Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

23 Eylül 2026 Çarşamba

ANADOLU / ANATOLİA 2 (İNSTRUMANTAL MUSİC ALBUM) (ENSTRÜMANTAL ETNİK MÜZİK ALBÜMÜ)

 Müziklerini ve icrasını Galip Uçar'ın yaptığı, enstrümantal, etnik müziklerden oluşan albüm serisinin ikincisi ANADOLU / ANATOLİA 2 23 Eylül 2026 tarihinde youtube üzerinden yayınlanmıştır



















22 Eylül 2026 Salı

VENEDİK CADISI

 

Venedik’in mor gecelerinden biri

Sarı bir kedi dolaşmakta sokaklarda

Bir ayağını suya daldırıp bakıyor ela ela

Kendini görüyor yüzeyinde suyun

Bir de Venedik kulesini

Siyah gondollar geçerken

Eğilip bir damla su içiyor

Yaşanmışlıkları ardında

Kendiyle on sene

Gözlerinde bir sır var

Gözleri tatlı ela

Yüreğinden süzülüp bakışları

Düşüyor su damlalarına

İçiyor kanalın suyunu

Ve bir anda dönüşüyor

Yirmi sekiz yaşında bir kadın

Kumral ve ela gözlü

Siyah bir pelerin üstünde

Sağ elinde altın sarısı bir maske

Sol elinde bir sopa

Bakınıyor etrafına Venedik Cadısı

Tarihi binalar arasından sıyrılıp

Başlıyor uçmaya

Gecenin mor karanlığında

Altından aslan başları

Şapkalı gondolcular

Ağızlarında Venedik şarapları

Altta gondol

Üstte güzel mi güzel cadı

Takmış da maskesini

Uçuyor San Marco Meydanına doğru

Adalar adalar adalar

Onları birbirine bağlayan köprüler

Bir köşede iki sevgili öpüşürken

Diğer tarafta bir köpek çöpleri karıştırmakta

Etrafta Kathedraller Kiliseler Dük Sarayları

Ve Campanelli

Rialto Köprüsü üzerinde

Yaşlı beyaz saçlı bir kadın

Toplamakta sattığı

Cam eşya, maske, kukla, ayakkabı

Çanta ve meyvelerini

El edip de bir gondolcuya

Biniyor gondola

Koyuluyor evine doğru

Takip ediyor cadı kadını

Günahlar köprüsü üzerinde

Durup düşünüyor

Cadıdır

Kedidir

Güzeldir

Hep güzeldir

Sırma gibi saçları

Ela gözlerine karışınca

Bir damla yaş düşer

Kanalın ortasına

Su arınır temizlikten

O ki

Melek olmayı reddetmiştir

O ki pişman değildir yaptıklarına

Ki bir şey de yapmamıştır.

Sevmiştir

Sevmiştir

Kendiyle ve çevresiyle kalmıştır

Öğrenmiştir insanlara yanaşmayı

Maskesi altından bir damla daha düşer

Günahlar köprüsü üzerine

Sanırsınız

Onlarca sene yeni hapishanede yatmıştır

Oysa alakası bile yoktur suçla

O sadece kendi olduğu için

Oluvermiştir cadı

Çünkü insanların güzellik dedikleri

Gerçek çirkinliktir aslında

O ki

Ela gözleriyle

Kumral saçlarından dökülen

Peri tozlarıyla gezerken görmüştür

İnsanların gerçek yüzlerini

Gecenin moru

Sabaha kavuşmakta

Cadı ayın sırlı yüzünden ilham alıp

Son bir bakışla iner

Palazzo Cornerin köşesine

Son kez sağ eline alır

Altın maskesini

Gözlerini siler

Saçlarını düzeltir

Ve süpürgesini atar bir köşeye

Sol eliyle kanaldan bir su alır

Yüzüne sürer

Tekrar dolar göz pınarları

Bakar kendine su yüzünde

Güneş doğmak üzereyken

Dönüşür yine sarı yumuşak bir kediye

Ölesiye okşanası

Ölesiye sevgiye muhtaç

Adım adım gider

Palazzo Pesaro’ya

Köşeye uzanır

Güzel sanatlar öğrencileri

Gelirken okula

Ellerinde yiyeceklerle

Sevindirirler onu

Oysa bilmezler

Geceleri evlerinin üstünde uçan

İyimser

Sarışım

Altın yüzlü

Ağlayan cadıdır o….


