Denize bıraktım kendimi
Bir
yanı su alan tekne gibi
Üstüm
başım köpük
Dalga
dalga sallanmışım
Yosunlara
saklıdır efkârım
Yarim
Ayvaz
yüreklim
Gelmiş
mi sonbaharı aşkın
Çöller
mi çeker
Kum
fırtınalarının dehşetlerine bizi
Zerreciklerin
tokadıyla yanar yanaklarımız
Susuz
ve kurak çatlak dudaklarımız
Gölgesi
düşmüş bir öğle vaktinin
Gri
kara bulutların ardından
Saat
seslerinden başka ses kalmamış
Sözler
unutulmuş
Kağıtlar
çöplerde saklı
Yahut
yanık
Küle
dönmüş o ilk zamanların lütfu
Uçuşmus
hafif yelle
Savrulmuş
bir yerlere
Yarim
Ayvaz
yüreklim
Bir
otobüsün tekerlekleri gibi
Döne
döne ezmişiz yılları
Ama
en çok da yüreğimizi belki
Kanı
gitmiş
Beyazı
kalmış
Onda
da lastik izleri
Ne
dermanı kalmış titremeye
Ne
damarı yolu
Çökmüş
bir menfezin üstünden geçen
Sanki
paslı kırık bir demiryolu
Kaç
vagonu devirmiş
Kaç
ağıt yakılmış ardından
Kaç
istasyon gelmesini beklerken
Seferlerini
iptal etmiş
Yarim
Ayvaz
yüreklim
Sonbaharıysa
şimdi aşkın
Yapraklar
Takvim
yaprakları gibi söküldüyse
Zaman
misali bir yalan
Olmayansa
An
an dahi değildir artık
Ellerini
uzatan
Üşüten
bir demir cevheri
İçten
içe paslı
Sonbaharıysa
bu aşkın
Geçmiş
günlerin ağıtlarıyla
Yorgun
Yaslı
Su
almak vaktidir
Köpük
köpük
Derinliklerin
lacivertine meraklı
GALİP UÇAR EYLÜL 2024
Şiir 7 Haziran 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır