Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

22 Ocak 2026 Perşembe

OKUMA YAZMA DERSLERİ

 Gençlik Spor Bakanlığı Asım Gültekin Gençlik Merkezinde Halk Eğitim aracılığıyla, Seyit Ömer Mahallesi Muhtarı Buket Kızıltan'ın çabalarıyla açılan, eğitimleri Galip Uçar'ın verdiği Okuma Yazma kursları başlamıştır







20 Ocak 2026 Salı

GÖZLERİNİN EN GÜZEL KAHVERENGİSİ

 Gözlerinin şefkati

Ah o kahvelerin en güzeli
En lezzetlisi
Gözlerinin o derin sakin bakışı
Her derde deva dokunuşun
O güzel
O en kahverenginin haliyle
Uzak diyarların dağ çiçeklerinin şifası

Ama ah ne yazık bana
Ne yazık
Çok derin yaralarım
Ah ne yazık iyileşmez
İyileşemez yaralarım
Kalbimdeki
Kalbimin en derinindeki
O yaralarım
Ne yazık
Gözlerinin en güzel kahverengisi bile
Deva olamaz kalbimdeki yaraya
Çünkü sen de bilirsin ki
O gözlerinin kahverengisinden oldu
Bu gönül yaram

Gözlerinin güzelliği bilinmez bir ülke
Mutlu huzurlu ve özgürlüğü olan
Uçsuz bucaksız sınırsız
Gökyüzüne eş
Tatmadığım kahve çekirdeklerinin
Albenisiyle insanı aşka çeken
O güzel
O en kahverenginin haliyle
Uzak diyarların dağ çiçeklerinin şifası

Ama ah ne yazık bana
Ne yazık
Çok derin yaralarım
Ah ne yazık iyileşmez
İyileşemez yaralarım
Kalbimdeki
Kalbimin en derinindeki
O yaralarım
Ne yazık
Gözlerinin en güzel kahverengisi bile
Deva olamaz kalbimdeki yaraya
Çünkü sen de bilirsin ki
O gözlerinin kahverengisinden oldu
Bu gönül yaram

GALİP UÇAR                                       2025 İSTANBUL


Şiir 20 Ocak 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

GÖZLERİNİN EN GÜZEL KAHVERENGİSİ

Gözlerinin en güzel Kahverengisi Müzik

Şarkı 2 Nisan 2026 tarihinde yayınlanmıştır

18 Ocak 2026 Pazar

UÇMAYI CEMAL BİLİR

 Uçağın kanatlarını Cemal bilir 

Bulutların üstündeki renkleri de 

Bulutların şekillerini de 

Uzak diyarları da bilir 

Benim görmediğim 

Otuz senedir 

Beni de iyi bilir Cemal 

Kaptanlığı da 

Pilotluğu da 

Velhasıl 

Cemal diyar diyar uçar 

Demir kanatlarla 

Bense bakarım gökyüzüne 

Belki rastlamıştır bakışlarım 

Bir zaman Kaptana


GALİP UÇAR                           KASIM 2025



15 Ocak 2026 Perşembe

ARAYIŞ

     Kaç günlük uykusuzluğundan dolayı göz altı morluklarının üstünden, yeşile yakın ela gözbebekleri ağlamamaya direnen doluluğunun içinden etrafa derin derin bakıyordu. Gayrı ihtiyari sol elini yüzüne koydu. Avuç içi ağzının çoğunu kapatıyordu. Diyecekleri elbette çoktu ama belki de bedeni ağzına avucunu refleks olarak bilinçli göndermiş, söyleme, diyordu.

