Galip Uçar'ın kaleme aldığı, toplumcu gerçekçi, DÖNÜLMEZ YOLLARDAN ARTA KALAN şiiri boyalıkalemler adlı sitede 26.06.2026 tarihinde yayınlanmıştır
Blog Ziyaretçi Sayısı
Ara ve Bul
Blog Site Translation
26 Haziran 2026 Cuma
DÖNÜLMEZ YOLLARDAN ARTA KALAN
12 Mayıs 2026 Salı
DEVR-İ YIL
Ben
Ölüleri serpiştire serpiştireYürürken
Paralel topraklara
Birden
Şu gri asfaltın dibinde bitiverdi
Papatya
Ak teni yaprak narini
Sarısı sırma incesi
Dalları yeşil bakar
Gün dediğin geçip gider
Devr-i yıl dediğin sabit
Her defasında beni yakar
Belki iyi geçmiştir de
Hissettirmez kavlini bana
Ben giderim bir menzile de
Bodur mor çiçekler beni kucaklar
9 Mart 2026 Pazartesi
KENDİYLE KAVGALI
Bir değişik durumum ben
Kendiyle kavgalıGöğermiş uzamış ulu
Koca bir çınarım
Köksüz toprağa tutunmayan
Vaat edemem hiçbir şeyi
Kendime tutamamışım sözümü
Hareketsizim
Devrilmeye meyilli
Gel deseniz
İzimden belli olur yerim
Sürüne sürüne gelebildiğim
Sonra yağmurlar dolar oralara
Gel de uğraş sellerle çamurlarla
Şaşırmışken sert bir yel değse
Düşebilmesi muhtemelen yapraklarımla
Nasıl böyle durabildiğime
Bu amansız kavgada
Boğa boğa yüreğimi
İçime çizilen yeni yuvarlak çizgilerde
Kimseye evet demem
Yahut vazgeçemem
Şunun şurası ölüm
Bir milim eğim uzakken
Kurtulmaya da hiç niyetim yokken
31 Ocak 2026 Cumartesi
HANGİSİ DURUR
Turnalar da cümle kuşlar gibi göçüp gider de
İnsanın gidişini bilmem niye yadırgar insanVay kurban
Mevsim kıştır
Kar altındadır ya bazı köyler
Yolları kapalı
Kar kaplı
Sobalarım kahverengisi kızıla çalar hani
Ve bazı hasret kalan çiçeklerin dudaklarına
Su değer ama yaprak üşür ya
Hangi kuş mevsim kışken durmuş buralarda
Hangi can yaralıyken kalmış yurdunda
30 Aralık 2025 Salı
FUJİ KLİMANJARO
Klimanjaro Dağı'nın doruklarına
Uzaktan göz beyazının parlaklığıyla bakanÇamurlu ayaklarıyla Afrikalı çocuk
Fuji Dağı'nın doruklarına
Uzaktan göz beyazı çekiklikten belli olmadan bakan
Temiz kaldırımlardaki Japon çocuk
İkinize de bir çocuk gibi yaklaşmak gerek diye konuşulsa da
Ayaklarınızo bastığınız topraklarda
Yaşatıldığınız yaşamların kalitesini yaratanlar
Yaratıldığınız et kemik kan halinizle
Yani en insan halinizle
Sözde anlatıp anlıyoruz deseler de sizleri
Sizleri bu yaşamı seçememeye
Bu ortamda olanları yaşamaya
Zorunda kıldıklarındandır ki
Asla anlayamaz
Anlatamazlar
İnsanlığınızı
Çocukluğunuzu
Çünkü
İki dağ kadar büyüktür
Size yaşatılan farklar
Ve yine yaşatacaklar
İnanmayın onlara
İnanın içinizdeki çocuğun varlığına
Bulun birbirinizi
Bir çocuğun insanlığında
Anlaya anlaşa
25 Aralık 2025 Perşembe
KARA KUMSALLAR
Kara kumsalların altında uyuyan
Binlerce kilometre uzunluğunda buzlarYosun tutmuş yüzeyinizde
At nalları izleri var
Gökyüzünü habersiz ve ani kaplar
Kül dolu kara bulutlar
Kar içinden patlarken sımsıcak sular
Bak sen kirpiklerin donmuş olsa da
Ufukta giden çizgiyi bozmayan bir turuncu gemi var
Güneş vurdukça deliklerinden su salar buzullar
