Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

beat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2024 Salı

BEAT

 Evler sıcaktır ve aydınlık,

Ben karanlığı severim

Şimdi evden çıkma zamanı

Üzerimde yıldızlar ve tren sesleri içinde

Meteliksiz ve yersiz yurtsuz olmak

Zamansız gitmek

Başı boş bitkin, çekmek gökyüzünü ve uçmak havalara

Sadece sevgi, şiir ve müzik

Her yanımız özgürlük

Binmek trenin bir yük vagonuna

Ve gitmek San Fransisco’ya

Geceden esen ve çok uzaklardan gelen

Tibet’ten, Çin’den Hint ellerinden

Bir rüzgar okşamalı tenimi

Dışlanmış olunan şehirlerden

Savaş makinelerinden uzak

Barış naraları ve zevk çığlıkları içinde

Sevişmek hayatın kendisiyle

Çimentolar Alüminyumlar yerine

Upuzun çayırlar ve tahta evlerde

Bir ateş yakarak ısınmak

Savaşlardan dönüp de geçen ordulara

Taş atmak saklanılan bir merdiven altından

Petrol, Taş, Elektrik ve şehirli her şeye tapanlara karşı

Uçmak bir deniz kenarında zevk ve sevgiyle dokunmuş bir kilimle

Bağırmak özgürlük diye

Şiir okumak ve müzik çalmak

Özgürlük dolu

Sonunda barışı ve özgürlüğü anlatıp dünyaya

Dönmek tekrar ana kucağına

Tüm dünyanın yükünden kurtulmuş olarak

Bir Uzakdoğu ejderhası uçarcasına

Hafif ve hırçın şekilde

San Francisco’dan Liverpool’dan geriye


GALİP UÇAR


şiir 19.02.2024 tarihinde Kibele Kültür Sanat Dergisinde yayınlanmıştır

24 Şubat 2021 Çarşamba

BEATİKİN BEATKİN ŞİİRİ

 BEATİKİN BEATKİN ŞİİRİ


Çok uzak diyarların Beat gezgini
Dilinde dudaklarında raylardan gelen seslerin özlemi
Şimdi dört duvar arasında kapanmış yorgun bir serseri
İçinde evine dönememenin burukluğu
Şiir geceleri ardından humar sabahların anılarda kalan sarhoşluğu
Dağılmış kağıt ruloları arasında yuvarlanan bira şişeleri
Kendin değilken sen
Sen sen olamıyorken
Fütursuzca yazsan
Parmakların patlayıp
Zihninin en derin sinirlerindeki saykodelik kıvrımlardan
Aksa deli kanın ne olacak sanki vücuduna
Kafeste kuş
Evinde beatik haldeyken sen
Kırık bir gitar gibi yaslanmışken beatkin halde duvara
Televizyon sesinden başka ses duyamazken
Sen sen değilken yani
Harflerden kelimelere ne ki
Beatmişken bitmişsin yanisi

Galip Uçar             Şubat 2021

Şiir Eecstaticc Sonsuz isimli sanat kitabının 216. sayfasında Mart 2021 tarihinde yayınlanmıştır




14 Ocak 2021 Perşembe

SORULAR

 

                                                           SORULAR

            Hiç düşündünüz mü? En son ne zaman bir tren geçerken oturup hayretlerle izlediniz. Peki en son ne zaman bir sahile gidip mânâsızca denize saatlerce baktınız. Ya ne zaman bir anda karar verip alıp da başınızı hiç tanımadığınız bir şehre gittiniz?

            Bir dağın başında çadır kurup, sadece bir kamp ateşiyle ısınıp yıldızların imparatorluğunun eşiğinde oturdunuz mu tek başınıza? En son ne zaman içinizden gele gele istem dışı türkü söylediniz?

            Ya en son olarak ne zaman bir Karadeniz Sahili'nin en dibine gidip bileklerinize kadar dalgalara battınız? Peki ya aynı ülkeyi paylaşıp da dillerini anlamadığınız birini dinleyip de onun yaşadığı şehirde en son ne zaman kendi ülkenizde kendinizi yabancı hissettiniz?

            En son ne zaman birinde çok farklı olduğunuzu görüp kendinizi şanslı hissettiniz? Peki ne zamandı en son okulları olmayan çocukların kilometrelerce kar içinden yürüyerek okullara koşuşmasını gördüğünüzde? Yoksa siz servisinizle rahat rahat gittiğiniz okula girerken her gün of puf çekerek mi giderdiniz? Bir de üstüne okulu kırıp eğlenceler mi yapardınız? Peki en son ne zaman o eğlencelerden gerçekten zevk aldınız?

            Hatırlar mısınız bilmem ama en son ne zaman çok çok ciddi bir konuyu arkadaş grubunuzla konuşmuştunuz? Ya da sevgilinizle en son ne zaman sadece birbirinize sarılıp hiç bir şey düşünmeden saatlerce sessiz duydunuz? Hatırlar mısınız bilmem ama en son ne zaman sevgilinizin elini tuttuğunuzda ya da onu içten bir öptüğünüz de en küçük hücrelerinizin dahi kıpır kıpır olduğunu hissettiniz?

            Peki en son ne zaman bir nehri geçmeye kalktınız? Ne zamandı en son yüzünüzü manasızca akan bir dereden su avuçlayıp da yıkadığınız? En son ne zaman bir sevgili için yağmurda ıslanmasın, üşümesin diye koşa koşa kendiniz sırılsıklam olarak onu örtecek saracak bir şey aldınız?

            En son ne zaman gerçekten aşık olmuştunuz? Ne zamandı en son iki kolunuzu iki yana açıp arkaya doğru yaslanıp sevdiğiniz kişiye aşkınızı haykırmanız? Ne zamandı en son dertten içtiğiniz içki? Ne zaman sarhoş olup da derdinizi hiç sansürsüz bir dostunuza anlattığınız?

            Peki en son ne zaman gerçek bir dostunuz vardı hayatta? Ne zamandan beri “acaba kuyumu kazar mı?” sorusunu sormadan bir dost edindiniz? En son ne zaman ağlamıştınız? En son ne zaman bir Sezen Aksu şarkısı dinleyip hayallere dalmıştınız? En son ne zamandı soluksuzca bir kitabı bitirdiğiniz?

            Hiçbir meydanda halay çeken ya da horon tepen kişileri izlediniz? En son ne zaman gaydanın sesini duymuştunuz? Ya da bir bağlamanın yanık türküsünü dinlediniz? Ne zaman sert sesiyle bir çello sizi cezp edip düşlere daldınız?

            En son ne zaman küfür ettiniz? En son ne zaman lanet ettiniz? En son ne zaman kendinizi rezil ettiniz?

            En son ne zaman kendiniz için alışveriş yaptınız? Ne zamandı en son kimseye beğendirmemeye uğraştığınız kendinizi? En son ne zamandı gerçekten kendinizi aşka adayarak seviştiğiniz? Ne zaman kurmuştunuz bir yuva hayali? Peki ne zamandı yüreğinizin mantığınızı dövüp de gözünüzü kör eden bir aşka ittiği gün?

            En son ne zaman terk edildiniz? En son ne zaman aldatıldınız? En son ne zaman aldattınız? Peki en son ne zaman yanlış aldatılıp da sevdiğinizin içinde yüreğinizi bırakıp ayrıldınız?

            En son bu soruları ne zaman sormuştunuz kendinize? Pardon en son ne zaman insan olduğunuzu düşünmüştünüz? Peki ya en son ne zamandı içinize BEAT kaçtığı gün?