Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

21 Mayıs 2026 Perşembe

GUBARÎ

 Söz ve Müziği Galip Uçar'a ait olan ve iki versiyon olarak piyasaya sunulacak GUBARÎ adlı pop rock tarz şarkı

22 Mayıs 2026 tarihinde youtube üzerinden ilk versiyon GUBARÎ ve 23 Mayıs 2026 tarihinde GUBARÎ AKLÎ olarak ikinci versiyon halinde yayınlanacaktır.

Versiyon farkları şunlardır: 

Orijinal versiyon kadın sesi ve yadıma şeklinde sözü içeren ilk şiir halin bestesidir

AKLÎ versiyonu ise yadıma yerine aklıma olarak okunan güncellenmiş ve erkek sesiyle okunmuş versiyondur








20 Mayıs 2026 Çarşamba

USLANACAK

 Yağmur yağıyordu yüreğime

Oysa yaz düşleri kurduran 

Mayısın herhangi bir günüydü

Ben ki gözlere aldanmayı bırakmış

Sözleri umursamaz olmuştum

Renklerin önemi kalmamıştı

Ha bir kafe melange

Ha bir Türk kahvesi

Hepsinin tadına varmıştım

Aldanmıştım

Uzaklarda ihanet buluşmaları

Hain kurgular

Öylesine yaşıyorlar sanıyorlardı oysa

Yaz gelecekti

Deniz kıyıları

Kumsallar ve güneş

Kim derdi 

Yağmur damlalarının halkaları yayılacak

Yüreğim suskunluğa karışacak

Bir daha hiçbir renge aldanmamak üzere

Uslanacak


GALİP UÇAR                                     MAYIS  2026

Şiir 20 Mayıs 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

USLANACAK



16 Mayıs 2026 Cumartesi

HAFIZA ADİL DEĞİLDİR

 seslendiren : Galip Uçar müzik : Galip Uçar / GELEMİYORUM alıntı: Diksiyon Hitabet Sunuculuk Mikrofon Sanatı Tanımlamaları ve Araştırma Metinleri / Galip Uçar


14 Mayıs 2026 Perşembe

80 Eylülü

 Az önce

Şadlık havası esen evde
Sesler kesilince
Hazin ve sessiz odada
Bir anne
Ellerini dizlerine koyunca
Yüzünde bir endişe
Gözlerinde teessür
Kim der ki az önce
Gülüp eğlenen bu kadın
Neden böyle üzgün
Dudakları titrek
Gözleri yaşlı diye
Demincek giden çocuğunun
Ümitsizlikle dönüşünü beklemekte
Oysa küçük kızı akşamleyin
Okulda defterindeki notları gösterirken
Taktir edip koskocaman gülmekte
Gururla sayfaları görmekte
Mutlu olmaktaydı
Şimdi
Nasıl bağrına basacaktı
O yavrucağı gözyaşlarını durdurup
Baban gelmedi
Şüphesiz gelemeyecek de
Bulaştı ya bu müsibet
Dönemeyecek
Nasıl diyecekti
Baban
Ya kayıplara karışacak
Ya boynunda yağlı urgan
Bir şafak vakti asılacak
Yahut bir işkencehanede
Bitkin bedeninde kalbi duracak
Yahut ciğerleri bitene değin
Şu duvarların demirlerin ardında
Eriye eriye kalacak
Nasıl diyecekti
Ülkesini sevmenin cezası bu diye
Babanı bir daha görememek
Yurt sevdasının bedeli diye

GALİP UÇAR.          MAYIS 2026   ÇAPA

Şiir 15 Mayıs 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır




12 Mayıs 2026 Salı

DEVR-İ YIL

 Ben

Ölüleri serpiştire serpiştire
Yürürürken
Paralel topraklara
Birden
Şu gri asfaltın dibinde bitiverdi
Papatya
Ak teni yaprak narini
Sarısı sırma incesi
Dalları yeşil bakar
Gün dediğin geçip gider
Devr-i yıl dediğin sabit
Her defasında beni yakar
Belki iyi geçmiştir de
Hissettirmez kavlini bana
Ben giderim bir menzile de
Bodur mor çiçekler beni kucaklar

GALİP UÇAR.       MAYIS 2026



10 Mayıs 2026 Pazar

AÇMAM KALBİ ARTIK SANA ( MÜZİK)