Eriyip de mat olunca koca buzdan dağlar
Bil ki yakındır patlayacak şu sessiz bir usta gibi uyuyan volkanlar
Yeni yolların çukurlarını açınca kızgın lavlar
Buzdan damla damla eriyip akan yolunu bulur o sular
Gökyüzü karanlığından doğan rengarenk ışıklar
Sonsuza dek bilinmezliklerinde dolanırlar
1 Mayıs 2021 Cumartesi
MAYIS GÜNEŞİDİR EMEĞİN
Mayıs Güneşidir Emeğin
Mayıs güneşi misali
Güçlü parlak emekçi kardeş
Bembeyaz köpükleriyle kıyılara yanaşan vapurların
Özgür rotalarındaki sevinçli yunuslar gibi
Yüce dağların saklısında büyüyen dağ gülleri gibi
Yücedir güzeldir emeğin
Elbet bir gün huzurla akacak yanağından alın terin
Sen düşünmeyeceksin ay sonu nasıl gelir diye
Ellerin kolların torbalarla dolu
Her çocuğunun karnı doymuş
Oyuncaklarıyla mutlu
Eksiksiz gediksiz bütçende
Sen de mutlu edeceksin aileni
Bir gün elbet gelecek güzel günlerin
Büyüyecek en iyi eğitimleri alarak gençlerin
Sen makine makine emek dökerken
Anlatırken derslerini okulda dershanede
Sallarken direksiyonunu uzunlu kısalı yollarda
Çekiş seslerinde testere seslerinde
Tekstil atölyelerinde kesimhanelerde
Elden elde karpuzlar kavunlar uçuşup istiflenirken
Raflara mallar düzeniyle dizilirken
Geceye doğru masada tütün kağıda sarılırken
Tepsilerde şişeler tabaklar salınırken
Baskı seslerinin çığlığında kağıtlara mürekkepler yapışırken
Sabah erken poğaça simit kokularında
Yarı uykulu giderken
Aksamüstü yorgunlukla başın dik
Esnafı selamlayarak
Borçsuz harçsız
İş bulabilir mi diye düşünmeden
Çocuğun kardeşin
Emekliliğinde geçinebilir miyim diye korkmadan
Yaşayacaksın elbet bir gün
Bu güzel mayıs günlerini
Sen ve geleceğin
Mayıs güneşi gibi
9 Şubat 2021 Salı
NERGİS VE KUŞ
Nergis ve Kuş
Gözlerimde açan gülleri solduran hırs
Kibrin ve kinin
Oysa şarkılar söyler de uçardım sana
Tüm göğsüm delik deşik olsa da
Yırtılan diyaframıma aldırmadan
Sevda şarkıları söylerdim
Göl kenarında bitsen de
Yahut bir bahçede fark etmeden
Rengini umursamadım hiç
Umursamadım da ömrüm boyunca renkleri
Şekillere bakmadım
Sevmedim kalıpları, kalıp sözleri
Atasözlerinden ders aldım da
Tutmadım aklımda
Yazdığım şiirleri okumadım ezbere
Şarkılaşanları ise bir sana tek sana
O da acapella
Güldün güneş açtı
Uyudun ay doğdu
Bir ulu çınardan öğrendiğim ninnileri söyledim
Umurun değildi
Başka rüyalar gördün
Sen uçmamı severdin
Kan revan dökülen kanlarımı
Yırtık diyaframımdan çıkan
Yorgun şarkılarımı
Ama sen en çok
Kendini severdin
Beni sevmek istediğinden severdin
Sevmek istediğinden sadece
Sen bir güldün
Rengi cinsi nadir
Narin
Ama hep kendini nergis zannettin
Ondandır anlamadığın
Yaralı göğsümden akan kanın
Söylediği isyan dolu naif şarkılarımı
GALİP UÇAR Acıbadem
Şiir Şubat 2021'de Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır
27 Ocak 2021 Çarşamba
AŞK İLE DÖNDÜM KENDİME
Aşk İle Döndüm Kendime
Bir yangındım kaynağı bilinmeyen
Hırsla dolu
Keskin
Sarp dağ başlarıydım
Ara sokaklardan caddelere taşan bir isyan
