Mor menekşe alsın benim kahrımı
Ben gördüm bu dünyada kara günümü Getirdi yüreğime dikti kara gülümü Nokta kadar yıldız parlar gecemde Kızıl bir gül alsın benim ahımı Bülbül olup kondum kırdım dalını Haramiler kesmiş benim yolumu Bir aşk içre nokta kadar maşukum Ak krizantem alsın benim canımı Bir hiçe yoldum saçım başımı Yolum deyip gezdim hilal kaşını Ovulmaz bir dert içinde dertbazımBlog Ziyaretçi Sayısı
Ara ve Bul
Blog Site Translation
18 Ekim 2025 Cumartesi
ALSIN BENİM KAHRIMI (ŞARKI & ŞİİR)
4 Eylül 2025 Perşembe
GECEDE PARLAYANIM
Gece yarısı
30 Ağustos 2025 Cumartesi
30 AĞUSTOS MARŞI
Söz ve müziği GALİP UÇAR'a ait 30 Ağustos Marşı youtube üzerinde yayında
Otuz ağustos bugün Şanlı zaferin günü Atatürk hediye etti Bugün bize özgürlüğü Antep Urfa Maraş İşgal her yerdeydi Yurdun her yanını Düşmandan temizledi Zorluklara direndi Bu halkın her birisi Nihayet özgürleşti Mutluluktu gerisi Atatürke borçluyuz Bu müthiş özgürlüğü Olmasaydı esirdik Arıyorduk hürlüğü Şimdi biz hep coşkuyla Kutlarız kutlu günü Otuz ağustos zaferi Bayramıdır hürlüğün Dişiyle tırnağıyla Kazandık hürriyeti Sen rahat uyu atam Yaşatırız cumhuriyeti
16 Ağustos 2025 Cumartesi
AŞKIN ZAMANI (ŞİİR - MÜZİK)
Günün en sıcak saatlerinde Ayağımı yakıyorken kumlar Mavi bir deniz haydi gel deyip Derin kalbinde beni kucaklar Sahilin bu en güzel hali Benziyor sana Giyin sende gel En güzel yazları bana Şimdi aşkın zamanı hadi durma Aşk ateşiyle kalbimde yaşa Uzun geceler başlarken güneş batışıyla Senin güzel başın omzumda Artık sadece mevsim değil bu yaz Sende öpüşlerle kalbime aşk yaz Sahilin bu en güzel hali Benziyor sana Giyin sende gel En güzel yazları bana Şimdi aşkın zamanı hadi durma Aşk ateşiyle kalbimde yaşa
GALİP UÇAR HAZİRAN 2025
Şiir 16 Haziran 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır
15 Temmuz 2025 Salı
ARKAİK BİR SIR
Ölmüş bir hurma ağacının
Sarkan dalından
Kararmış çürümüş meyvesinden akan
Nektara yapışmış beyaz bir kelebek
Debelenip dururken
Deli gibi kanat çırpınışlarında
Bir inşaattaki vincin kaldırma sesiyle
Ürperdi pembe zambak çiçekleri
Gölgesizliklerin esmer teninde kapanmış
Akşamsefalarının gizli sırlarını saklayan
Bir kaplumbağa kabuğunun
Derin ve gizemli dehlizlerinde
Bir bebek kabuğu sandığında saklı
Tırnakları en keskin savaşçı kılıcından da keskin
Bir kelebek kadar hafif
Kelebek kadar çaresiz
Çürük nektar kadar zalim ve yapış yapış
Arkaik bir sır
9 Temmuz 2025 Çarşamba
DADA KAHVERENGİSİ DENİZLERDEN BİR SAHNE
Kayık içinde oturmuş bir geyik
Geyiğin boynuzlarında bir çadır
Çadır içinde yanar deniz cayır cayır
Ateşin içinde bir deniz
Deniz üstünde yürüyor Tebriz
Tebriz üstünde uçan balık
Balığın ağzında can çekişir martı
Martının gözünden damlıyor hamsi
Hamsinin kuyruğu top güllesi
Top güllesinin içinde açmış güller
Güllere konar olmuş proleter
Proleterin elinde bir kahve
Kahvenin dibinde yaşar mahlukat-ı aheste
Mahlukat-ı aheste koşar gider
Giden ardına bakmak için önünü döner
Dönen har içinde donar
Donan gidip güneşe konar
Güneş içinden salar suları
Suların kışın açar dalları
Dallar üstünde doğar bir kül
Kül içinden çıkar bülbül
Bülbülün şarkısı şarka döner
Şarktan gün doğar denize girer
Denize giren kirlenir beton temizlesin
Temizlenemeyeni düldül neylesin
Boooom çektim boooomardım gördün mü?