 Söz ve müziği GALİP UÇAR'a ait olan AÇMAM KALBİ ARTIK SANA şarkısı 10 Mayıs 2026 tarihinde youtube üzerinden yayınlanmıştır


AÇMAM KALBİ ARTIK SANA

9 Mayıs 2026 Cumartesi

Yazar Galip Uçar'la "MALATYA HİKÂYELERİ" Adlı Hikaye Kitabı Üzerine Röportaj

 

Muhabir: Sanal ortamda sizi araştırdığımızda, e-dergiler yahut matbu edebiyat dergilerine baktığımızda, sizin en önce şiirlerinize denk geliyoruz. Hatta araştırma yaptığımızda anılmalarınızda da şair olarak karşımıza çıkıyorsunuz. Lakin basılmış kitaplarınızda ağırlıkla hikâye kitapları bunun sebebi nedir? Aslında bilinen bir kulvarda yürümektense neden başka kulvarda kitaplarınızı yayınladınız?

 

GALİP UÇAR: Haklısınız. İlk bakışta böyle görünse de şair kimliğimden vazgeçmiş değilim. Hâlâ da yazın yaşamımda şairliğim ön plandadır. Neden hikâyeci oldum dersek? Aslında her edip bir hikâyecidir. Edebiyatçı insan anlatandır. Sözlü dönemde meydanlarda destanları anlatandı, yazılı dönemde vakaları anlatan, modern dönemde ise olanları yahut kurguları ve ya olasılıkları anlatandır. Şiirler de zaten bir şeyleri anlatır ve dahi hikâye barındırır. Daha çok yazdığım hikâyelere okuyucu kitlesinin verdiği olumlu tepki ve dahasını istemesiyle yazmaya teşvik edilmem sonucu ortaya çıkan hikâyeler yığının toparlanması gerektiğinden ve aynı kitlenin onlara kalıcı olarak yani basılı ulaşmak isteme talebinin ağır basmasından hikâye kitaplarım yayınlandı. Toplum talep etti, seve seve yazdık ve kalıcı hale getirdik

 

Muhabir: “Malatya Hikâyeleri”. Neden Malatya üzerine hikâyeler yazdınız?

 

GALİP UÇAR: Cevabı basit. İstanbul doğumlu olsam da Malatya kökenli biri olmamdan. Yani doğuştan hem baba tarafı hem anne tarafından Malatya kültürüyle yaşamış ve büyümüş biriyim. Doğal olarak da kendi kültürüme ait bir ürün vermek boynumun da borcuydu.

 

Muhabir: Kitap hakkında özel olarak ne belirtmek istersiniz?

 

GALİP UÇAR: Malatya'nın kuzeyi ve güneyi birbirinden çok farklı davranır. Hele ki bu dönem göç ve deprem etkisi hayli farklılaştırdı. Misal kuzey Malatya kayısısıyla değil cevizi ve demiriyle ünlüdür. Velhasıl güney kadar düz bir coğrafya değildir. Nereden bakacak olursak Sivas'ın coğrafi başlangıcı ya da bitimi bile diyebiliriz. Hekimhan dağlarının üstü Sivas'a devam eder. Bu çok kültürlülük kitapta hayli yer alıyor. Hatta bir ara internette bir video dolaşırdı. Malatyalıların ortak özelliği Malatyalı olmalarıdır diye. O kadar doğru ki. Bu da kitabın içinde yer alıyor.

 

Muhabir: Yani Malatya'nın kültürel farklılıkları üzerine kurgulu bir kitap?

 

GALİP UÇAR: Aslında Türkolog olma özelliğim de içinde var. Malatya'nın yerel kelimelerini de illa kullandım. Ama bunu kullanırken o farklılık değil kuzeyin ve güneyin beraber kullandığı kelimeleri seçtim. Öyle bir yer ki Ermenilerden, Kürtlerden hatta Oğuz kökeni nedeniyle Karadenizle dahi bazı ortak kelime yahut tepki söylemleri vardır. Malatya "da" tepkisini verir ama Azerbaycan'daki Oğuz Türkleri de verir. Bayburt'a dek de etki var. Dülkadiroğlu'nun Ordu'ya dek uzanan coğrafyasını da eklersek. Zaten oturuyor. Ben de Türkolog yönümü bu şekilde kullanıp kitaba yansıttım.

