanda defne bir yanda zeytin dalları
Sanma ki yıkıntılarla anılır
Kalkmaz geri
Asidir bu şehir
Çocukları asi
Ne İskender’e yar olmuş
Ne Fransız’a baki
Yarılsa da göğsünün ana damarı
Yine gelir yan yana
Ermeni Türk Nusayrî
Asidir bu şehir
Çocukları asi
Baş eğmez ne zalime
Ne haine hani
Uyanır uykusundan yine seher vakti
Girer kol kola
Son bulur acı hercai
Asidir bu şehir
Çocukları asi
Ondandır dağları çevreler Asi
Dökülür Akdeniz’e olur baki
Damlası içilse olur mey dağıtır saki
Çare olur yaralara mezarlara dahi
Asidir bu şehir
Çocukları asi
Antakya’dan İskenderun’a
Yaşarlar baki
Hatay’da yıkılsa da anılar sahi
Yıkılmaz bu çocukları
Kalkar her dahi

GALİP UÇAR

Şiir 14 Nisan 2023 tarihinde Zamansız Dergi'de ve 4 Eylül 2023 Kirpi Edebiyat Dergisi'nde yayınlanmıştır
Bir şehir ki çocukları hep asi

29 Temmuz 2022 Cuma

GÖLGELER AŞIKLAR HASRETLER

 Şimdi gölgesiz kalan bankların üzerinde

Hala aşıklar oturuyor
Ve hala itiraf edemiyorlar aşklarını birbirlerine
Yer tutup
Yan yana durup
Bir zaman olur diye bekliyorlar
Hayali halleriyle
Oysa biri bir yerde
Diğeri başka bir yerde
Bambaşka hayatlar sürüyorlar
Akılları birbirinde
Muhabbetleri düşünüyorlar
Yakınmaları
Tanımaya çalışmaları
Hep erteleyiş vedalaşmalarını
Ayrı ayrı yerlerde
Ama hep aynı banka akılları
Üstlerine vuran ağacın gölgesinde
İtiraf edemediklerinde
Bir gün gelecekler illa o banka
El ele tutuşacaklar
Öpüşecekler belki
Çocukları yanlarında
Belki birbiriyle
Belki ayrı yolda bulduğu
Ya da zaten olanlarından olan
Çocuklar da oturacak o gölgeye
Of çekecekler ayrı ayrı
Yahut oh çekecekler el ele
İtirafsızlıklar tebessüm olacak o an
Her şeye değecek
Susmaya
Durmaya
Beklemeye
Ama şimdi
Gölgesiz banklarda hayalleri
Her öğle üzeri
Saat ikiye doğru buluşuyorlar
Kim bilir ne konuşuyorlar
Belki gülüyorlar cisimlerinin cesaretsizliğine
Belki de sadece birbirlerine doyuyorlar
Gözlerin hasret renginde
Ağır ağır yazlar geliyordur yine
Çimlerde ayak izleri
Çizgi başlarında dikiliyorlardır
Koyu sohbetlerin ince derinliklerinde
Sevda sevda üstüne
Zehirli otlar dahi değse aşk kazanıyordur yine
Sevda sevda üstüne

GALİP UÇAR 2022 TEMMUZ ALİBEYKÖY

Şiir Edebiyat Durağı dergisinde 29 Temmuz 2022 tarihinde yayınlanmıştır

Şiiri okumak için : Gölgeler aşıklar hasretler

1 Haziran 2022 Çarşamba

AYLARDAN MAYISTI

 

