Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

kktc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kktc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2023 Pazar

Arap Ali Ağıdı yahut Bir Antiemperyalist Direniş Ölümü

 Uluslar, gerek varlıklarını, gerekse de kültürlerini çeşitli anlatılarla yahut ögeleri bir sonraki nesillere aktararak sürdürür ve böylece yaşamaya devam ederler. Günümüz koşullarında dahi bazı yaptıklarımız, yaşantılarımız aslında binlerce yıl önceki atalarımızdan bizlere mirastır. Onların yazı olmadığı dönemde yani sözlü edebiyat dönemi olarak kabul ettiğimiz dönemde, ellerinde saz dillerinde destanlarda anlattıkları yaşamların nesillerce aktarımı sonucunda bizlere kadar gelen çeşitli kalıtımlar da vardır.

Bu kalıntılardan biri de ağıtlardır. Yuğ törenleri yani ölüm sonrası cenaze törenlerinde ölenin ardından okunan hali olan “Sagu” şiirlerinden bu yana dönem dönem, özellikle de dinsel ögelere bağlı olarak değişimler yaşamış olsa da, öz olarak ölen kişinin karakterine, yaşantılarına vurgu yapan içinde nasıl öldüğünü de barındıran, genellikle de ezgili olarak okunan yas şiirleri olmuştur.

Sıradan kişiler yahut kahramanlık gösteren birilerinin ardından da yakılmıştır. Ama bunlar sadece ulusal savaşlarda, uğraşlarda, gazalarda yakılanlarla sınırlı değildir. Yahut Türklerin ağıtları sadece Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar, Batı Trakya, Orta Doğu, Yemen örneği varsa Arap Yarımadası ya da mevcut coğrafyamız Anadolu’da yakılmamıştır. Bir de nedense göz ardı edilen Kıbrıs adasında da Türklerin ağıtları vardır. Hele ki bu ağıtlardan biri vardır ki, bir yiğidin arkasından yakılması dışında, antiemperyalist ögeleri de taşımaktadır.

Bilindiği üzere, 2. Abdülhamit Devri’nde Kıbrıs adası, Kafkasya’da yaşanan problemler sebebiyle, koruma altında kalması için İngilizlere kiralanmış ve kiralama sürecinin dahilinde, Birinci ve İkinci Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve sonrası mağlubiyet sebebiyle İngilizler tarafından ilhak edilmiş ve Kıbrıs bir İngiliz sömürgesi ya da Britanyalıların tabiriyle Kıbrıs Kolonisi kurulmuştur.

Kıbrıs’ta yaşayan, Türkler, Rumlar, Maronitler dışında adaya İngilizler de yerleşmiş ve koruma bahanesiyle aslında Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’nın güvenliğini elinde tutup, bölgeye en yakın stratejik bölge olan Kıbrıs’ı kiralayan Britanyalılar, Kıbrıs’ta da yoğunlaşmaya başlamıştır. Tabi ki Osmanlı Dönemi’nden kalma ve daha öncesinde de Arap işgalleriyle gelip adaya yerleşen Arap nüfusu da vardır.

İşte bu Arap kişilerden birisi de Arap Ali’dir. Arap Ali, Mağusa Limanı’nda çalışan bir liman işçisidir. Tabi ki bu sıfatıyla Arap Ali, aslında konumuza işçi, emekçi başlıklarını da koymaktadır. Ama işçi, emekçi kavramının bir ötesine de Arap Ali’nin bazı özellikleri bizi getirebilmektedir. Arap Ali, işini yap, görme, duyma, denileni uygula tarzı bir liman işçisi değildir. Arap Ali, haksızlığa başkaldıran, işçiyi ezmeye çalışan kaptanların ve ustaların da karşısına dikilen bir kişiliğe sahiptir.

Hatta öyle bir isyankâr karaktere sahiptir ki, uslansın diye Seniha adında bir kızla genç yaşta evlendirilir ki belki evlenip, çoluk çocuğa karışında durulur diye. Evlendikten sonra genç yaşta üç çocuğu da olsa Arap Ali’nin karakteri değişmez.