     Metroda gidenleri uzun uzun, derin sessizliğiyle süzdü. Yanıbaşında bağıra çağıra konuşan iki adamın sözleri flu bir arka fondan ibaretti. İç sesi zaten başka sesleri duymasına izin vermiyor, konuşuyor da konuşuyordu.
     Uzun boylu olmasının avantajı olarak, metronun diğer vagonlarının uzaklarını da oturduğu yerden, yanında oturanların tepeleri üstünden görebiliyordu. Zaten bu hal de uzun boyundan dolayı başına gelmemiş miydi? Şimdi o uzun boy mütemadiyen içini kemiren soruların cevabını arayan, karanlık içinde dikilmiş bir deniz feneri gibi ayrıntı görmeye çalışan gözlerine alan açmaktan başka pek de işine yaramıyordu.
     İleride duran kahverengi pantolonlu, krem gömlekli kumral kadına baktı. Ten renginden çok kıyafetine uyumlu fondotenini fark etse de ayrıntılara takılma zamanı değildi. Sonra sarı bereli, gözlüklü, esmer, kıvırcık saçlı kadına ve ona harıl harıl bir şeyler anlatan şişmanca yanaklı, kalın gözlük çerçeveleri olan, gri şişme montlu kadına. Ağzını büzerek içinden: " Yok olmaz" dedi. Kafasını geriye doğru eğip, cama doğru yasladı. Bunalmıştı. Hafif gerindikten sonra bu defa da diğer tarafa doğru bakındı. Yanındaki adamlar hala konuşuyordu. Kelliklerinin altında karşılıklı sözleriyle bir şeyleri anlatıyor, karşılıklı cevaplıyorlardı. Umurunda bile değildi. Hatta yanındaki tepesi daha az kel adamın anlatırken yerinden kalkıp oturmaları bile normalde sinir olacağı bir hareket olsa da umruna gelmiyordu.
     Aniden metronun kapıları açıldı, bir grup insan istasyonda inerken, bir grup da; belli ki havaalanına gidecekler, ellerinde renk renk bavullarıyla metroya bindiler. Bir de lacivert eteği ve yeleği, içine giydiği beyaz gömleği, abartılı makyajıyla ve bereye benzeyen lacivert şapkasıyla bir hostes de olduğu vagona girdi. Hostesi baştan ayağa süzmesi sonrasında: " Bundan da olmaz. Bu mu? Hah!" diye içinden geçirerek gözlerini diğer vagona doğru dikti. Ağırlıkla erkeklerin oturduğu bir vagondu. Ayaktakilerin de çoğunluğu erkekti. Arada yer verilmesini bekleyen yaşlı kadınlar da vardı. Muhtemeldir ki muhacirlerden biri olan, sahte sarışın, açık tenli, kahverengi güneş gözlüğü camları olan, seksenlerden arta kalmış gibi duran kadına bakınca da: "Yok artık! O kadar da değil" dedi kendine ve gözünü başka yerlere dikti.
Yanındaki adamların gürültüden ibaret gelen konuşmalarının haricinde metroda yapılan anonslar da umuruna gelmediğinden o gürültüye karışıp gidiyordu. Bir ara sol dizinin arkası kaşındı. Gözünü vagondaki insanlardan ayırmadan sol elini uzatıp, hafif yaylanarak kaşımaya başladı.
Tam o an yanında oturan yaşlı kadının elinin önüne doğru uzandığını fark etti. Kafasını ona doğru çevirdi. Kadın telefonundan görüntülü olarak biriyle konuşmaya başlamıştı. Bir de onların yüksek tonlu konuşmaları, yeni gürültü olarak ortama eklenmiş oldu. Telefonun ekranına bakıp kendinin de görünüp görünmediğine baktı, ne olur ne olmaz diye biraz daha sağına doğru kendini çekti.
     Yeni istasyon da gelmişti. Yine inenler ve binenler oldu. Bu sefer gözüne metroya binen, muhtemelen Çinli iki kız takıldı. Normalde minik bilinseler de çok da minik olmayan boylarıyla adım adım ortaya doğru ilerlediler. Simsiyah giyinmişlerdi. Saçlarının üstüne doğru yerleştirdikleri güneş gözlükleri de gözleri gibi çekik bir modeldi. Sonra arkalarında belli belirsiz görünen yeşil türbanlı kadına baktı. Gözlerini çok tutmadan başka yere çevirdi. Bu sefer de parlak kırmızı rujuyla, kahverengi saçları omuzlarına dökülen, beyaz tenli, muhtemelen üniversiteli kızı gördü. Elindeki kot kumaşından çantasını diğer eliyle karıştırıp bir şeyler aranıyordu. Yine içinden: "Toy bu be! Yok bu da ı ı" dedi.
     Nihayet metro Kozyatağı'na vardığında ise koltuğundan kalkıp, ağır adımlarla metrodan indi. Yürüyen merdivenlere yürüdü. Yürüyen merdivenlerden bir basamağa binip, durdu. Hem önündekileri hem de yan taraftaki yürüyen merdivenlerden inen kadınları gözlüyordu. Merdiven turnikeye katına ulaştığında ise yine ağır adımlarla yürüyerek ve açık mavi örgü beresini başına takarak istasyonun çıkışına doğru ilerledi.
İstasyondan onu çıkaracak olan yürüyen merdivenin basamağına bindiğide ise  bir sesle irkilip kendine geldi: " Çi vanu see see...". Ardına dönüp baktığında, metrodaki Çinli kızların olduğunu ve birinin şarkı söylediğini fark etti. Önüne döndübsonra da tepeye doğru baktı. Gökyüzü bulutluydu. İçinden yine konuşmaya başladı: " Hangisiyle aldattı beni? Neyine göre anlayayım ki? Belki de yan yana oturduk. Yok yok bunlardan hiç biri bence olamaz..."
   