Kuşatılmış bir meydandım
Kapkara bir bayraktım
En önde ellerde sallanan
Sert vurgun yorgun salınan simsiyahtım
Kızılını ve umudunu yitiren
Bir alevdim
Gülüşünü bir yerlerde unutmuş
Rotasız bir seyyahtım
Çıkınında bir şeyi kalmamış
Tabanları ağrılı
Omzu mor
Kolları bitap
Çarığı yırtık
Sakalı kir pas toz içinde biçimsiz
Küfürlerle dolu ağzıyla
Şehir şehir gezen
Asası kırık avuç içi çürük
Kendini diyar diyar sürmüş
Çapası soğuk sularda kaybolmuş
Demir atmış bir gemiydim
Yaz günlerinde çatlamış derin bir toprak
Ay ışığını kaybetmiş yıldızsız bir geceydim
Parmak uçlarında ağrı sızı nasır
Uzak yollarda yürüyen kimsiz kimsesiz kimliksiz
Sonra geldin
Bir kış gibi yağmurlar yağdırdın
Kurak topraklarıma
Yudum yudum içtim
Bereketlendi filizlendi
Çürümeye yüz tutmuş tohumlarım
Kar oldun beyaz
Örttün biçimsiz sarp kayalıklarımı
Güzel bir manzaraya çevirdin ufuklarımı
Harladın hayat ateşimi
Ab-ı hayat oldun
Evim oldun
Kalbin evim oldu
Kimsem oldun
Rehberim oldun yollarda
Demirimi kırılmaz eyledin çapam oldun
Sular güvenli oldu senle
Aşk aşk besledin
Güzel güzel sevdin
Biçim verdin
Gönlümüm ufkunda güneş gibi doğdun
En karanlık gece şafaklarında
Ne güzel ne güzel sevdin
Aşk ile döndürdün kendime
Galip Uçar 2020 Ekim
Şiir 25.01.2021 tarihinde Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır
14 Ocak 2021 Perşembe
MEMLEKET KARŞIMDA MEMLEKET AYAKLARIMIN ALTINDA
MEMLEKET KARŞIMDA MEMLEKET AYAKLARIMIN ALTINDA
Daha bir iyi anlıyorum
Kaktüsgillerin
Neden dikenlere büründüklerini
El değmesin diye
El değmesin diye yaşamlarına
El değmesin diye özgürlüklerine
Göç etmesinler
Öldürülmesinler diye
Ve dikenlerine inat
Çiçek açıyorlar
Mesarya Ovası’nda
Bölünmeden
Parçalanmadan
Kaktüs kalarak
Çiçekler açıyorlar
Sarı büyük papatyalar misal
Yağmura
Çamura
Fırtınaya inat
Dimdik duruyor ayakta
Ve daha nice adını bilmediğim çiçekler
Ara sokaklarda
Dallarda limonlar salınıyor
Portakallar
Mandalinalar
Ve turunç sandığım bergamotlar
Ben Girne Kıyısında oturuyorum
Parmak uçlarıma değiyor dalgalar
Alanya’da Hatay’da Mersin’de de
Birilerinin parmaklarına değiyor
Akdeniz köpük köpük
Anadolu Dağları tütüyor burnumda
Güneş alnımı yakarken
Serin ve yüce
Memleketimin kayısı ağaçları
Kiraz ağaçları
Dut ağaçları tütüyor
Tütüyor lakin özlemiyorum
Bir rüzgar esiyor
Uyandırıyor hayalimden beni
Palmiye ağacı salınıyor
Sakin, huzurlu ve dik
Bir güvercin uçuyor
Özgür
Beyaz
Sorulmuyor güvercinlerden pasaport
Sorulmuyor vize
Sorulmuyor güvercine
Milletin ne
Irkın ne
Uçuyor özgürce ada üstünde
Kim bilir neler görüyor
Neler yaşıyor kim bilir
Bulut geçiyor
Göksu’dan
Fırat’tan
Dicle’den
Almış nemini buhar buhar
Yağıyor dağların ardında
Kurak Mesarya Ovasına
Yeni filizler uyanıyor
Yağıyor Beşparmaklar’a
Gizli saklı ne varsa
Şenleniyor
Kuruyan ağızlara şifa oluyor
Oturuyorum Girne Kıyısı’nda
Köpük köpük Akdeniz ayak uçlarımda
Memleket uzak
Memleket ayaklarımın altında
GALİP UÇAR 2019 LEFKOŞA






