Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

21 Eylül 2026 Pazartesi

İSTANBUL’DA HÜZÜNBAZLIK

 Bugün, uzun zaman sonra yağmur düştü İstanbul’a

Gidişinin yıl dönümü yaklaşıyor

Bugün psikolojisi bozukların hüzünbâz olduğu gün

Yağmur yağdı Kız Kulesi’nin üstünden

Üsküdar’a doğru

Adım adım ilerledi Koşuyolu’na

Otoban ıslandı

Trafik alabildiğine

Yüreğim gibi sıkıştı

Ne acılar ne sancılar çekti bunca yıl

Ama yitik kaldı

Neredeyse bir yıl oluyor

Gidişinin yıl dönümü yaklaşıyor

İstanbul’a yağmur yağıyor

Psikolojisi bozuklar hüzünbâz

Yüzleri düşmüş

Islanıyor…


GALİP UÇAR                                          2008 EYLÜL ÜSKÜDAR



Şiir 22 Eylül 2026 tarihinde Boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

İstanbul'da Hüzünbâzlık

19 Eylül 2026 Cumartesi

GÜMÜŞSERVİ

 Gümüşservi değdi ayak ucuma

Denizkızlarının raksı başladı

Kayalıklardan yükselirken kahkahaları

Demirkazık en yukardaydı

Lodos ılığı tenimi okşadı

Sirenlerden biri koluma girdi sandım

O an yanılmışlığımla

Dalgaların içine daldım

Oyyyy kızıl mercanların deli korkuları

Yılan balıkları süzülürken yanınızdan

Siz de mi yanılırsınız

Yoksa o an korkuyla

İçinize mi kapanırsınız

Gündüz uyur balıklarla

Gece nasıl içersiniz

İçip de saatlerce

Kendinizden mi geçersiniz

Sorarken bunları çevreledi teknemi

Yemyeşil planktonlar

Karanlıkta parladıkça

Anladım sabaha çok var

O zaman

Kesildi yine bir şişenin kellesi

Açıldı anason kokusuyla

Eski bir yaranın kapısı

Oturdu denizkızları

Sirenler kayalıklara

Doldu gökyüzünün bulutu

Bir uzun ince bardağa

Dilime değince anason kokulu o ilk dalga

Dertlere dedim hadi vira vira

Demir alıp da yüreğimden

Açıldılar siya siya


GALİP UÇAR                                           VALİDEBAĞ




Şiir 19 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

gümüşservi

13 Eylül 2026 Pazar

LACİVERTİN GÖLGESİNDE

 Kaptan

Kaptan dedi

Baktım lacivertin gölgesinden

Dedi

Az önce

Avucumun içinde

Bulutların saf nemli suyu

Şimdi Marmara'nın tuzlu suyu

 

