Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

28 Şubat 2025 Cuma

2025 DİKSİYON SPİKERLİK SUNUCULUK EĞİTİMLERİM

 2025 yılında başlayan eğitimlerini Galip Uçar'ın verdiği 

Fatih Belediyesi Derviş Ali Konağı 

Beyoğlu Belediyesi Kasımpaşa Semt Konağı

Vefa Gençlik Merkezi İnsan Vakfı 

Diksiyon Spikerlik Sunuculuk kursları devam etmekte





























25 Şubat 2025 Salı

MUTLULUK KÖPRÜSÜNDE MENDİLLER

 Ölümlerin önüne set kurmuş

Yalan zincirinin kaleleri
Bense
Ceplerimden sarkan beyaz mendillerle
Bekliyorken
Mutluluk köprüsünün ucunda
Bir bir kan damladı
Mendilimin oyasından
Gözyaşı gözyaşı
Şimdi vazgeçme vaktidir
Teslimat tamam
Ve hazır beklemekte
Sıraya konmuş kayıklar
Cellat nişangahları gibi geçerken önümden
Şeytan savcılarının ellerinde defter
Okunur hükmüm okunur
İnce bir gazelhanın dilinden dökülür misali
Geri dönmek zor
Burada kalmak imkansız
Şu kayıp giden kayıklar
Benden vefasız


GALİP UÇAR.      ŞUBAT 2025.  TAKSİM


Şiir 25 Şubat 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır







21 Şubat 2025 Cuma

KAR VAKTİ

 Oysa

Demincek oynayarak çocuklar
Temizlemişti karı
Üstünde kedilerin pati izleri
Ağaçlardaki çürük narı
Bir saklanıp şimdi yine gelen
Fırtınalı karı
Örttü yine yeni beyazlığıyla
Sakladı tüm o ânı
İlk defa da değil bu
Hep yek gelen
Tavlanım zarı
Alışmışız defalarcasına mat olmaya
Alında yazı
Gel kolaysa sen
Bu kara talihi kazı
O zaman işte ne çıkar sesim
Ne de duyarsın bu ah û zarı

GALİP UÇAR.       ŞUBAT 2025. SAHRAYICEDİT

Şiir 21 Şubat 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat Dergisinde yayınlanmıştır

17 Şubat 2025 Pazartesi

EGE KIYILARINDA BİR KAHVEHANEDE

 Hatırlıyorum

Bir gün
Tavla oynarken Platon'la
Olanca kıskançlığıyla gelmişti Aristotales
Sokrates koşuştururken sokağın köşesinde
Ege yine sıcak ve güzeldi
Zeytinler altın gibi parlıyordu
Yeşilli beyazlı yapraklar arasında
Bugün gibi keyfi denize giren çok yoktu
Ama tenimiz esmer
Saçımız yine kıvırcık
Bazen bir küpten içerdik şarabı
Bazen küpe düşerdik uyumak için
Üzerimize geçenlerde pişirip yediğimiz
Bembeyaz koyunun postunu çekerdik
Ufkumuzda parça parça adalar vardı
Koca koca fikirler beynimizi parçalarken
Kadınlar
Esmer tenleri ve bacaklarıyla
Beyaz elbiseleri içinde gezip dururlardı
Bazısının ayağında üzüm lekesi
Benim bıyığımda şarap zerresi
İyon gemileri yanaşırken kıyılara
Güneş koca bir altın gibi yükselirdi İyonya'dan
Uzak bazı dağlar gölge gibi düşerdi gözümüze
Ve Platon'a derdim ki
Yahu doğru oyna şu oyunu
Bak şarabım ekşidi
Güneşin altını soldu
Sen daha zar atacaksın da
Bu yancı Aristotales bakacak da öğrenecek oyunu
Bilmiyor muyum sanıyorsun senin huyunu suyunu
Oynamayacaksan burada bitirelim bir baldıranla bu oyunu
Dağılsın izleyenler de git yesin evinde kızarmış koyunu
Ben de gireyim kübüme çekeyim üstüme postumu
Görüp de rüyamda düşünüp anlayayım düşmanımı dostumu

GALİP UÇAR.      ŞUBAT 2025 SAHRAYICEDİT

Şiir 17 Şubat 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır.