GALİP  UÇAR                                            2008       ERENKÖY



Şiir 22 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

VENEDİK CADISI

21 Eylül 2026 Pazartesi

İSTANBUL’DA HÜZÜNBAZLIK

 Bugün, uzun zaman sonra yağmur düştü İstanbul’a

Gidişinin yıl dönümü yaklaşıyor

Bugün psikolojisi bozukların hüzünbâz olduğu gün

Yağmur yağdı Kız Kulesi’nin üstünden

Üsküdar’a doğru

Adım adım ilerledi Koşuyolu’na

Otoban ıslandı

Trafik alabildiğine

Yüreğim gibi sıkıştı

Ne acılar ne sancılar çekti bunca yıl

Ama yitik kaldı

Neredeyse bir yıl oluyor

Gidişinin yıl dönümü yaklaşıyor

İstanbul’a yağmur yağıyor

Psikolojisi bozuklar hüzünbâz

Yüzleri düşmüş

Islanıyor…


GALİP UÇAR                                          2008 EYLÜL ÜSKÜDAR



Şiir 22 Eylül 2026 tarihinde Boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

İstanbul'da Hüzünbâzlık

19 Eylül 2026 Cumartesi

GÜMÜŞSERVİ

 Gümüşservi değdi ayak ucuma

Denizkızlarının raksı başladı

Kayalıklardan yükselirken kahkahaları

Demirkazık en yukardaydı

Lodos ılığı tenimi okşadı

Sirenlerden biri koluma girdi sandım

O an yanılmışlığımla

Dalgaların içine daldım

Oyyyy kızıl mercanların deli korkuları

Yılan balıkları süzülürken yanınızdan

Siz de mi yanılırsınız

Yoksa o an korkuyla

İçinize mi kapanırsınız

Gündüz uyur balıklarla

Gece nasıl içersiniz

İçip de saatlerce

Kendinizden mi geçersiniz

Sorarken bunları çevreledi teknemi

Yemyeşil planktonlar

Karanlıkta parladıkça

Anladım sabaha çok var

O zaman

Kesildi yine bir şişenin kellesi

Açıldı anason kokusuyla

Eski bir yaranın kapısı

Oturdu denizkızları

Sirenler kayalıklara

Doldu gökyüzünün bulutu

Bir uzun ince bardağa

Dilime değince anason kokulu o ilk dalga

Dertlere dedim hadi vira vira

Demir alıp da yüreğimden

Açıldılar siya siya


GALİP UÇAR                                           VALİDEBAĞ




Şiir 19 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

gümüşservi

13 Eylül 2026 Pazar

LACİVERTİN GÖLGESİNDE

 Kaptan

Kaptan dedi

Baktım lacivertin gölgesinden

Dedi

Az önce

Avucumun içinde

Bulutların saf nemli suyu

Şimdi Marmara'nın tuzlu suyu

 