Taktı baretini
Giyindi tulumunu
Tuttu çekicini
Kavradı orağını
Yürüdü çamurlu ayaklarıyla
Yürüdü karanlıkların en karası gecede
Kararlı adımlarla ufka doğru
Salladı bir o yandan
Salladı bir bu yandan
Yüreğinden vurdu
Çekici örse vurur gibi
Yüreğinden vurdu
Son hasadı kırar gibj
Yüreğinden vurdu
Zalimi yere serer gibi
Vurdu ha vurdu
Kurak yaz günlerinde
Kana kana su içer gibi
Soğukta tenekede yanan oduna
El uzatıp buzlarını kırar gibi
Ekmeğini bölüşüp
Karnının gurultusunu keser gibi
Vurdu ha vurdu
Yıktı geceyi nasırlı elleriyle
Önce küçük bir çatlaktan sızdı güneş
Bir daha vurdu
En bükülmez bileğinin gücüyle
Yanılmaz çekiciyle
Yerle bir oldu karanlıklar
Yalan yıldızlar kaçıştı
Güneş olanca kızıllığıyla
Doğdu işçinin emekçinin üzerine
Bahar rüzgârına karıştı
Tam da o gün
Aylardan mayıstı

GALİP UÇAR               2022 ALİBEYKÖY

Şiir 31.05.2022 tarihinde ZAMANSIZ DERGİ'de yayınlanmıştır


şiiri okumak için: AYLARDAN MAYISTI

17 Nisan 2022 Pazar

BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARI ( 23 NİSAN MARŞI)

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için sözünü yazdığım ve bestelediğim "BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARI" adlı şarkı youtube üzerinden yayınlanmıştır.

Şarkının aslı Alibeyköy Şair Nabi İlköğretim Okulu 2 - G sınıfında 23 Nisan 2022 tarihinde sahnede koro halinde okunacaktır

Marşın sözleri ve müziği bana (Galip Uçar) ait olmakla beraber aranjörlükte Sinan Genç; alt yapı ve enstrümantal alt yapıyı oluşturarak aranjede yardımcı olmuştur. Geri kalan aranjörlük işleri yine Galip Uçar'a aittir.

Eser MESAM tarafından korunmaktadır

Marşı dinlemek için : BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARI MARŞ


Biz Cumhuriyet Çocukları

Biz Cumhuriyet çocukları
Atasının izinde elde bayrağı Yürüyoruz el ele Aydınlık ve güzel bu ülkede Biz Cumhuriyet çocukları Atasının izinde elde bayrağı Tarihin gururu göğsümüzde Al bayrağın gölgesi üstümüzde Biz Cumhuriyet çocukları Atasının izinde elde bayrağı Hem dünyada hem ülkede barış ile Çocuklar her yerde gülsün diye Biz Cumhuriyet çocukları Atasının izinde elde bayrağı Bilimle eğitimle yürüyoruz Türkiye'yi dünyada yüceltmeye

Söz: GALİP UÇAR
Müzik: GALİP UÇAR
Aranjör: GALİP UÇAR & SİNAN GENÇ

23 Mart 2022 Çarşamba

Yaramaz Sincap ve Akıllı Tavşan

 

Yaramaz Sincap ve Akıllı Tavşan


Bir gün, ormanın derinliklerinde, cennetten bir parça gibi güzel ağaçların altında koca boynuzlu geyikler, hafta sonunun verdiği mutlulukla top oynuyorlardı. Bu beş geyik boynuzlarıyla topa vura vura birbirlerine atarlarken, birden top ağaçların yanından aşağıya doğru kaçtı ve derenin kenarına doğru gitti. Geyiklerin bir anda toplarının kaçmasıyla bozulan oyunlarına üzülürken, topu kaçıran genç geyik de topun peşinden gidip topu almak için uğraşıyordu.

Genç geyik, nehir kıyısına geldiği anda bir anda durup kaldı. Öylesine şaşırmıştı ki, diğer geyik arkadaşlarını da bağırarak çağırdı.

– Hey! Koşun hemen koşun gelin! Burada çok acayip bir şey oluyor çabuk gelin!