Zaten Mağusa Limanı çevresinde de bu gibi olaylarla ve isyankarlığıyla bilinen Ali’nin bir diğer yarası da, ne kadar belli etmese de içten içe belli ki onu yemektedir, yaşadığı toprakların sömürge durumunda kalması ve adalıların kendi topraklarında, uzak diyarlardan gelenler tarafından yönetilmesidir.

Elbette 1960lı senelere kadar olan dönemde her Kıbrıslı, İngiliz pasaportuna da sahip olmuş ve bu sömürgeleşmeyi olumlu olarak da kullanmıştır. Bunlara örnek bazı olaylar şunlardır: İngiliz pasaportu sayesinde “Commonwealth” adı verilen Britanya Krallığı’na ait sömürge ülkelerde yaşama, çalışma, okuma hakları. İngiliz sömürgeleri ve Ada Krallığı arasında serbest ticaret anlaşmaları ve bu gibi çeşitli imtiyazlardan söz edebiliriz. Tabii eğitim alanı sanırım buradaki avantajların başında geliyor olsa da kendi ülkesinde, ne kadar kendi dilini konuşuyor olsalar ve kendi okulları mevcut olsa da yönetsel olarak Britanya Krallığı’nın istediklerini yapılması ve onların tek söz sahibi olması özgürlük alanını da kısıtlamıştır. Sonuçta bir sömürge ülkesinin vatandaşlarıdırlar ve herkes de Krallık için çalışmaktadır.

İşte Arap Ali de bu sömürge vatandaşlardan birisi olarak yaşamını sürdürmekte olan Limasol ya da Kıbrıslı Türklerin tabiriyle Leymosunlu Kıbrıslı Türklerden biridir. Mağusa da günümüzde 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Gazi Mağusa olmuştur, liman işçisi olarak çalışan ve çok büyük varlığa sahip olmayan, geçinmeye çalışan diğer her işçilerden biridir. Kıbrıs’ın genel özelliklerinden birisidir ki akşamları içki içmeyi severler. Günümüzde de bu sürmekte olan bir gelenektir. Özellikle de meyhane geleneği Kıbrıs’ta eski zamanlardan bu yana yaygın bir gelenektir. Genellikle çalışan kişiler, işleri ya da mesaileri bittikten sonra meyhanelere, hem eğlenmeye hem de sosyalleşmeye gitmektedirler. Liman işçilerinde eski dönemlerden beri bu meyhane geleneği hep de vardır.

Tabii ki İngilizlerin de “Pub” adını verdikleri, birahane olarak tercüme edebileceğimiz bir bar ya da bizim meyhane kültürüne yakın bir kültürü vardır. İşte bu meyhane gecelerinden birinde Arap Ali, içkisini içerken, meyhanede eğlenen ama eğlenirken de meyhanedeki Kıbrıs’ın yerlisi halka eziyet edip, onlarla dalga geçen başka bir İngiliz sömürgesi olan Hindistan’dan gelen Hintli İngiliz askerleriyle bir şekilde takışır. Onların insanlara yaptıklarına meyhanede karşı koyar ve yedi Hintli İngiliz askerleriyle atışır.

Ertesi gün, Ali limanda çalışmasını bitirdikten sonra yine meyhaneye giderken, meyhanenin önünde dün kavga ettiği yedi Hintli İngiliz askerinin, ellerindeki silahlar ve o silahlara takılı süngülerle onu beklediğini görür. Bir şey olacağından emin olsa da yiğitliyle ve korkusuzluğuyla bilinen Arap Ali meyhaneye yürüyüşünden vazgeçmez. Bu askerlerden birisi Ali’ye doğru hamle yapar ama Ali güçlü yapısıyla onu yere indirir. Bunu yumruğu bahane eden diğer altı asker de olaya müdahil olur ve Ali’yi süngülemeye başlar. Bu süngü darbelerine rağmen onlarla boğuşmaya devam eden Arap Ali, ilk başta yere serdiği askerin hınçla ona sapladığı süngü darbesiyle artık dayanamaz hale gelir.

