Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2026 Perşembe

80 Eylülü

 Az önce

Şadlık havası esen evde
Sesler kesilince
Hazin ve sessiz odada
Bir anne
Ellerini dizlerine koyunca
Yüzünde bir endişe
Gözlerinde teessür
Kim der ki az önce
Gülüp eğlenen bu kadın
Neden böyle üzgün
Dudakları titrek
Gözleri yaşlı diye
Demincek giden çocuğunun
Ümitsizlikle dönüşünü beklemekte
Oysa küçük kızı akşamleyin
Okulda defterindeki notları gösterirken
Taktir edip koskocaman gülmekte
Gururla sayfaları görmekte
Mutlu olmaktaydı
Şimdi
Nasıl bağrına basacaktı
O yavrucağı gözyaşlarını durdurup
Baban gelmedi
Şüphesiz gelemeyecek de
Bulaştı ya bu müsibet
Dönemeyecek
Nasıl diyecekti
Baban
Ya kayıplara karışacak
Ya boynunda yağlı urgan
Bir şafak vakti asılacak
Yahut bir işkencehanede
Bitkin bedeninde kalbi duracak
Yahut ciğerleri bitene değin
Şu duvarların demirlerin ardında
Eriye eriye kalacak
Nasıl diyecekti
Ülkesini sevmenin cezası bu diye
Babanı bir daha görememek
Yurt sevdasının bedeli diye

GALİP UÇAR.          MAYIS 2026   ÇAPA

Şiir 15 Mayıs 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır




5 Nisan 2026 Pazar

YAKUT

 

                                                                               YAKUT

                Uzun yıllar sonra, cesaretini toplayıp da, kaç gündür boncuk gözleriyle ve dudağını bükerek yanına gelip: “Sen de geleceksin dimi nine?” diye soru soran torununu kırmamak için, en güzel döpiyesini giyerek lakin bir ruj, az allıkla kendini çok da göstermeden gitmeye karar vermişti.

                Büyük kızı, onun bu kararına hayli şaşırsa da o, boncuk torununu asla kıramazdı. Seçtiği elbise de zaten abartılı değildi. Kahverengi bir ceket ve yine aynı renk diz altında biten bir etek, içine de arasında mavi tonlar olan beyaz bir gömlek.

                Tabi bir de o sabah uyanıp, çekmecesini açıp da, belki yirmi küsür yıldır takmadığı, yakuttan kolyesini takmıştı. Eskiden de bir yere gidecek olsa, kendisinin yaptığı bu yakuttan kolyeyi takmadan gitmezdi. Onun için yakut dünyadaki en özel taştı. Sevdiklerine de bu taştan kolyeler yapardı. Her çocuğunun da bu taştan takıları vardı. Hepsini de kendisi yapmıştı.

                Kızı ve torunu erkenden prova için okula gitmişti bile. Kendisi de hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra sofrayı toplamış ve hazırlanmıştı. Elbisesine uygun kahverengi deri bir çantayı da koluna takıp, yavaş yavaş okul yolunda ilerlemişti.

                Okula vardığında ise bahçenin hınca hınç dolu olduğunu gördü. Kapının eşiğinden sandalyeleri süzdü. Kızının ona ayırdığı yeri bulmaya çalıştı. Nihayetinde kızı da onu aradığı için annesini fark edip el sallamıştı. Görüp oraya doğru ilerledi. Yavaş yavaş sandalye aralarından geçerek ve her geçişte; biraz da kilolu olmasından dolayı, özür dileye dileye kendine ait yere gelip, oturdu.

                Gösterilerin başlamasıyla birlikte de çocukların bol heyecanlı ve bol hatalı ama illa ki hoş görülen sevimlilikle yaptıkları gösterileri, güle güle izledi. Sıra torununun olduğu gruba gelince ise sandalyesinde iyice bir doğrulup, sahneye kendini hizaladı. Öylesi bir heyecanla izliyordu ki gözünü sahneden alamıyordu. İşin gerçeği torununun dışında da gözüne pek de başka çocuk takılmıyordu.

                Torununun gösterisi bittikten sonra kızı yanından ayrılıp, torununun hazırlandığı yere giderken, sahneye çıkmak üzere olan başka bir çocuk gözüne takıldı. Boynunda kendisinde de olan yakut taşından kolye vardı. İşin daha ilginci bu kolyeyi bir yerden hatırlar gibiydi. Gösteri boyunca o çocuğa gözünü sabitleyip, kolyeye dikkatlice baktı. Hatta gösterinin sonuna doğru daha iyi görebilmek için yerinden kalkıp, sahneye doğru ilerledi.

                Sahneye yaklaştıkça da yürek atışları daha da arttı. Bu kolye… Bu kolye onun yaptığı kolyeydi. Hatta bu kolye…

                Tam da o an kızı ona seslendi: “Anne ne yapıyorsun orada? Gelsene.  Otursana.” Tam seslendiği anda da gösteri bitip, çocuklar okulun içine doğru ilerledi. Kızının yanına mı dönse, kızın peşine mi gitse arada kaldı. Ama sonunda içeri gidip kızı bulmaya karar verdi. Tabi kızı da arkasından koştu.

                O yaşlı ayakları uzun zaman sonra bu kadar hızlı adımlar atıyor, okulun bir sınıfından başka sınıfına bakıyordu. Her girdiği sınıfta: “O kız burada mı? Boynuna yakut kolye olan kız. Burada mı o kız?” diye soruyor, bulamadıkça başka sınıfa geçiyordu.