 

Muhabir: Gerçek hikâyeler mi?

 

GALİP UÇAR: Karışık diyelim ama çoğunluğu kurgu. Misal Messi hiç milli takımıyla maça İstanbul'a gelmedi ve Malatya'dan bir çocuk o gelecek diye evden kaçmadı

 

Muhabir: Messili hikâye mi var?

 

GALİP UÇAR: Evet. Hatta şöyle bir komik durum var ki bu hikaye kurgusu bu kitabın yazılma başlangıcından eskidir. Yanlış hatırlamıyorsam 2013 yılı civarında Messi Türkiye'ye maç oynamaya gelir ve bir çocuk onu görebilmek için evinden kaçar kurgusunu not almıştım. 13 senede ancak toparlamışım.

 

Muhabir: Başka neler var içerikte? Bunun gibi ünlü kişiler var mı?

 

GALİP UÇAR: Yok. O da anlattığım üzere zaten kafamda olan bir hikâyeyi Malatya'ya adapte ettim. Kurgusal bazda doğa unsurlarına yüklediğim sihirler, büyüler, olağanüstülükler var. Bir de farklı yaptığım şu var ki hikâyelere adapte şiirler de kitapta yer alıyor.

 

Muhabir: Bunu neden yaptınız?

 

GALİP UÇAR: Şundan. Bu kitap aslında sadece bir hikâye kitabı değil. Aynı anda ben her hikâyeye uygun şiirler de yazdım. Uygun olmayan ama odağım Malatya olmasından dolayı Malatya üzerine türkü formunda şiirler de yazdım. Hatta o şiirleri besteledim de...

 

Muhabir: O zaman Malatya üzerine türküleriniz de bekliyor?

 

GALİP UÇAR: Beklemiyor. Dünya Malatyalılar Günü diye yaftalanmış “4. 4.” yani “44” plakadan feyz alınan 4 Nisan 2026 tarihinde Hekimhan Hekimhan adıyla youtube kanalım üzerinden, çeşitli yorumcu arkadaşların seslendirmesiyle albüm olarak yayınlandı.

 

Muhabir: Malatya üzerine hem hikâye kitabınız hem de türkü albümünüz var yani?

 

GALİP UÇAR: Türkü formunda şarkı demek daha doğru olur. Türküler anonim ve belli otantik kriterlerle oluşuyor benim görüşümce. Bunlar yazanı besteleyeni belli türkü formunda şarkılar. Ama kitapla beraber yazılan şiirler ve yapılan besteler olduğundan eşzamanlı dinlenirse içinde zaten Malatya bulunmak ve hissedilmekle beraber kitaptaki unsurlar da hissedilecektir.

 

Muhabir: Youtube kanalınıza nasıl ulaşabiliriz?

 

GALİP UÇAR: Benim ismimle aratılınca çıkıyor. Galip Uçar yazılınca zaten fotoğrafımdan da anlaşılıyor.

 

Muhabir: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

 

GALİP UÇAR: Malatya kadim bir şehir. Çok sevmesem de malum bir söz var: "Akıllımız devlet yönetti delimiz Papa'yı vurdu" buna Kurtuluş Savaşı'nın en kritik savaşını kazanan ve işgali durduranın da bir Malatyalı olduğumu eklemeliyiz. Ülkenin en komik adamını da... Siyasetçi, sanatçı, biliminsanı hadi Battalgazi'yi de ekleyelim hayata damga vuran insanların memleketidir. Deprem elbette büyük zararlar verdi şehir yeniden kuruldu. Lakin Aslantepe'den Melitene'den bu yana yaşayan binlerce yıllık bu şehir önemini yitirmeden, dimdik Dünya'nın ilginç ve önemli bir noktası olarak devam edecektir. Bu iki sanatsal ürünüm de yaralı ama dik duran hemşehrilerime armağan olsun