Artık kan kaybından baygın hale gelmiş olan Arap Ali’yi bu askerler, sömürge halklara ibret olsun, kimse otoriteye ve onun en küçük yapısı olan erlere dahi başkaldıramasın diye sürükleye sürükleye Mağusa Limanı’na getirirler ve meydana sererler. Olayı duyan karısı Seniha ise koşarak kocasının kanlı bedeninin olduğu meydana gelir ve yanına oturur. Arap Ali son bir dermanla karısına:

“İskele’den çıktım yan basa basa, Mağusa’ya vardım kan kusa kusa,

Mağusa Limanı, limandır liman, beni öldürende yoktur din iman” dediği rivayet edilmiştir.

Karısının da buna karşılık:

“Uyan Ali’m uyan, uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun” dediği söylenmiştir.

Rivayet odur ki bu sözleri duyan halk arasında bu sözler yayılmış ve mevzubahis ağıtın da temel sözleri haline gelmiştir.

Mağusa Limanı türküsü olarak bilinen ama yerelde Arap Ali Ağıtı olarak anılan bu ağıtın ülkemizde bir tek versiyonu bilinse de tek versiyona sahip değildir. Belki ezgisel olarak aynı olsa da şiir olarak farklılıklar göstermektedir.

Ülkemizde ve Türkiye üzerinden yayılan türkü versiyonun sözleri şu şekildedir:

 

Mağusa Limanı limandır liman (aman aman) (x2)

Beni öldürende yoktur din iman (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

İskele’den çıktım yan basa basa (aman aman) (x2)

Mağusa’ya vardım kan kusa kusa (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

Mağusa Limanı’ndan aldılar beni (aman aman) (x2)

Üç mil uzağına attılar beni (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

Bu versiyon ülkemizde ve bizden yayılacak şekilde bilinen Arap Ali Ağıtı’nın, Mağusa Limanı’nın sözleridir. Bu hale yakın ama yerelde okunan bir başka versiyonu da şudur:

Magusa Limanı limandır liman (aman aman) (x2)

Beni öldürende yokdur din iman (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

İskele’den çıkdım yan basa basa (aman aman) (x2)

Magusa’ya vardım gan gusa gusa (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

Ölür oldum hey hey bak neler oldu (aman aman) (x2)

Elbiselerim da gan ile doldu (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

Magusa Limanı’ndan aldılar beni (aman aman) (x2)

Üç mil uzağına addılar beni (x2)

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun

 

Bu versiyon, İngiliz arşivlerinden elde edilen ve söyleyeni belli olmasa da yani anonim olsa da Zehra İbrahim tarafından derlenen versiyondur. 1979 senesinde “Kıbrıs Türküleri ve Oyun Havaları” adlı kitapta yer alan versiyon da budur.

Yine aynı kitaptan elde edilen başka bir versiyon ise şu şekildedir:

Meyhaneden çıgdım sağ selamed

Yan tarafıma bagdım kobdu gıyamed (x2)

 

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yeni gamlara da dayanmaz oldun

 

Meyhaneye girdim üş gonyag işdim

Düşmannarı gördüm gendimden geçdim

Yedi süngü yedim sekizde düşdüm

 

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yeni gamlara da dayanmaz oldun

 

Meyhaneden çıgdım yan basa basa

Ciyerlerim döküldü gan gusa gusa

Ölümüme sebep oldu Magusa

 

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun

Yeni gamlara da dayanmaz oldun

 

Bir başka ve çok daha az bilinen versiyonu ise, daha ağıt özellikleri taşıyan ve ilginç şekilde sitemkarlıkları da içeren, Sonay Kuyucuoğulları versiyonudur. Bu versiyonun şiiri ise şu şekildedir:

Bohçamı aldım çıktım, karım dedi gitme

Ya gelirim ya gelmem sakın merak etme

Meyhaneye vardım üç gonyak iştim

Düşmanları gördüm gendimden geçtim

Yedi süngü yedim sekizde düştüm

 

Uyan Arabalim uyan uyanmaz oldun

Yediğin süngülere dayanmaz oldun

 