                Tam ümidi kesip de artık sınıflara girmeyecek kadar yorulduğu an, merdivenlerden bir adamın elinden tutarak, o çocuğun indiğini gördü. Derin bir nefes alıp, kendini doğrulttu ve yanlarına gitti:

-“Durun, durun!”

-“Aman teyzeciğim aman! İyi misin? Dur, dur sakinleş!”

-“Anne iyi misin?”

-“Dur be kızım!” kızın yüzüne bakıp, sonra da boynunu işaret ederek “Bu güzel kızım ne güzel de kolye takmış. Nereden aldınız? Bak güzel kızım bende de var o taştan.”

-“Teyzem iyisin kesin değil mi? Teyzem bu kolye doğduğundan beri Yakut’ta. İsmi de ondan gelme.”

-“Doğduğundan beri ha!”

-“Evet doğduğundan beri. Daha doğrusu doğduğundan beriymiş.”

-“Nasıl? Siz görmediniz mi?”

-“Yakutcuğum istersen sen arkadaşlarının yanına gidip bugün için vedalaş. Tatil ya haftaya göreceksin.”

-“Olur baba.”

                Kız ilerledikten sonra merdivenlerden de inen adam, teyzeyle beraber daha düzayak bir yere geçip konuşmaya devam etti:

-“Teyzem biz Yakut’u bir kurumdan evlat edindik. Zavallım öksüz kalmış. Elinde de bu kolyesi.”

-“Bu kız sizin değil mi? Gerçekten bu kız senin öz çocuğun değil mi?”

-“Dur anne sakinleş! Lütfen sakinleş! Beyefendi gerçekten sizin çocuğunuz değil mi?”

-“Değil hanımefendi. Evlat edindik.”

-“Beyefendi bu kolye annemin, kaybolan kız kardeşim için çocukken yaptığı kolye. Eğer bu dedikleriniz doğruysa”

-“Doğru kızın doğru. Ben yaptığım kolyemi mi bilmem? Ne şimdi benim Ayselim ölmüş mü? Ayselim’in öldüğüne mi bana yadigar bir torun bıraktığına mı?” derken oracıkta bayıldı.

                Apar topar çağırılan ambulansa binerken ise kızı, adamın telefon numarasını alıp, daha sonra buluşmak için sözleşti. Kızıyla beraber ambulansa binip hastaneye gittiler. Akıllarında bin bir soru…  


GALİP UÇAR


Öykü Edebi Dergi'nin Nisan 2026 sayısında yer almıştır



30 Aralık 2025 Salı

FUJİ KLİMANJARO

 Klimanjaro Dağı'nın doruklarına

Uzaktan göz beyazının parlaklığıyla bakan
Çamurlu ayaklarıyla Afrikalı çocuk
Fuji Dağı'nın doruklarına
Uzaktan göz beyazı çekiklikten belli olmadan bakan
Temiz kaldırımlardaki Japon çocuk
İkinize de bir çocuk gibi yaklaşmak gerek diye konuşulsa da
Ayaklarınızo bastığınız topraklarda
Yaşatıldığınız yaşamların kalitesini yaratanlar
Yaratıldığınız et kemik kan halinizle
Yani en insan halinizle
Sözde anlatıp anlıyoruz deseler de sizleri
Sizleri bu yaşamı seçememeye
Bu ortamda olanları yaşamaya
Zorunda kıldıklarındandır ki
Asla anlayamaz
Anlatamazlar
İnsanlığınızı
Çocukluğunuzu
Çünkü
İki dağ kadar büyüktür
Size yaşatılan farklar
Ve yine yaşatacaklar
İnanmayın onlara
İnanın içinizdeki çocuğun varlığına
Bulun birbirinizi
Bir çocuğun insanlığında
Anlaya anlaşa

GALİP UÇAR.             ARALIK 2025

Şiir 30 Aralık 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır




6 Ağustos 2024 Salı

İLK ÖĞRETİM ÇAĞI ÇOCUKLARI / ÖĞRENCİLERİ İÇİN BİLMECELER

İlkokul çağı öğrencileri seviyesindeki, kendi araştırmamı ve derlemesini yaptığım çeşitli çocuk bilmecelerini hazırlayıp, derlediğim Çocuk Bilmeceleri Klip
50 civarında bilmecenin yer aldığı ve mental seviyeyi geliştiren, teorik bilgileri hayatla birleştirebilecekleri ve en  önemlisi oyun gibi bilmeceleri yanıtlayıp, varlığın tanımını ve özelliklerini öğrenebilecekleri öğretici ve geliştirici bir bilmece oyun video klibidir

 

24 Şubat 2023 Cuma

BİR KARA KEDİ

 


                                                            BİR KARA KEDİ

Bir kara kedi bak geliyor

Bir kara kedi bak ne diyor

Bir kara kedi sana bakıyor

Bir kara kedi seni seviyor

 

Bir kara kedi oyun istiyor

Bir kara kedi mamayı yiyor

Bir kara kedi hep mırlıyor

Bir kara kedi seni seviyor çok

 

Bir kara kedi bak horluyor

Bir kara kedi bak hopluyor

Bir kara kedi bak uyuyor

Bir kara kedi seni seviyor çok

 

Bir kara kedi yuvarlanıyor

Bir kara kedi mızmızlanıyor

Bir kara kedi mi nazlanıyor

Bir kara kedi seni seviyor çok

Bir kara kedi pati yalıyor

Bir kara kedi kuyruk sallıyor

Bir kara kedi sessiz yürüyor

Bir kara kedi seni seviyor çok

 

söz ve müzik: GALİP UÇAR

şarkı 24.02.2023 tarihinde yayınlanmıştır


şarkıyı dinlemek için: BİR KARA KEDİ