Boooom edince boooommaradirindin mi?
Boooommaradirindinsegüpgürügürüttün mü?
Güpgürügürütemediysen midenden güldün mü?
Güldün desen kızarıp da verdin mi?
Vermediğini alıp da sevdin mi?
Sevdiğini alamayanın sevenini sevdirirler
Sevdirirler de sevenini seni sende severler
Sevme beni içinden dağ çıkar
Dağ çıkarsa üstüne kayık konar
Kayık içinde bir geyik başı
Boynuzları arasında çadır bezi
Da da dada
Ayaklandı gezi
Da da dada
Dada da da
Booooooom
Hüppppppppp
Ohhhhhhh
Kahve tadı
Denize girdim
Güneş kahvelendi
Dada oldu kahverengi
GALİP UÇAR KADIKÖY 2013
Şiir 9 Temmuz 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır
19 Haziran 2025 Perşembe
PENCEREMDEKİ ŞEHİRDE KAHVERENGİ DÜŞLER
Buğusunu silince camın
Gri bulutlarla kaplı şehrin
Uzak bir tepesinde
Bir türkuaz mavisi ufuk
Sanırsın yeni bir umut
Bir an yüzler geçiverdi penceremden
Her çeşitten
En özel numune misali
İnsan tercihleriyle güzel ya hani
Çeşitlikleri en zengin ya
Bir yudum aldım kahvemden
Kahverengi düşler kurdum
Sildim yine of çektiğimin buğusunu camdan
Yine yüzler
Bambaşka
Sonra düşündüm
Yanımdalarmış gibi
Düşündüm yanımdaymışsın gibi
Bazen inan insanlar çok güzel oluyor
Görünüşleriyle değil
Konuşmalarıyla değil
En çok ama en çok
Varlıklarıyla
Çok güzel oluyorlar
GALİP UÇAR 2013 SAHRAYICEDİTŞiir 19 Haziran 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır
17 Haziran 2025 Salı
ÖZGÜRLÜĞÜN ATEŞİ
Kalpler içimizdeki ateşle yanıyor
Hakikatin kalacağı yerde birlikte yürüyoruz
Bayraklar açık gökyüzünde yüksekte dalgalanıyor
Sevdiğimiz topraklarımız için asla ölmek yok
Yükselin ey insanlar, gök gürültüsünün kükremesine izin verin
Özgürlüğün ateşi sonsuza dek tutuşur
Bu kutsal kıyıda attığımız her adımda
Ruhumuz fırtına ve savaş boyunca kırılmadı
Dağlar ve nehirler boyunca yürüyoruz
Adalet bizi çağırıyor, bölünmeyeceğiz
Her ses bir davul sesi, her el bir kılıç
Biz ilerlemeye devam eden bir halkız
Yükselin ey insanlar, gök gürültüsünün kükremesine izin verin
Özgürlüğün ateşi sonsuza dek tutuşur
Bu kutsal kıyıda attığımız her adımda
Ruhumuz fırtına ve savaş boyunca kırılmadı
Toprak kaybedilen hayatları hatırlıyor
Ruhumuz fırtına ve savaş boyunca kırılmadı
Her taş geçtiğimiz bir köprüdür
Tek bir güçlü zincir olarak boyun eğmeden duruyoruz
Kan ve gözyaşlarıyla her zinciri kırıyoruz
Yükselin ey insanlar, gök gürültüsünün kükremesine izin verin
Özgürlüğün ateşi sonsuza dek tutuşur
Bu kutsal kıyıda attığımız her adımda
Ruhumuz fırtına ve savaşta kırılmadı
GALİP UÇAR HAZİRAN 2025
Şiir 17 Haziran 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştı
7 Haziran 2025 Cumartesi
DENİZE BIRAKTIM
Denize bıraktım kendimi
Bir
yanı su alan tekne gibi
Üstüm
başım köpük
Dalga
dalga sallanmışım
Yosunlara
saklıdır efkârım
Yarim
Ayvaz
yüreklim
Gelmiş
mi sonbaharı aşkın
Çöller
mi çeker
Kum
fırtınalarının dehşetlerine bizi
Zerreciklerin
tokadıyla yanar yanaklarımız
Susuz