Meyhaneden çıktım yan basa basa

Ciğerlerim döküldü gan kusa kusa

Beni canımdan etti ah o Magusa

 

Uyan Arabalim uyan uyanmaz oldun

Yediğin süngülere dayanmaz oldun

 

Magusa Denizi limandır liman

Yedi mil açığında yatarım aman

Ağlarım inlerim yok mudur duyan

 

Uyan Arabalim uyan uyanmaz oldun

Yediğin süngülere dayanmaz oldun

 

Selam edin anneme kına yaksın eline

Ali’sin öldürdüler vadı geldi yerine

Üç çocuğum var benim aslın gendi evine

Senihamı göndersin geri gendi köyüne

 

Sonuç olarak, ta İlk Türklerden bu yana gelen sagu, ağıt şiirlerinin bir başka ve göz ardı edilenlerinden biri de Arap Ali Ağıtı olan ve Mağusa Limanı türküsü olarak bilinen, Arap Ali’nin ölüm hikâyesini anlatan ağıttır. Arap Ali ağıtının en önemli özelliklerinden biri de en az Gazavatname ve Yapay Destanlar kadar mücadele içermesidir. Ne kadar yapma destanlar özellikle kahramanlıklar içerse de belli oranda; özellikle de Kurtuluş Savaşı’yla ve Çanakkale Savaşları’yla ilgili olanlar, antiemperyalist ögeler içermektedir. Ama ağıtlar için Türkiye’nin 60’lar ve 70’lerde siyasi dönemlerinde yazılan ağıtlar haricinde, Türk Edebiyatı’na antiemperyalist bir ağıt olarak kayda geçebilecek ilk ağıdır Arap Ali Ağıtı’dır. Arap Ali Ağıtı sadece bir kişinin ardından yakılmış bir ağıt değil, aynı zamanda antiemperyalist bir Kıbrıs edebi eseridir. Bu eser alegorik olarak da Kıbrıs içinde yer alan halkların sömürgeciliğe karşı mücadelelerini ve toplumcu gerçekçi ögeleri de içermektedir. Bu sebepten dolayıdır ki Arap Ali Ağıtı çok çeşitli sosyopolitik ögelerle okunmalı ve yorumlanmasında da bu tavır ele alınarak gerek şiirsel, gerek müzikal olarak işlenmelidir.

GALİP UÇAR


Yazı 19 Şubat 2023 tarihinde OGGİTO dergisinde yayınlanmıştır

04.04.2023 tarihinde Daima Edebiyat dergisinde yayınlanmıştır


okuma linki: ARAP ALİ AĞITI




24 Şubat 2023 Cuma

TAZE LİMON ÇİÇEKLERİ AÇAR (LEFKOŞA'NIN SOKAKLARI)

 


                         TAZE LİMON ÇİÇEKLERİ AÇAR (LEFKOŞA SOKAKLARI)

Taze limon çiçekleri açar

Lefkoşa’nın sokaklarında

Sonra seni çok sevesim gelir

Kanlıdere yataklarında

 

Taze limon çiçekleri açar

Lefkoşa’nın sokaklarında

Sonra seni çok sevesim gelir

Arabahmet varoşlarında

 

Taze limon çiçekleri açar

Lefkoşa’nın sokaklarında

Sonra seni çok sevesim gelir

Dereboyu ışıklarında

 

Taze limon çiçekleri açar

Lefkoşa’nın sokaklarında

Sonra seni çok sevesim gelir

Fatıma’da sınırparkında

Girnekapısı surlarında

 

söz ve müzik : GALİP UÇAR

şarkı 24.02.2023 tarihinde yayınlanmıştır

şarkıyı dinlemek için: TAZE LİMON ÇİÇEKLERİ AÇAR

DEFACTO KADIN (LEFKOŞA'DA BİR KADIN)

 


                                LEFKOŞA’DA BİR KADIN  ( DEFACTO KADIN)