Ben baktım gözlerine

Lacivertin gölgesinde

O an

Yükseltilmiş vitesle gelen

Yoğun motorun sesi

Dalga yarılışlarının beyaz köpükleri

Savrulurken iki yana

Bir martı

Hava koridorunda süzülürken

Keskin bir bakış attı bana

Serendeki bandıram sallandı

Halatımın saçaklarındaki ayak izleri

Belli ki ondandı


GALİP UÇAR                                                   KALAMIŞ





Şiir boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

lacivertin gölgesinde

İLKGÜZ

 İlkgüz geldiğinde limana

Tekneye vurdu ilk dalga

Daha ılımaya yaklaşmamıştık

Güneş de tün vaktine yakın tepedeydi

Biz de sayesinde bir yelkenin

Küçük Moda'dan Büyük Moda'ya doğru

Kulübün önünden Adalar'a

Kırdık dümeni usulca

O an

Gündedünler geldi üstüme

Uzakta görmediğim yunuslar

Hayırsız Ada arkalarında

Üsleri başları perişan

Atlayıp zıplarken

Turnalar göçtü birden

Yaz bitti


GALİP UÇAR                                                          Kozyatağı




Şiir 13 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

İlkgüz



7 Eylül 2026 Pazartesi

(T)UZAK İKLİMLER

 Sensizliğin uzak iklimlerinde

Koskoca derya içinde

Çölden bir ada

Fırtınaları bol

Yağmur baskınlı

Öylesi susuz

Kurumuş dudaklarında

Bazı türkülerin izleri

Kesik kesik

Oysa 

Yüz binlerce yıl evvel

Nasıl da yeşildi

Yeşiller içinde bir cevherdi

Şimdi

Başımda bir beyaz şapkanın lacivertinde

Altın sırmaları solduran güneşin

El yakan kasalarına doluşmuş

O ulaşılmaz türküler

Bir yağmurları kaldı

Denizden borçlu olunan

En çok da 

Uzak masallardan tane tane damlayan

Çöl iklimleri

Adım atıp ayak tabanını yakan

Adım atıp tuzaklar kuran


GALİP UÇAR               EYLÜL 2026



Şiir 7 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

(T)UZAK İKLİMLER

31 Ağustos 2026 Pazartesi

GEL NE OLUR GEL

 Bir bakışın kaldı bende

Dönmüyor dünya sensizken

Biralar devrilmiş yatıyor masanın köşesinde

Perdede seher vaktinin rengi

Söyle, hangi cümlem yarım kaldı da sana

İçimde büyüyen sessizliğini bıraktın bana


Kapının önünde merdivenlerin

Üstünde ayakkabımızın izleri

Ben hâlâ dün söylediğin sözü

Taşıyorum, ağır gelirken kalbime 

Sen varmışsın sanki  gibi


Bir adım atayım desem sana

Bin adım kaçsam kendimden

Kalbim susmuyor sana ama

Adını söylemekten  de yoruldum inan


Gel, ne olur gel

Bu ev sensiz dar geliyor

Gel, ne olur gel

Kalbim yerini arıyor

Bir kere sarıl bana

Bütün dünya dursun o an

Gel, ne olur gel

Ben seni hâlâ seviyorum



Kendine ördüğün duvarların üstüne

Sevgi sözcüklerimi yazamıyorum

Gurur dediğin  bir kalenin surları

İçinden bin kere geçeyim diyorum

Dışında tek bir nöbetçi var

Adı senin kendine yaptığın eziyet cezası

Ne kadar kaçsam da dönüyorum yine sana

Aynı hikâye kıvılcımlı dudaklarında


Bir adım atayım desem sana

Bin adım kaçsam kendimden

Kalbim susmuyor sana ama

Adını söylemekten  de yoruldum inan


Gel, ne olur gel

Bu ev sensiz dar geliyor

Gel, ne olur gel

Kalbim yerini arıyor

Bir kere sarıl bana

Bütün dünya dursun o an

Gel, ne olur gel

Ben seni hâlâ seviyorum



Yıkılsın artık aramızdaki duvar

Özgür kıl kendini  teslim ol aşka

Elimizde ne varsa yaşayalım son şansımızla

Dönelim başladığımız deniz manzaralı noktaya


Bir adım atayım desem sana

Bin adım kaçsam kendimden

Kalbim susmuyor sana ama

Adını söylemekten  de yoruldum inan


Gel, ne olur gel

Bu ev sensiz dar geliyor

Gel, ne olur gel

Kalbim yerini arıyor

Bir kere sarıl bana

Bütün dünya dursun o an

Gel, ne olur gel

Ben seni hâlâ seviyorum


GALİP UÇAR                  AĞUSTOS 2026




Şiir boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

gel ne olur gel

30 Ağustos 2026 Pazar

GEL BU GECE BANA

Bir anda sustu bütün şehir
Adını söyledim, duydun mu?
Masada soğuyan iki çay
Biri senin biri de benim
Perdede sabahın ilk rengi
Sen giderken kaldı avucumda
Gömleğinin kopmuş düğmesi
Sormadım, yok gururdan değil
Cevabından korktuğum için
Bir kapı kapandı arkamızda
Ben hâlâ aynı yerdeyim
Ne kadar kaçsam da senden
Dönüyor kalbim evine yani sana
Bir cümle yetiyor bazen
Yıkılanı yeniden kurmaya
Gel, bu gece bana geri dön
Kırık yerlerimden tut da gör
Ben seni unutmadım, unutamam asla
Adın içimde çarpan bir yol
Gel, bütün gururunu bırak
Bir kere sarıl, dünya dursun yalnız bize bak
Ben seni unutmadım, unutamam
Ne olur gitme, biraz sadece bizde kal
Sokağın başında durur aynı taş
Üstünde yağmurdan ince izler bizi izler
Seninle yürüdüğümüz şu sokaklar yollar
Şimdi beni sana geri getirirler
Telefon elimde, yazmıyorum sana
Üç kelimeyi sürekli sile sile “İyi misin?” diye başlayan
Bir ömür sığar bazen ya tek cümleye
Ne kadar kaçsam da senden
Dönüyor kalbim evine yani sana
Bir cümle yetiyor bazen
Yıkılanı yeniden kurmaya
Gel, bu gece bana geri dön
Kırık yerlerimden tut da gör
Ben seni unutmadım, unutamam asla
Adın içimde çarpan bir yol
Gel, bütün gururunu bırak
Bir kere sarıl, dünya dursun yalnız bize bak
Ben seni unutmadım, unutamam
Ne olur gitme, biraz sadece bizde kal
Biraz daha kal
Biraz daha kal
Sonsuza kadar
Adını söyledim
Duydun mu?
Aşkımla yan