ve kurak çatlak dudaklarımız
Gölgesi
düşmüş bir öğle vaktinin
Gri
kara bulutların ardından
Saat
seslerinden başka ses kalmamış
Sözler
unutulmuş
Kağıtlar
çöplerde saklı
Yahut
yanık
Küle
dönmüş o ilk zamanların lütfu
Uçuşmus
hafif yelle
Savrulmuş
bir yerlere
Yarim
Ayvaz
yüreklim
Bir
otobüsün tekerlekleri gibi
Döne
döne ezmişiz yılları
Ama
en çok da yüreğimizi belki
Kanı
gitmiş
Beyazı
kalmış
Onda
da lastik izleri
Ne
dermanı kalmış titremeye
Ne
damarı yolu
Çökmüş
bir menfezin üstünden geçen
Sanki
paslı kırık bir demiryolu
Kaç
vagonu devirmiş
Kaç
ağıt yakılmış ardından
Kaç
istasyon gelmesini beklerken
Seferlerini
iptal etmiş
Yarim
Ayvaz
yüreklim
Sonbaharıysa
şimdi aşkın
Yapraklar
Takvim
yaprakları gibi söküldüyse
Zaman
misali bir yalan
Olmayansa
An
an dahi değildir artık
Ellerini
uzatan
Üşüten
bir demir cevheri
İçten
içe paslı
Sonbaharıysa
bu aşkın
Geçmiş
günlerin ağıtlarıyla
Yorgun
Yaslı
Su
almak vaktidir
Köpük
köpük
Derinliklerin
lacivertine meraklı
GALİP UÇAR EYLÜL 2024
Şiir 7 Haziran 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır
6 Haziran 2025 Cuma
KÜÇÜK KIZIN ŞARKISI
Sabah erken uyandı
Kalkıp çiçek topladı Sepetini sallayarak Küçük kız Güneşi selamladı Sonra sahile kaçtı Denizi çok severdi Küçük kız Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı doya doya Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı Doya Doya Sonra bir kedi gördü Aldı kucağına Sevdi okşayarak Küçük kız Kumsala atlayıp Koştu hiç durmadan Sonra suya daldı Küçük kız Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı doya doya Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı Doya Doya Mutluydu gönlünce Hem de umutluydu Durmadan gülerdi Küçük kız Yeryüzüne düşmüş Sanki bir yıldızdı Parlaklık saçardı Küçük kız Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı doya doya Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı Doya Doya Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı doya doya Küçük kız Aşıktı hayata Küçük kız Yaşardı Doya Doya4 Aralık 2024 Çarşamba
SENİN GÖRMEDİĞİN MARTILAR
Ben her sabah
Uyanıyorken seslerine martılarınSen martısız şehirde
Elinde taze bir simit
Benim elimden kapıp gidiyor martılar
Simitsiz cam önlerindeyim
Yoksulun
Yoksunun
Yoksun sen
Bilmem kaç günümüz var
Kavuşmaya
Yahut
Daha ayrılığın
Ki sen yıldızları daha net görürken
Daha soğuk iklimlerde
Ben de yıldızsızlık ılımanlığı
Dağlar göller denizler
Bahaneler hep bahaneler
Ben martı sesine uyanırım
Beyaz ve turuncu
Ve çatal sesi
Ve çingene çığlıkları ardımızda hatıra
Yıkık dökük de olsa önceleri
Toparlanmış ve anlaşılmamış bir evin
Terk edilip ardına bakılmayış
Bırakılmışlığındayız
Ne deniz
Ne tarihi yerlerin önemi kalmış
Yaşanmışlık mezarlığının toprağına
Basılan yaşlı ve kemikli ayaklar
Umursamaz bunları
Umursamaz boya izleri
Balkonun çeşitli noktalarında
Ki onlar da
Kendilerinden ölümü bekleyenlerdir
Cinsi üzerine uzandığı an