Lefkoşa’da bir kadın

Yürürken adım adım

Surlar içinde birden

Takıldı bariyerde


Oysa sokaklar onun

Doğduğu şehir onun

Kim dolayacak onu

Dikenli tellerine

 

Anlıyorum seni ben

Anlıyorum halinden

Sınırlanmış şehrinde

Özgür hayalin

Anlıyorum seni ben

Anlıyorum halinden

Ambargolu ülkende

Defacto kadın

 

 söz ve müzik: GALİP UÇAR

şarkı 24.02.2023 tarihinde yayınlanmıştır

şarkıyı dinlemek için : DEFACTO KADIN

 



30 Kasım 2021 Salı

TED Koleji Türk Dili ve Edebiyatı Zümresi Kitap Günü etkinliği düzenledi (GALİP UÇAR HAKKINDA HABERLER 2)

 TED Koleji Türk Dili ve Edebiyatı Zümresi Kitap Günü etkinliği düzenledi

TED Koleji Türk Dili ve Edebiyatı Zümresi’nin her yıl düzenlediği kitap etkinliklerinin bu yılki ana teması ünlü yazar Dostoyevski oldu. Dostoyevski’nin her yönüyle ele alındığı İki gün süren etkinlikte ilk gün, Dostoyevski’yle ilgili okul röportajlarının yer aldığı video gösterildi. Ardından Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinden Galip Uçar, Dostoyevski’nin hayatını ele aldı. Türk Dili ve Edebiyatı Zümre Başkanı Türegün Tunç da ‘Dostoyevski’nin eserlerine değindi. Matematik öğretmenlerinden Melek Gavani de Dostoyevski’nin sinemaya etkisini anlattı. Lise Tiyatro Kulübü’nün sahneye koyduğu ‘Raskolnikov Meselesi’ adlı kısa oyunla birinci günün etkinlikleri sona erdi.  İkinci gün Dostoyevski’nin felsefesi ve Suç ve Ceza’dan yola çıkarak oluşturulan “ Her suç suç mudur? Yoksa hayatı sürdürmek için bir eylem midir? ” münazara konusunu liseliler tartıştı.  Işık Kitabevi de etkinlikler sırasında öğrencileri kitapla buluşturdu.   

HABER DİYALOG GAZETESİ'NDE ( KIBRIS) 15 OCAK 2019 TARİHİNDE YAYINLANMIŞTIR

haberi okumak için



TED Kuzey Kıbrıs Koleji geleneksel şiir günü etkinliğinde öğrenciler ve davetliler keyifli anlar yaşadı (GALİP UÇAR HABERLERİ)

 TED Kuzey Kıbrıs Koleji geleneksel şiir günü etkinliğinde öğrenciler ve davetliler keyifli anlar yaşadı

Türk Edebiyatı’nın ünlü şairlerinin şiirlerinin öğrencilerce seslendirildiği TED Kuzey Kıbrıs Koleji geleneksel şiir günü etkinliğinde öğrenciler ve davetliler keyifli anlar yaşandı. 
 Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte Atilla İlhan, Can Yücel, Nâzım Hikmet Ran, Arkadaş Zekai Özger, Ahmet Erhan, Orhan Veli, Gülten Akın, Bülent Ecevit, Özdemir Asaf, Arif Damar,  Metin Altıok gibi ünlü şairlerin yanında günümüzde şiirleriyle Türk Edebiyatı’nda sesini duyuran Hayrettin Horoz ve Ahmet Can Akyol’un şiirleri öğrencilerce okundu. 
 Şiir Günü’nde öğrenciler gerek bireysel gerekse de Nâzım Hikmet Ran ve Bülent Ecevit’in şiirlerini koro halinde okudu.  
Gösterinin sonunda ise şiir korosu okul edebiyat öğretmenlerinden Galip Uçar’ın “Memleket Uzak, Memleket Ayaklarımın Altında” adlı şiirini seslendirdi ve gecenin sürprizi olarak şiirin son kıtasını, şiirin şairi olan hocalarıyla beraber seslendirdi. Bu şiirin okunması ve seyircilerin selamlanması sonrası şiir günü sona erdi.  