RÖPORTAJ 9 Mayıs 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

 MALATYA HİKAYELERİ RÖPORTAJ

5 Mayıs 2026 Salı

O YERDESİN

 Bazı zamanları anlatması zordur

Ben ki
Kendimi bildim bileli
Her şeyini sevdiğim
Güneşin en güzel doğduğu yerdesin
Uçsuz bucaksız
Yeri doldurulamayan
Kutsal bir sır gibi ruhuma saklanan
Yeşilin en güzel baktığı
Sarının sırma sırma dalgalandığı
Mal mülk dünyanın bilirim
Gördüğüm kadarıyla kalırım
Dilimdeki lezzet
Dağarcığımdaki anılar
Gündür mutlu olurum
Gündür sessiz geçip gider
Ufuktan bir bulut geçer
Görür seni toprağındaBazı zamanları anlatması zordur
Ben ki
Kendimi bildim bileli
Her şeyini sevdiğim
Güneşin en güzel doğduğu yerdesin
Uçsuz bucaksız
Yeri doldurulamayan
Kutsal bir sır gibi ruhuma saklanan
Yeşilin en güzel baktığı
Sarının sırma sırma dalgalandığı
Mal mülk dünyanın bilirim
Gördüğüm kadarıyla kalırım
Dilimdeki lezzet
Dağarcığımdaki anılar
Gündür mutlu olurum
Gündür sessiz geçip gider
Ufuktan bir bulut geçer
Görür seni toprağında

GALİP UÇAR.       MAYIS 2026

Şiir Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır



30 Nisan 2026 Perşembe

YÜREĞİNİN EŞLİKÇİSİ

YÜREĞİNİN EŞLİKÇİSİ

Konunca parmağına
Sırma saçlı, güzel ötüşlü
Altın rengi bir kuş…
Sesini dinle, sırtını okşa
Sar sarmala, gagasından öp

Anlatsın sana sevdayı,
Aşkın büyüsünü;
Yüksek dağları,
Derin gölleri,
Yeşilin en yeşilini,
Sarp kayalıkları,
Yarları, uçurumları,
Memleket memleket geldiği yolları,
Yorgunluğunu ve mucizeleri…

Bakmaya doyama
O gizemli gözlerine;
Altın kanatlarında sakladığı
Mutluluğu sunsun ellerine—
Bırakma…

Kaybetme vakti değil artık şimdi.
Işık saçan güzelliğiyle
Bilinmez diyarların kraliçesi
Şimdi parmağında

GALİP UÇAR.           NİSAN 2026 

Şiir 30 Nisan 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır




27 Nisan 2026 Pazartesi

VAY KARADENİZ

                   VAY KARADENİZ


Kuğu değildir
Şu deli nehirlerde gezen
Dağlarda uçar serseri bir atmaca
Sarışın çiçekler açar
Sarp kayalardan yaylalara doğru
Bulut çeker de yine uykusuz
Vay yeşiline yandığımın
Gözlere öylesi güzel mi düşersin
Ve her çay tanesi
Yeşil değil mi
Kara kaderine bürünmezden evvel
Sırtlarında örme küfeler
Allı şalını kuşanınca kadınlar
Bakış bakış isyan değil mi
Bu yayla kadar yüksek dertlerine
Teslim olunmuşluğun soluk beyazı teniyle
Vay Karadeniz
Sana radyoaktif yağmurlar yağdı da
Yine bin verdi toprağın milyon verdi
Ve baskınlarla kuşatıldığında kentlerin
Teslim olmak bilmezken yiğitlerin
Sürmene çakısından daha keskin
Taraçalardan daha uçurum yürekleriyle
Onlar gidince artlarından
Göğsüne saplanınca
Çöl topraklardan gelen ihanetlerin
Ve senin düşündüklerin saçılıp da
Dalga dalga kıyılara
Yutunca hepsini kapkara deniz
Sen dilsiz ahalin dilsiz
Böylesine yuvarlanıp düşmedin mi
Oysa
Sert vururdu topukların
Horon ile ezerken yeşil çimleri
Ve tüfeğin tetiğine sert basan parmakların
Kardeş kardeş tutardı diğer elleri
Sarp ve zorken dağa giden yolları
Taş köprülerinde fırtınalar koparken
Şimdi niyedir böyle anılman
Tam da saat on iki vururken
Sen de vururdun gaybananın alnından


GALİP UÇAR.          NİSAN 2026 ÇEKMEKÖY

Şiir 27 Nisan 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır



VAY KARADENİZ