GALİP UÇAR          AĞUSTOS 2026




Şiir 30 Ağustos 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

27 Ağustos 2026 Perşembe

AŞK DENİLEN GARABETİN TARİFİ

 İlk bilmem ki hangi deli


Git yanına da şu güzeli


Kendinden geçip de sev dedi




Sonrasında yürüdü ağır adımlarla bir kirpi


Kaldırdı kafasını gördü açmamış bir gül yeşili


Gonca iken başka diyarlara savurdu bizi


Tuba ağacının gövdesinden mi


Yayıldı ruhlara o an hazin sesi


Bir büyülü ahşabın büyülü kemanesi


Yörük diyarlarının mı yoksa eski bir acının mı nefesi




Belki de hiçliğin ta kendisi


Boşlukta salınan arsız umursuz bir sokak kedisi


Ardına bakmaz yaşadığınca kendisi


O görülen uzak dağların en tepesi


Bulutlardan giymiş doruğuna fesi


Örtünüp de her yanına hüzün perdesi


Yönlendirir bilinmezliğe bizi gövdesi


Süregelen bu bitmezliğin hikâyesi




Doldurur kadehime hüznün badesi


İçirir kana kana elleriyle kendisi


Budur aşk denilen garabetin tarifi


GALİP UÇAR                                  TEMMUZ 2026



Şiir boyalikelimeler sitesinde yayınlanmıştır

GEÇİP DE

 Bir trenin düdük sesinin ninnisinde

Uzun derin uyusam

Gökyüzünün mavisinden

Gülüşünün rüzgarından

Geçip de

Denizin derin bir dalgasında

Uzun derin uyusam

Balıklara ve mercanlara umarsız

Bakışının huzurundan

Geçip de

Uzak bir bakışın dalgınlığında

Uzun derin uyusam

Şehrin gürültüsü ve güzelliğinden

Geçip de

Uzun

Derin

Umarsız

Demem bile bana mısın

Kabulümdür


GALİP UÇAR                                  AĞUSTOS 20026



Şiir Kibele Kültür Sanat dergisinde 27 Ağustos 2026 tarihinde yayınlanmıştır


GEÇİP DE

18 Ağustos 2026 Salı

HÛLASA

 Hûlasa
Önce kendi kendimi öptüm
Tebrik ettim
Sonra
Oturup izledim
Hiçbir şeyleri olmayanların
Her şeylerini ellerinden aldıklarını
Durdum
Ellerimi sıktım
Tebrik ettim
Yol tükenmişti
Bir banka oturdum
Güneş tepedeydi
Yola koyulduğumdaki kadar
Yakıyordu güneş
Sözlerimin kısaldığı gibi
Yol da kısalmış
Tek hece boyunda da
Bitti
Söz ve sözcük cesetlerim
Muhtemel fosilleşmişti bile
Hatta
Duyanlarda
Salgınlar da başlamış
Belki veba olmuştu
O zamanki bakışlar gibi
İştahlı baygınlıkların
Paylaşım sorunlu parselizasyonlarından
Arta kalmış
Bölüne bölüne
Birleşik hale gelmek durumunda
Debisiz bir deniz kıvamında
İsyan etmektelerdir
Durdum
Gözlerimden öptüm
Kemirgenliklerin
Günahkâr yaralarının
İltahap tutmuş kabuklarını
İrin irin akıtıyorlarken
Ben kıyısına şezlong açıp
Uzanmışlığın en kara haliyle
Yoldaydım
Hûlasa
Yol bitti
Bu bankta
Soyundum derimden
Soymadan her cenah
Dediklerime
Söylediklerime
Anca geliyorlardı
Başında da
Sonunda da
Yüzümde
Sırtımda
Taş ezikleri
Çok şükür
Görmedikleri yeni yolda
Çoktan
Ayakkabımı
Toza bulamıştım


GALİP UÇAR                                      AĞUSTOS 2026    ORMANKÖY

Şiir 18 Ağustos 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınmıştır

HÛLASA