HABER DİYALOG GAZETESİ'NDE (KIBRIS) 13 MAYIS 2019 TARİHİNDE YAYINLANMIŞTIR




3 Mayıs 2021 Pazartesi

GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 8. BÖLÜM KONU SILA 4

  Her pazar; Radyo Göktürk'te, saat 19.00 ila 21.00 arası yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının, 09.05.2021 günkü yayın konusu, Kıbrıs Müziği'nin ve Anadolu Rock Müzik tarzının önemli grubu SILA 4

Programa konuk olan kişilerden Cemal Yıldız bizlere Omorfo'dan yani Güzelyurt'tan Kıbrıs'tan bağlandı ve bizlere Kıbrıs için Sıla 4 grubunun öneminden bahsetti. Melisse Kırgöz ise Sıla 4 grubuyla tanışmasını ve onların Lefkoşa'da verdiği konsere katıldığında hissettiklerini bizlere aktardı

Programı dinlemek için: program linki


Program Linki

GALİP UÇAR’LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 8. BÖLÜM SILA 4 PLAYLİST

1-GIBRISIM

2-GARİBAN

3-DOLAMA

4-GARANFİL

5-ATA BİNESUM GELDİ

6-KÖPRÜDEN GEÇEMEDİM

7-KIBRIS GELİNİ

8- ZEYTİNDEN AŞI MISIN

9-GELMEDİN

10-GARA GÖZLÜ YARİM

11-GAVE

12-AKŞAM OLSUN GELEYİM

13-BAHÇADA GUZU

14-SELVİM

15-ÇIKSAM BEŞ PARMAK DAĞINA

16-GANNI DERE

17-VURSALAR BİNER KERE

18-ÖLÜM ALLAHIN EMRİ

19- YİNE SENİ İSTERDİM



10 Şubat 2021 Çarşamba

Tarihi Yerleriyle Kıbrıs (Objektifimden)

 Kıbrıs, bilinen arkeolojik verilere göre MÖ 9000'li yıllara uzanan örneklerle ilk yerleşim ipuçlarını vermekte. Daha sonraki buluntularda ise MÖ 10000'li yıllarda, bulunan arkeolojik kalıntılar doğrultusunda Orta Doğu'dan özellikle de Filistin ve Lübnan'dan göçen insanların olduğu ve Kıbrıs'ta yaşadığına dair kanıtlar elde edilmiştir. 