GALİP UÇAR.              OCAK 2026

Hikâye 15 Ocak 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

Şubat 2026 sayısında YENİ YAZAR adlı dergide yayınlanmıştır





14 Ocak 2026 Çarşamba

KADIKÖY GECELERİ BİLİR AŞKIMIZI

 Henüz bozulmuştu Taksim

Parlıyorken iyice Kadıköy

Gözlerini hatırlarım 

Aşkın içine daldıran

Soğuk gecelerde 

Sarhoş adım sokaklarda

Kol kola yürüyüşleri


Kadıköy geceleri bilir aşkımızı

Sokak lambaları bakardı

Köşe başı öpüşmelerinde

Alev alevdi İstanbul


Daha kirli adımlar girmemişken

Dalgalar vuruyorken Moda'ya

Hissederdim tenini

Sıcak bir şarap gibi

Yaz gecelerinde

Adalar ve yakamoz

Büyülü gülüşlerini


Kadıköy geceleri bilir aşkımızı

Sokak lambaları bakardı

Köşe başı öpüşmelerinde

Alev alevdi İstanbul

GALİP UÇAR       OCAK 2026

Şarkı 13 Ocak 2026 tarihinde youtube üzerinden yayınlanmıştır

KADIKÖY GECELERİ BİLİR AŞKIMIZI



11 Ocak 2026 Pazar

SERVİNİN MATEMDEN EĞİLME VAKTİ DEĞİL

 Sen ki karanlıktaki en parlak nur denizi

Sabır taşı barajları çatladı
Sardı afetleri aşıklar diyarlarını
Beden nameleri kapıldı dalgalara
Ay ışığı vurmaz sel suyuna
Bekleme benden romantik sözler
İsyan günleridir
Uzak çöllerde unutulmuş vahaları getirdim
On beş yıl uzaklıktan
Adım adım taban kesikleriyle
Hüzün geceleri bitmeye yakın
Romantik gecelerin ise manası yok şimdi
İsyan vaktidir
Sabır taşından barajlar çatladı
Sessizlik fedakârlıktır
Sonunu düşünme korkaklık
Şimdi cesaret vaktidir ya
İsyan günleridir
Laleler güller açacak yakındır
Şu kurak çatlamış yataklarda
Servinin matemden boynunu eğme vakti değil

GALİP UÇAR.         OCAK 2026

Şiir 11 Ocak 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır



10 Ocak 2026 Cumartesi

DEFACTO KADIN ( HARD ROCK)

 Söz ve Müziği GALİP UÇAR'a ait olan, önceden rock versiyonu yayınlanmış DEFACTO KADIN şarkısının hard rock versiyonu youtube üzerinden yayınlandı

DEFACTO KADIN HR



4 Ocak 2026 Pazar

DÖRT YÜZ KÜSÜR DAMLA

 Sensiz İstanbul sokaklarına

Sensizliği yazdım kar kar
Bir gün bile duramadılar
Eritip de kendilerini
Denize karıştırdılar
Kayboldular
Dayanamadılar
Bense
Dört yüz bilmem kaç damlada
Karışamadım
Kendi iç suyuma
Bir ulu ağaç gibi
İçten içe kurudum
Dallarım değdi yere

GALİP UÇAR.      OCAK 2026

Şiir 4 Ocak 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır


ŞİİR VİDEOSU: DÖRT YÜZ KÜSÜR DAMLA



2 Ocak 2026 Cuma

WALTZONİA 1-8 (ENSTRÜMANTAL VALS ALBÜMÜ) (INSTRUMANTAL WALTZ ALBUM)

 Galip Uçar'ın 2022 ila 2025 arasında bestelediği 8 vals şarkısından oluşan enstrümantal vals albümü, WALTZONİA 31 Aralık 2025 gecesi youtube üzerinden yayınlandı

VİDEO LİNKİ: WALTZONİA 1 - 8



İNFERNO ( HARD ROCK) - TÜREAY

 Galip Uçar'ın ilk olarak 2018 senesinde Kıbrıs'ta bulunan Rap sanatçılarının talebi üzerine Rap versiyonuna uygun şiir olarak yazıp, rap müzik olarak müziğini de yaptığı İNFERNO adlı şarkısı, yine hard rock tarzı müzik stiliyle, Galip Uçar tarafından bestelenen yeni versiyonuyla, TÜREAY'ın sesinden youtube üzerinden yayınlanmıştır.

VİDEO LİNKİ: İNFERNO _ TÜREAY