Tarihe karışacaklardır
Aynı el izlerimiz gibi
Aynı gölgelerimiz gibi
Çeşitli coğrafyalarda
Dağılmışken çeşitli coğrafyalara
Martılar aynı
Sen de olmasa da
Ağaçlar
Belki senin orada
Çok daha fazla sahaya
Dökmüştür sarı yapraklarını
Ve senin nefesini rüzgara katsan
Ertesi gün hissederim alnımda
İçine tuz karışır
İçine kestane kokusu
Ve zeytin
Sen bir tepenin eteklerinde
Dar sokakların
Yoğun ve ferah caddelerinde
Aheste
Ben
Yüce camların üzerinden yansıyan
Güneş ışınlarının sıcağında
Yanarken kış günü tenim
Bir tren gider
Göz görmeyecek hızda
Beyaz beyaz
Senin göremediğin martılar
Burada
Avucumdan
Simitleri gagalar
10 Mart 2024 Pazar
DOĞU
Gelinliğini giyinmiş bakıyorsun bana uzaktan
Ağaçlarının kurumuş dallarının üstünde
Çoraplar, elbiseler
Hepsinden yere doğru bir sarkıt
Düğünümüz var diyorsun damatsız
Ağlıyorsun iki göz pınarından
Yanaklarından akıyor bir Dicle bir Fırat
Sapsarı, yeşil gizemlerin var
Gelinliğinin altında
Kahverengi yükseltilerinde mor karanlıklar
Ateşler yanar gecelerde kızıl
Adına doğu demişler
Uzak kalmış adın
Sen hep damatsız gelinlikli kadın
GALİP UÇAR 2012 SAHRAYICEDİT
Şiir 10.03.2024 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır
şiiri okuma linki: DOĞU
21 Şubat 2024 Çarşamba
KİBELE E - DERGİ'NİN 1. SAYISINDE DERİN MOR YER ALDI
Derin Mor adlı şiirim Kibele E - Dergi'nin 1. sayısında yer buldu
Dergi 21.02.2024 tarihinde yayınlanmıştır
Dergiyi okuma linki: Kibele Kültür Sanat E DERGİ
8 Aralık 2023 Cuma
ŞEHRİN KARŞI KIYILISI
İki ayrı yüzüyüz İstanbul'un
Ben başka bir sen
Sen başka bir ben
İki kavuşmaz yakayız
Düğmesiz iliksiz
İki farklı kulesiyiz İstanbul'un
Sen denizde dalga içinde
Ben tepede rüzgârlara direnen
Görsek de beyaz vapurları
Beyaz martılar izin verdiğince
Sissiz ve hissiz İstanbul sabahlarında
Konuşup görüşemeyiz uzak yakınlıklardan
İki medeniyetiz İstanbul içinde
Sen surlarla kaplı
Ben saraylara sığıntı
Toplarla döveriz birbirimizi
İşgaller ve kan gövdeyi götürü fetihlerde
İki düşman medeniyetiz o iki medeniyete
Ani seferler sonrası kuşatılan
İzleri yok edilmeye çalışılan
Hırslı asi ve vandal
İki ayrı deniziz İstanbul'da
Birimiz kuzeyde buz kesmiş
Diğerimiz ılıman
Birimizin altı cehennem çukurları
Diğeri felaket fay hatları
Ama İstanbul'dayız ya
Sen karşı kıyılısın
Ben karşı kıyılı
Köprüler atmışlar üzerimize
Bağlamışlar yüreğimizi
Koparamazlar kıyamet kopsa dahi
GALİP UÇAR. KASIM 2023 FENER
Şiir 8 Aralık 2023 tarihinde Zamansız Dergide yayınlanmıştır
3 Ekim 2023 Salı
UYANAMAYIŞ
Hani hastasındır
Çok da yorgunsundur
Göz kapaklarının açılmaya takati yoktur
Oysa tüm gece deliksiz uyumuşsundur
İnsanlar işlerine güçlerine gitmiş
Duraklar dağılmış
Uzaklardan sadece dinamik ve nadir tekerleklerin sesleri
Sabahın o boşluk yaratan sessizliği
Hafif huzur dolarsın
Kalkıp acele edeceğin bir hal yoktur
Bedeninde birkaç gerginlik
Belki kramp sonrası karıncalanma
Kemiklerinde gerilme isteği