Kıbrıs'ın bilinen ilk büyük koloni sahipleri Mısırlılardır. Mısırlılar Kıbrıs'ı "Asi" adıyla anmışlardır. Daha sonra Hititler (Hatti Devleti) ismini "Alaşya" (Alasya) olarak anmışlardır, Asurlular ki Kıbrıs'ı "Yatnana" adıyla anmışlardır, Fenikeliler, Medler, Roma İmparatorluğu ve bölündükten sonra Bizans İmparatorluğu, sonra dağınık akınlarla gelmiş Müslüman Kabileler, Emeviler; bu iki Arap kökenli toplum Kıbrıs'a Kubrus ya da Kubruş demiştir. Bir dönem Tapınak Şovalyeleri'nin yönetiminde kalan Kıbrıs'ta halkın bu yönetimden memnun olmaması sonucunda çıkan isyanlarla zayıflayan otorite sonucunda adaya  Luzinyanlar (Fransız Kökenli Latin) 300 yıl kadar hakim olmuştur. Sonrasında ise Cenevizli tüccarlar hakimiyeti ele alıp İtalyan Kültürü'nü taşımıştır. Sonrasında Memlüklüler'e ve Venedikliler'e de geçen yönetim son olarak Osmanlı İmparatorluğu; ki İkinci Abdülhamit Dönemi'nde 92799 Sterlin kira karşılığı; 4 Haziran1878 İngilizlere hakları devredilene dek Osmanlı İmparatorluğu hüküm sürmüştür. Kira sonucunda ve daha sonra Birinci Dünya Savaşı'nda tedbir öne sürülüp kira akdi iptal edilip, ilhak edilerek İngiliz İmparatorluğu'na koloni devleti olarak gelmiştir. 1960'larda İngiliz sömürgesinden bağımsızlığını ilan edip Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuş, lakin 1963 -1974 arasında Türkiye'ye taksim ismi, Yunanistan'a 1930lar'da başlayan birleşim talebi olan Enosis istemleriyle yaşanan ve ciddi katliamlara sahne olan dönem sonucunda; Bülent Ecevit öncülüğünde yapılan Kıbrıs Barış Harekatları ya da Rum tarafının ismiyle Atilla 74 Operasyonu'yla, Kıbrıs Cumhuriyeti iki kesime ayrılmış ve Güney'de Rumlar, Kuzey'de Türkler olmak üzere iki ayrı devlet kurulmuştur. Bu kaotik dönem hayli kanlı geçmiş; özellikle EOKA- A ve EOKA-B2nin yaptığı katliamlar sonucunda Kıbrıs Türk toplumu çok sayıda insan yitirmiştir. 1974 sonrasında ise aslında ağırlıkla Güney'de yaşayan Kıbrıs Türkleri, muhacir durumuna düşüp, göç ederek Kuzey'e yerleşmiş ve adı hâla Göçmenköy başta olmak üzere yeni yerleşim yerlerine yerleşmişlerdir. Aynı şekilde Kuzey'den Güney'e Rum muhaceratı da olmuştur.  Kuzey'deki Türk Cumhuriyeti, Batılı Devletlerce Defacto yani resmi olarak tanınmayan hatta işgal edilmiş topraklar olarak görülmektedir. Lakin 1985 25 Kasım'ı itibariyle KKTC devleti kurulmuş ve Kıbrıslı Türkler, kuzey tarafında resmi bir devlet sistemi kurmuşlardır. 

Kısaca Kıbrıs, hem coğrafyasının stratejik olması, hem Akdeniz'de verimli topraklara sahip olması, hem de güzelliğiyle her zaman ilgi çekmiş ve sürekli el değiştirerek birçok farklı kültüre ev sahipli yapmış ve hepsinden bir şeyler edinmiştir. Kıbrıs'ta gezerken en çok Latin ve Bizans Dönemi eserlerine rastlayabilirsiniz. Osmanlı Dönemi'nde yapılan eserler dışında, Gotik Tarzda yapılmış Kiliseler de minareler eklenerek, camiye dönüştürülmüş ve hâlâ bu şekilde kullanılmaktadır. 

Aşağıda size Kıbrıs'ın tarihi yerlerini objektifimden yansıtacağım 

NOT 1: Fotoğraflar Lefkoşa, Girne, Mağusa (Magosa) Bölgeleri'nde çekilmiştir.

NOT 2: Kıbrıs Evleri'nin kapıları ve kapı kolları emekle, el yapımı tarihi kapılardır. Fotoğraflar bunları da içerir. Özellikle bazı kapı kolları ciddi sanatsal eserlerdir.

NOT 3: Osmanlı'nın 19. yüzyılına hakim olan Tanzimat Düşünecesi'nin fikri babası ve en önemli edebiyatçısı kabul edilen ve 2. Abdülhamit tarafından hürriyet, adalet söylemleri sonucu sürgün edilen Namık Kemal'in Mağusa'ya (Magosa) sürgün edildiği önce zindanı sonra evi olan yer de fotoğraflar arasındadır. Şu an KKTC Devleti tarafında Namık Kemal Müzesi olarak kullanılmaktadır.









Venedik Sütunu (Lefkoşa)







Mağusa Limanı ve Feneri




Girne Kalesi






Namık Kemal Evi ve Zindanı





Girne Limanı Antrepo



Lefkoşa Girnekapısı Halkın Sesi Gazetesi

Lefkoşa Surlar İçi Dimotiki Agora, Belediye Pazarı

Girne Kapısı 

Büyük Han Lefkoşa Surlar İçi


Büyük Han 

Kumarcılar Hanı

Lefkoşa Sarayı










Venedik Sütunu


Lefkoşa Sarayönü



Arabahmet





Lefkoşa Surlar İçi