11 Şubat 2025 Salı

MİLLİ MÜCADELE GAZETESİ GALİP UÇAR RÖPORTAJI FUTBOL ÜZERİNE

 Milli Mücadele adlı gazetenin GALİP UÇAR'la yaptığı, "Futbol", "Futbol ve Sosyoloji", "Futbol'un Geleceği" içerikli röportaj gerçekleşmiştir. 

Galip Uçar'ın futbol ve diğer alanlarla ilişkisi, alt yapı, gelişim üzerine fikirlerini içeren röportaj Galip Uçar'ın resmi youtube kanalından da izlenebilmektedir

GALİP UÇAR FUTBOL RÖPORTAJ MİLLİ MÜCADELE GAZETESİ

9 Şubat 2025 Pazar

KAL Û BELADAN BERİ

 Dağlardan çiçekler toplayarak

Yataklar yapalım
Aşkın en masum uykularına dalmak için
Gecelerin kabuslarını el ele kovalım
Kenetleyip parmaklarımızı
Köprülerden geçelim
Rengarenk ışıkların aydınlattığı
İpek ipek akan
Dağ suları geçerlen altımızdan turkuvaz
Sevgi dolu aşk şarkıları söylediğimiz an
Yaramıza merhem olsun sürelim
Söz söz
Dize dize
Yalnızlığımızın intihar ettiği yarlardan
Yâr olup birbirimize
Bakalım gözlerimize bakar misali
Ufukta parlayan minik yıldızlara
Seni tanıyorum diyeyim o an
Gözünden göz bebeğinden tanıyorum
Sen ki
Aşk bilmez kabilelerden kaçan
Çölleri yalın ayak aşan
Gözyaşlarımdan dolan vaha göllerinden
Kana kana sular içen
Her yudukda yüreğimi okşayan değil misin
Diye diye dudaklarından
Öperken senin kolların
Sarsın dağları saran güneş gibi
Sar sen hep beni
Tanıştığımız o
Kal û beladan beri

GALİP UÇAR.   ŞUBAT 2025

Şiir 9 Şubat 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

6 Şubat 2025 Perşembe

İKİNCİ YILINDA SİZLERE

 Göğe bakayım

Bakayım da renkleri göreyim diyorum
Gök gri
Moloz grisi
Yıkıntı grisi
Toz grisi
Biliyorum bulut var orada
Yıldız var biliyorum
Milyon yıldır var olduğu gibi
Ama ben sizleri tanımıyorum
İsim isim
Tanımıyorum cisim cisim
Yüreğimin fay kırıklarından içeriye düştüğünüzden beri
Bilmesem de
Görmesem de
Hissediyorum sizi
Acı acı
Yana yana
Titreyen bir duvar
Her coğrafyada sinsi bir düşman
Biliyorum
Yaşadım sizin gibi
Sizin kadar
Yer altı dediğin
Cehennemdir biliyorum
Hangi coğrafyada olursa olsun
Bilmesem de
Görmesem de
Tanımasam da sizi
Bir gece
Sabaha kavuşamazken
Düştünüz yüreğimin fay kırıklarından içeri
Unutmam
Unutamam
Unutturmam sizleri
Bin bin
On bin on bin
Hangi coğrafyada olursa olsun
Gri kalıyor sonrası
Gök mavi
Toprak kahverengi
Su saydam olsa da
Sonrası hep gri
Bükülmüş demirler dahi

GALİP UÇAR.      ŞUBAT 2025

Şiir 6 Şubat 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır



3 Şubat 2025 Pazartesi

BİR İSTANBUL HİKÂYESİ

 