Ben baktım gözlerine

Lacivertin gölgesinde

O an

Yükseltilmiş vitesle gelen

Yoğun motorun sesi

Dalga yarılışlarının beyaz köpükleri

Savrulurken iki yana

Bir martı

Hava koridorunda süzülürken

Keskin bir bakış attı bana

Serendeki bandıram sallandı

Halatımın saçaklarındaki ayak izleri

Belli ki ondandı


GALİP UÇAR                                                   KALAMIŞ





Şiir boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

lacivertin gölgesinde

İLKGÜZ

 İlkgüz geldiğinde limana

Tekneye vurdu ilk dalga

Daha ılımaya yaklaşmamıştık

Güneş de tün vaktine yakın tepedeydi

Biz de sayesinde bir yelkenin

Küçük Moda'dan Büyük Moda'ya doğru

Kulübün önünden Adalar'a

Kırdık dümeni usulca

O an

Gündedünler geldi üstüme

Uzakta görmediğim yunuslar

Hayırsız Ada arkalarında

Üsleri başları perişan

Atlayıp zıplarken

Turnalar göçtü birden

Yaz bitti


GALİP UÇAR                                                          Kozyatağı




Şiir 13 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

İlkgüz



7 Eylül 2026 Pazartesi

(T)UZAK İKLİMLER

 Sensizliğin uzak iklimlerinde

Koskoca derya içinde

Çölden bir ada

Fırtınaları bol

Yağmur baskınlı

Öylesi susuz

Kurumuş dudaklarında

Bazı türkülerin izleri

Kesik kesik

Oysa 

Yüz binlerce yıl evvel

Nasıl da yeşildi

Yeşiller içinde bir cevherdi

Şimdi

Başımda bir beyaz şapkanın lacivertinde

Altın sırmaları solduran güneşin

El yakan kasalarına doluşmuş

O ulaşılmaz türküler

Bir yağmurları kaldı

Denizden borçlu olunan

En çok da 

Uzak masallardan tane tane damlayan

Çöl iklimleri

Adım atıp ayak tabanını yakan

Adım atıp tuzaklar kuran


GALİP UÇAR               EYLÜL 2026



Şiir 7 Eylül 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

(T)UZAK İKLİMLER

31 Ağustos 2026 Pazartesi

GEL NE OLUR GEL

 Bir bakışın kaldı bende

Dönmüyor dünya sensizken

Biralar devrilmiş yatıyor masanın köşesinde

Perdede seher vaktinin rengi

Söyle, hangi cümlem yarım kaldı da sana

İçimde büyüyen sessizliğini bıraktın bana


Kapının önünde merdivenlerin

Üstünde ayakkabımızın izleri

Ben hâlâ dün söylediğin sözü

Taşıyorum, ağır gelirken kalbime 

Sen varmışsın sanki  gibi


Bir adım atayım desem sana

Bin adım kaçsam kendimden

Kalbim susmuyor sana ama

Adını söylemekten  de yoruldum inan


Gel, ne olur gel

Bu ev sensiz dar geliyor

Gel, ne olur gel

Kalbim yerini arıyor

Bir kere sarıl bana

Bütün dünya dursun o an

Gel, ne olur gel

Ben seni hâlâ seviyorum



Kendine ördüğün duvarların üstüne

Sevgi sözcüklerimi yazamıyorum

Gurur dediğin  bir kalenin surları

İçinden bin kere geçeyim diyorum

Dışında tek bir nöbetçi var

Adı senin kendine yaptığın eziyet cezası

Ne kadar kaçsam da dönüyorum yine sana

Aynı hikâye kıvılcımlı dudaklarında


Bir adım atayım desem sana

Bin adım kaçsam kendimden

Kalbim susmuyor sana ama

Adını söylemekten  de yoruldum inan


Gel, ne olur gel

Bu ev sensiz dar geliyor

Gel, ne olur gel

Kalbim yerini arıyor

Bir kere sarıl bana

Bütün dünya dursun o an

Gel, ne olur gel

Ben seni hâlâ seviyorum



Yıkılsın artık aramızdaki duvar

Özgür kıl kendini  teslim ol aşka

Elimizde ne varsa yaşayalım son şansımızla

Dönelim başladığımız deniz manzaralı noktaya


Bir adım atayım desem sana

Bin adım kaçsam kendimden

Kalbim susmuyor sana ama

Adını söylemekten  de yoruldum inan


Gel, ne olur gel

Bu ev sensiz dar geliyor

Gel, ne olur gel

Kalbim yerini arıyor

Bir kere sarıl bana

Bütün dünya dursun o an

Gel, ne olur gel

Ben seni hâlâ seviyorum


GALİP UÇAR                  AĞUSTOS 2026




Şiir boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

gel ne olur gel

30 Ağustos 2026 Pazar

GEL BU GECE BANA

Bir anda sustu bütün şehir
Adını söyledim, duydun mu?
Masada soğuyan iki çay
Biri senin biri de benim
Perdede sabahın ilk rengi
Sen giderken kaldı avucumda
Gömleğinin kopmuş düğmesi
Sormadım, yok gururdan değil
Cevabından korktuğum için
Bir kapı kapandı arkamızda
Ben hâlâ aynı yerdeyim
Ne kadar kaçsam da senden
Dönüyor kalbim evine yani sana
Bir cümle yetiyor bazen
Yıkılanı yeniden kurmaya
Gel, bu gece bana geri dön
Kırık yerlerimden tut da gör
Ben seni unutmadım, unutamam asla
Adın içimde çarpan bir yol
Gel, bütün gururunu bırak
Bir kere sarıl, dünya dursun yalnız bize bak
Ben seni unutmadım, unutamam
Ne olur gitme, biraz sadece bizde kal
Sokağın başında durur aynı taş
Üstünde yağmurdan ince izler bizi izler
Seninle yürüdüğümüz şu sokaklar yollar
Şimdi beni sana geri getirirler
Telefon elimde, yazmıyorum sana
Üç kelimeyi sürekli sile sile “İyi misin?” diye başlayan
Bir ömür sığar bazen ya tek cümleye
Ne kadar kaçsam da senden
Dönüyor kalbim evine yani sana
Bir cümle yetiyor bazen
Yıkılanı yeniden kurmaya
Gel, bu gece bana geri dön
Kırık yerlerimden tut da gör
Ben seni unutmadım, unutamam asla
Adın içimde çarpan bir yol
Gel, bütün gururunu bırak
Bir kere sarıl, dünya dursun yalnız bize bak
Ben seni unutmadım, unutamam
Ne olur gitme, biraz sadece bizde kal
Biraz daha kal
Biraz daha kal
Sonsuza kadar
Adını söyledim
Duydun mu?
Aşkımla yan

GALİP UÇAR          AĞUSTOS 2026




Şiir 30 Ağustos 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

27 Ağustos 2026 Perşembe

AŞK DENİLEN GARABETİN TARİFİ

 İlk bilmem ki hangi deli


Git yanına da şu güzeli


Kendinden geçip de sev dedi




Sonrasında yürüdü ağır adımlarla bir kirpi


Kaldırdı kafasını gördü açmamış bir gül yeşili


Gonca iken başka diyarlara savurdu bizi


Tuba ağacının gövdesinden mi


Yayıldı ruhlara o an hazin sesi


Bir büyülü ahşabın büyülü kemanesi


Yörük diyarlarının mı yoksa eski bir acının mı nefesi




Belki de hiçliğin ta kendisi


Boşlukta salınan arsız umursuz bir sokak kedisi


Ardına bakmaz yaşadığınca kendisi


O görülen uzak dağların en tepesi


Bulutlardan giymiş doruğuna fesi


Örtünüp de her yanına hüzün perdesi


Yönlendirir bilinmezliğe bizi gövdesi


Süregelen bu bitmezliğin hikâyesi




Doldurur kadehime hüznün badesi


İçirir kana kana elleriyle kendisi


Budur aşk denilen garabetin tarifi


GALİP UÇAR                                  TEMMUZ 2026



Şiir boyalikelimeler sitesinde yayınlanmıştır