Hepsinden vazgeçer uzanırsın
Sol kulağının üstüne yatıp
O an
Bir gramofon gıcırtısı öteki kulağında
Hayalden bir iğne çizer plağı
Çalmaya başlar misal Zeki Müren'den
Çok uzun yıllar dinlemediğin bir şarkı
GALİP UÇAR. EKİM 2023 BALAT
Şiir 3 Ekim 2023 tarihinde Kibele Sanat Dergisinde yayınlanmıştır
Şiir okuma linki Uyanamayış
9 Ağustos 2023 Çarşamba
BİR GEMİLİK ÖMÜR
Köstekli bir saatin
Salınması gibiDalgalar üstünden salındı gemi
Omurgasında çatlaklar
Yüzünde kat kat makyajlar
Bir manyaklık hali bu
Uzak dedesinin boğulduğu saatlerde
Büyük büyük bir hüzün kaplar
Aniden demir atar
Düşer parmaklarına
Bacasında deli çığlıklar
Renklerinin solgun olduğu yerleri saklar
Ara sıra
Paslarını kazır
Elinde kalan tortusundan allık yapar
Hiçliğe doğru sürmek ister kendini
Yalnız kalmak sanki haram
Ya bir ada çıkar
Ya başka bir gemi
Takılır peşine bir yunus
Deli mi deli
Beddua eder ona
Balina yutsun diye seni
Yutar mı yutmaz mı bilinmez
Dalga dalga çığlıklar
Yayılır uzaklara
Parvaneye çarpar bazı şeyler
Pervane zaten deli
Döner durur vurur kendini
Köstekli o saatin
En az iki kere
Doğruları göstermesi gibi
Demir kapaklar kapılır üstüne
Sonu jilet
En kıyak tersanede
19 Temmuz 2023 Çarşamba
AN-I ÂRAF
Kalmakla gitmek arası
Bir araf buKalmak isteyip de gitmek zorunda kalmak
Kalmak istemeyip gidememek
Birçok şeyi yüklenip
Birçok şeyi yerinde bırakmak
Bir gün bir soru soracağım
Cevapları da vereceğim
Oturduğum yerden kalkacağım
Gideceğim
Bir şeyler kalacak
Çok şey oturacak
Sonrası ne olacak
Öncesi bilmeyecek
Şimdisi var olacakken
Birazdan yok olacak
Ben de yok olacağım
Yeni bir şey doğacak
O an
Anda yaşanan
Anı yaşatacak
Anı olacak
24 Şubat 2023 Cuma
ASİDİR BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI
ASİDİR BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI
Asidir
bu şehrin
Çocukları
hep asi
Yıkamaz
deviremezsin
Bükemezsin
bileği
Bir
kalkarsa şaha ah
Duramazlar
bir daha
Asidir
bu çocuklar
Asidir
bu şehrin
Çocukları
hep asi
Çocukları
hep asi
Asidir
bu şehrin
Çocukları
hep asi
Yıkamaz
deviremezsin
Bükemezsin
bileği
Şanlı
tarih yazanlar hep onlar
Asidir bu çocuklar
Şehri
baştan kurarlar hep onlar
Asidir bu çocuklar
Yeni
baştan kurarlar
El
ele başarırlar
Asidir bu çocuklar
31 Ocak 2023 Salı
ARALIKLAR ARALIKLAR
Saçlarından fırlayan rahvan atlar
Dört nala koşarken üstüme üstümeBir esmer kadın güzelliğinde
Ve yaz günüdür ille de
Ne dağlarda gezen yörükler
Ne şehrin gri evleri
Bir nehir akar
Can verir
Bakışlar ah bakışlar
Öylesine yakın
Derin çok derin
Uzak ulaşılamayacak
Kemer tokalarının ışıltısını saran
Simsiyah derilerin esaretinde
Deliklerden sızdığı kadardır şimdi aşk
Aralık günü belki güneş doğuracak
Bir aralık hayatı yaşatacak
Ah kuşları uçacak
Çiçekleri açacak kulak üstlerinde
Okşanan yanak kızarıklığı utancında
Seherlere uyandıracak
Belki farklı farklı şehirlerde yaşatacak
Ama illa ki imkansızı barındıracak