Geyikler, arkadaşlarının sesini duyar duymaz, toprağı toza katarak, koşa koşa yokuştan aşağıya geldiler. Onlar da dere kenarına geldikleri an hayretler içinde kaldılar. Az önce genç geyiğin kaçırdığı top, olduğu yerde zıp zıp zıplıyordu. Sapsarı renkteki top, sanki bir güneş gibi havaya yükseliyor, sonra aşağıya düşerken daha yere değmeden tekrar havalanıyorlardı. Buna bir anlam veremeyen geyikler, bir yandan da korku içinde topu seyrediyordu.

En sonunda içlerinden boynuzları en iri geyik, cesaret ederek topun yanına doğru ağır adımlarla ilerledi. Biraz korku, biraz telaş, biraz da heyecanla topun yanına gelen geyik, gördüğü manzarayla şok oldu.  Derenin kıyısında yuva yapmış bir sincap, topu burnuyla havaya fırlatıyor, top yere düşmeden yine topa burnuyla vurarak oyun oynuyordu. Geyik bunu görünce:       

– Hey o bizim topumuz! Topumuzu bize geri ver! Oynamayı bırak!

Bunu duyan sincap telaşlandı ama oynamayı da bırakmadı. Aşağı düşen topu bu sefer tepesine doğru değil, biraz daha ileriye doğru havaya fırlata fırlata oradan hızlıca topla uzaklaştı. Uzun bir süre sincap ve topun peşinden koşan iri boynuzlu geyik, bir zaman sonra yoruldu ve bacaklarını kırarak yere oturdu. Yaramaz sincap ise yorulmak bilmeksizin topu havaya fırlata fırlata koşuyordu.

Bu sırada, geyiklerin yanından geçen tavşan, üzgün geyikleri görüp yanlarına geldi:

– Geyikler ne yapıyorsunuz? Bu güzel haftasonu gününde neden böyle üzgünsünüz?

-Ah tavşan kardeş ah! Bir bilsen başımıza ne geldi?

– Ne oldu anlatsanıza?

– Şu senin komşun yaramaz sincap yok mu yaramaz sincap?

– Eee nolmuş o yaramaz sincaba

– Biz şu ağaçların orada, topumuzla oynuyorduk. Sonra bu genç geyik attığımız topu boynuzlarıyla tutamadı. Top da bu bayırdan aşağıya dereye doğru kaçtı. Genç geyik de peşinden geldi. Sonra bir anda genç geyiğin bağırma sesini duyduk biz de buraya geldik. Bir baktık ki top kendi kendine bir güneş gibi durduğu yerde zıplıyor. Bir zaman sonra iri boynuzlu cesur geyik daha da yaklaştı. Yaklaşınca bir de ne görsün?

– Ne gördü?

– Senin komşun olan o yaramaz sincap topumuza, o kahverengi koca burnuyla vurup vurup oynuyor. Topumuz ver de dedik ama vermedi.

– E siz ne yaptınız?

– Ne yapalım tam daha da yaklaşayım derken iri boynuzlu geyik, sincap topu ileriye doğru vurup koşa koşa buradan uzaklaştı. Sonra da topla sincap önce, iri geyik arkada şuraya doğru gittiler. Belki bir saat oldu daha dönen de olmadı.

Bu duyan akıllı tavşan, komşusu adına biraz üzgün ama ona da çok kızgın olarak geyiklerin yanından uzaklaştır. Yürüdü, yürüdü, yürüdü. En sonunda bir de ne görsün? İri boynuzlu cesur geyik, bacaklarını kırıp, yere çömelmiş duruyor. Ona bir şey olduğunu sanıp koşa koşa yanına gitti:

– Hey, hey! İri boynuzlu cesur geyik iyi misin?

Geyik yorgun gözlerle ve ter içinde tavşana baktı. Konuşacak hali yoktu. Dili dışarıda başını sallayarak iyiyim der gibi yaptı. Tavşan dereden biraz su alıp geyiğe getirdi ve içirdi. Geyik biraz kendine gelince ona olanları anlattı. Tavşan daha da üzgün bir şekilde bu sefer ormanın derinliklerinde yaramaz sincabı aramaya devam etti.