Sarı saçları ve mavi gözleri

Vardı çocuğun

İyi bir semtte

Bir görkemli konağın içinde doğdu

Deniz kıyısında yeşillikler içindeydi konak

Orada yaşardı

İyi eğitim aldı

Ekonomi okudu

Atalarının geleneğini babasından devraldı

Devam ettirdi

Eli daha da bollaştı

Çok iyi yöneticiler ve çalışanlar getirtti

Üst düzey borçsuz bir yönetim sağladı

Yöneticiler sanki bir azizdi

 

Sarışındı ama gözleri doğuştan kırmızıydı

Diğer çocuğun

İyi bir semtin arka sokaklarında

Tarihi ama pek bakımlı olmayan bir evde

Doğdu ve yetişti

Denizi uzaktan tepeden görürdü semti

Çevresinde farklı diller konuşan askerler arasında

Çocukluğunu geçirdi

Kendi semtinin köklü okulunda okudu

Fransızcasını geliştirdi

Batı kültürü aldı

Kendi yerli kaldı

Geçmişiyle övündü

 

Sarışın ve mavi gözlü olan ise

Çoğunluğu Türklerden olan bir semtteydi

Az Ermeni ve biraz daha fazla Rum kalmıştı

Halkın içinde hep bir köşeye izole yaşardı

Asil ve köklüydü

İyi bir burjuva ailedendi

Bahçelerinde denize parlak ışık saçan

Bir fener yaptırmışlardı

Onların asalet heykeli sanırlardı

Çocuk onun altında oynardı

İş arkadaşlarıyla altındaki çardakta brunch yapardı

 

Kırmızı gözleri alerjik bakan çocuk ise

Hep halk içindeydi

Orta düzeyde kaldı

Sokak insanıydı

Çevresinde fahişeler, travestiler, dilenciler ve tinerciler

Yeri gelir sanatçılar profesörler öğrenciler ve turistler

Ama illa ki yerli Levantenler, Rumlar, Ermeniler ve Galatadan Cenovalı Ceneviz çocukları

Dolanır ve bulunurlardı

Ailesinin geçmişten gelen ve yabancılarca sömürülüp

Hep iflas eşiğindeki dükkânında

Zararları kapatıp

Geçinmeye uğraşırdı

 

İki sarı çocuk da aynı sektördeydi

Mavişin yönetimi sansasyonel ve iş bitiriciydi

Para her şeyi hallederdi

Para teşvik para sonuçtu

Kızıl bakışlı ise halktan almıştı yönetim sitilini

Birliğe inanır

Patron çalışan müşteri saygılı ve işbirliğinde olmalı derdi

 

Ve bir gün

Karşılıklı iki otelde,

İstanbul’da

İki ayrı iş başarısını taçlandıracak

Ödül töreni vardı

Mayıs ayının ortalarında verilirdi hep

Mavi gözlünün bulunduğu otel

Lüks, altın sütunlu

İpek kırmızı halılı

Yüksek mi yüksek

Bir gökdelen misali

Değerli bir oteldi

Kırmızının ki ise

Tarihi ama restore edilip de ayakta tutulmuş bir bina

Ve akşam saat dokuzu vurduğunda

Çıktı sarışın mavi gözlü ağlayarak

Elleri bomboş

Oturdu sertçe ilk defa kaldırım taşına

Ve karşı otele baktı

Çıktı oradan sarışın kırmızı gözlü

Eli kolu ödül dolu

Mutlu ve mutlu

Ama tevekkül içinde

Sordu yanından geçen bir adama

Saat kaç

Sonra paylaştı mutluluğunu halkla

Gömdü burjuvayı saat dokuz dolaylarında

kaldırımlara


GALİP UÇAR                                           KADIKÖY 2008


Şiir 3 Şubat 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

BİR İSTANBUL HİKAYESİ