Saatler sonra; bir ağacın altında, başını sarı topa yaslamış, çevresinde yemiş kabuklarıyla sızmış kalmış yaramaz sincabı gördü. Başını iki yana sallayıp, ellerini de beline koyup: Şimdi seni yakaladım diyerek sincabın yanına sessizce gitti. Sincabın yanına vardığında hemen başının altındaki sarı topu aldı. Topu aldığında da yaramaz sincabın başı yere düştü ve başını toprağa çarptı. Uykusundan başını çarparak uyanan yaramaz sincap, başını ova ova ne olduğunu anlamaya çalışırken, komşusu akıllı tavşanı gördü.

– Akıllı tavşan napıyorsun sen? Bak başım nasıl acıdı. Niye böyle yapıyorsun?

– Sen asıl ne yapıyorsun yaramaz sincap? Sen yaptıklarından utanmıyor musun?

-Ne yapmışım ki?

– Sen ne yaptığını iyi biliyorsun? diyerek elindeki topu gösterdi: Bu ne bu?

-Top

-Bu kimin topu?

-Benim topum bu.

-Senin topun mu? Emin misin?

– Evet benim topum. Başka kimin olacak?

-Geyiklerin topu olabilir mi acaba?

Yaramaz sincap kekeleyerek: Ge  ge geyik mi? Ge ge geyiklerin topu mu? Nasıl olsun geyiklerin topu?

-Benim her şeyden haberim var yaramaz sincap. Geyikler o kadar üzgün ki. Ben de o kadar üzgünüm ki

– Niye üzgünmüşsün sen akıllı tavşan?

– Tabi çok üzgünüm. Benim komşum sincap, kendine ait olmayan bir şeyi, bu topu almış, kaçmış. Yani çalmış

-Hayır çalmadım

-Üzgünüm yaramaz sincap, sen çalmışsın.

-Nasıl çalmışım?

-Geyikler bana anlattı. Kaçan toplarıyla dere kenarında oynamışsın, onları görünce de topla koşup oradan kaçmışsın. Sana ait olmayan bir şeyler kaçmak, onu alıp götürmek hırsızlıktır, çalmaktır.

-Hayır ben çalmadım. Ben bana gelen topla oynadım.

– Sen başkasının topunu alıp gitmişsin. Onlardan izin almadan, onların topunu almış, kaçmışsın bu hırsızlıktır. Bu çok ayıp bir şeydir.

-Ben kötü bir şey yapmadım ki. Topla oyun oynadım.

-Hayır sen kendinden utanmalısın. Sen başkasının topunu, izni olmadan almışsın. Hadi almadın diyelim. Sen başkasının topunu onlardan izin almadan almış ve oynamışsın.

– Ben almadım. Top bana geldi.

– Top sana gelse ne olacak. O top onların. Top sana geldiğinde, etrafa bakıp, o topu arayan, ona sahip biri var mı yok mu bakman lazımdı? Sen baktın mı?

– Bakmadım.

– Hemen oynamaya başladın değil mi?

-Evet

– Peki geyikler gelince neden kaçtın?

– Onlar benim topumu alacaktı. Ben de topumu vermemek için kaçtım.

– Ama o senin topun değildi ki. Onlar kendi topunu almak için geldiler.

Bunu duyan sincap biraz da utanarak oradan gitmek istedi ama tavşan onun önüne geçerek:

– Bak yaramaz sincap. Sen çok yaramazlıklar yapıyorsun ama senin yaptığın yaramazlıklar hoş görülse de hırsızlık hoş görülmez. Bu çok ayıp ve senin bundan utanman gerekiyor. Bir şeyi çalmak, kaçırmak suçtur. Cezası olan bir şeydir bu. Hırsızlığı asla yapmamalısın ve bu yaptığından utanmalısın. Ben senin yerinde olsam, şimdi giderdim ve geyiklerden çok çok özür diler, bir daha asla bunu yapmayacağını, çok pişman olduğunu ve çok utandığını söyler ve onların olan topu onlara verirdim.

– Sanırım haklısın. Şimdi çok ama çok utanıyorum yaptıklarımdan. Beraber geyiklerin yanına gitsek, ben de orada özür dilesem olur mu?

– Peki olur. Ama bir daha asla yapmayacağına söz verecek misin bana?

– Söz veriyorum. Zaten bu yaptıklarımdan çok utanıyorum. Bir daha asla kimsenin malını onlardan izin almadan kullanmayacağım, almayacağım.

Konuşmaları bittikten sonra, ormanın içinden ferah ferah, gürül gürül akan derenin kıyısından hızlı adımlarla geyiklerin olduğu ağaçlık yere gittiler. Sincap geyiklere sarı toplarını verdi. Hepsinden bir bir özür diledi ve ne kadar pişman olduğunu ve utandığını onlara anlattı. Bir daha da asla böyle bir hata yapmayacağını, kendisini affetmelerini istedi. Geyikler de onu affetti ve isterse onlarla top oynayabileceğini söyledi. Geyikler, yaramaz sincap ve akıllı tavşan günün geri kalanından orada top oynayıp çok eğlendiler.


GALİP UÇAR

Öykü 23 Mart 2022 tarihinde Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır

Öykü linki


8 Mart 2022 Salı

GÜNEŞİ SANDALIMA KOYDUM

 

Güneşi Sandalıma Koydum


Güneşi sandalıma koydum
Kirletmesinler diye
Seher vaktinde
Asıldım küreklere
Çek babam çek
Aslan balıklarının kortejinde
Gümüş balıkları deniz fenerim
Tanrıların korkaklığı olan
Dağlara ada dağlarına doğru
Çalınmış ateşlerinden de büyük
Bir yükü sırtıma yükledim
Kıyılarına vardım
Ve kafa tuttum onlara
Saklandılar kaçtılar
Kirlettirmedim güneşi
Günün kalabalığına
Riya sürdürmedim
Bir parça ışın verdi bana
Ellerim aydınlık
Sür dedi başına
Sürdüm
Daha sür dedi
Sürdüm derin derin
Şimdi dedi dokun kıyılarına denizin
Dokundum
Açıldı dalgalardan perdeler
İstiridyelerin ağzı açıldı
Binlerce inci atladı kumul yüzeye
Adım adım birbirlerine yaklaştı
Birleştiler bir anda
Ay oldular
Bir ışın daha verdi güneş
Değdir dedi elini inciden aya
Değdirdim
Sedefleri parladı
Ve yükseldiler o an göğe
Üfle dedi güneş
Üfledim
Çıktı inci birliği fezaya
Parladı göğün en ortasında
Şimdi dedi bir yosun al
Aldım elime yosun demetini
Bağla yosun demetiyle
Denizin bir yanıyla bir yanını
Daima birlik olsunlar
Ayrılmasınlar hiç
Birbirlerinden hiç kopmasınlar
Bir dalgayı tuttum
Sonra diğer dalgayı
Bağladım yosunlarla birbirlerine
İnciden ay parladı
Yakamozunu düşürdü
Yosun bağından dikiş izine
O gün bugündür
Bu izleri gören olmadı
Güneşi sakladım
Bir ada dağının sırtına
O gün bugündür bilen olmadı
Güneşi bulup da daha
Kirletebilen olmadı
Kayık desen
Sakladı deniz göğsüne
O gün bugündür
Soran olmadı
Çalınan ateşi koydum elimle
O gün bugündür
Çalan olmadı
Dağ başlarını temizleyeli
Yücelere saklanabilen olmadı

GALİP UÇAR   2022 MART

Şiir 08.03.2022 tarihinde Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır

Şiir okumak için: Şiir Linki