Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

26 Ağustos 2022 Cuma

SONBAHARIN ULAĞI ULAŞTI

 Ve yağmurları da yağdı

Kesik kesik bulutların
İlk yaprak düştü
Serseri rüzgarlara kapılıp da
Ayrıldı dalından evinden
Kaderini yaşamaya
Karardı sabahlar
Karardı aniden
Güneş küstü alındı
İlk yağmurlarını yağdırdı sonbahar
Habercisi ulaştı ağustosa
Bir sabah telgrafında
Şimşek şimşek
Gök gürültülerinin eşliğinde çıktı yola
Yaz bitti duydun mu
Bir ağustos sabahında
Beklenmedik anda
Yaz bitti
Sözler gibi
Öle öle günleri
Bir gasilhane sabahında
Ağır yağmurlarla yıkadı şehri
Oysa dün daha
Kısa kollularla
Ve göz yakan terlerin aktığı yanaklarda
Yaşama sevinciyle doluydu yaz
Şimdi
Böylesi ani ve acı
Bir sabah
Gök gürültülerinin salasında
Kalktı cenazesi
Ah

GALİP UÇAR   İSTANBUL

Şiir 26.08.2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

24 Ağustos 2022 Çarşamba

YURT DIŞINDAKİ ÜNİVERSİTELER, KURULUŞLAR, KURUMLAR, DERNEKLER, MESLEKİ BİRLİKLERDEN ALDIĞIM EĞİTİMLER

 Çeşitli dönemlerde, çeşitli biçimlerde; birebir, uzaktan, online gibi versiyonlarla, aldığım eğitimlerin kurum logoları ve isimleri

Başta uzmanı olduğum eğitim konusunda, tarih, sanat, futbol gibi üzerine çalıştığım çeşitli alanlarda aldığım eğitimlerle donanımımı sürekli geliştirerek, yaşam boyu eğitim felsefesiyle uzmanlıklarımı daha iyi seviyelere getirmeye çalışmaya devam ediyorum




19 Ağustos 2022 Cuma

ON YEDİSİYDİ DOKSAN DOKUZ AĞUSTOSU'NUN BİN DOKUZ YÜZLERİN SONUYDU

 Sana evinin yolunu hatırlatan

Göz sembollerin kaybolunca
Anlarsın şehrin anlamsızlaştığını
Giderek yığınların arasında
Adım seslerin düşman olur komşularına
Parmağının çatırtısı bir cana mâl olur
Burnuna giren tozların hapşurtma hissine
Karışır ambulans sesleri
Sıcaktır
Ve 6 gün kadar önce
Sokaklara dökülüp alay edilmiş
Dalga geçilmiştir
Bayram ilan edilsin demiştir
Oysa karardığında o güneş
Birileri önceden söylemiştir
Gece yıldızlı ve uzun
Gece bazıları için hiç bitmedi
Gecenin upuzun karanlığı
45 saniyede gitmedi
29 dedikten sonra bazısına 30 gelemedi
Bazısı 45 dedi
46 sonrasında yıkıldı binalar
Söküldü ağaçlar yerinden devrildi
Kaldırımlar yollara karıştı
Su kendi olana tekrar erişti
Evine kestirme parktan eser kalmadı
Çadırlar arasında köşesinden döneceğin ağaçtan
Gece ısınmak için odunlar kesildiğini gördün
Zaten cenaze namazı kılınmıştı dallarının
Gıyabında bulunamayanların da
Toz kalkıp gün ağarınca başladı yürek yarası
Ağustos 99
Bin dokuz yüzlerde
On yedisi daha yeni gelmişti
Geleli üç saat olmuştu
Çoğu üçü üç geçemedi
Çoğu üçü üç geçiremedi hiç
Yaşasa da
Ailesini kucakladı anıt taşlarında
Denize karıştı semtler
Balıklar şaşırdı
Yangınların kızıl alevi
Hiçbir yürek kadar çok harlanamadı
Şehirlerden arda kalanlar
Uzun bir yas
Yürekte dinmez bir acı
Dudaklarda ağıttı
Yazdı
Önce güneş karardı
On biriydi ayın
Sonra dünya şaştı
Deprem bayramı ilan edilsin diye alay edenler
Sokaklarda halay halay dalga geçenler
On yedisinde
Sıcak bir sabah
Ne olduğunu dahi anlayamadan
Televizyonlara baktı kaldı
Sonra kimse ne tutulan güneşi
Ne çekilen halayı
Ne dillerdeki dalgayı hatırladı
Eskisi gibi olmayan şehirlerin
O eskidenki gibi olmayan sokaklarında
Yas kaldı
Yerlerine yapılan yeni evlerin
Yeni sokaklarında
Duyulmaz desibellerde
Ağıtlar yandı
Çığlıklarla mühürlü kulaklar işitti bir
Bir de yüreğinde fay kırığı olanlar
Onlara bir daha üçü hiç üç geçemedi

GALİP UÇAR.    AĞUSTOS 17 2022 İSTANBUL

 Şiir Edebiyat Durağı dergisinde 19 Ağustos 2022'de yayınlanmıştır

Şiiri okumak için : Şiir Linki

13 Ağustos 2022 Cumartesi

DENİZLERİN YAŞI

 Kimse sormaz denizlere yaşını

Ayağına köpüğü değenler
Onca deniz gezmişler bilir ancak
Denizlerin içinde saklı yasını
Bir gemi kalkar
Sandal heyecanıyla limandan
Aşka direnen son martıların çığlıklarında
Denizkızları çıkar kayalık üstlerine
Gözleri renkli
Pulları renkli
Rengini kaybettiği anlarda gün
Olur bunlar hep
İstiridyelerin şakımasında
Şarkı söyler deniz minareleri
Denizlerin yaşı sorulmaz
Anlatmaz hiç derdini

Galip Uçar 2021 Kadıköy

Şiir Edebiyat Durağı dergisinde 12.08.2022 tarihinde yayınlanmıştır

Şiir linki: Denizlerin Yaşı

12 Ağustos 2022 Cuma

EYLÜL'E İSYAN GİBİ ALEGORİK ANALİZİ

 Anadolu coğrafyasında yaşamış çoğu kişi, Ahmet Kaya denildiği an bir durur, düşünür ve illa ki bir anıya ya da sevgiye sahiptir. Ahmet Kaya, sadece düşüncesinde bir olduğu sol cenah değil sağ cenahça da sevilmiş, gizli gizli de olsa dinlenmiştir. Bunun nedenlerinden başlıcası, gerçekten halkın içinden gelip, halkı, sokağı; şarkısında kendinin de dediği gibi, ” arka mahalle”yi anlatmıştır. Kült olan şarkılarının arasında bir de dinlenildiğinde çok sevilen ama şiirsel mânâda üzerine nedense çok da düşünülmeyen ama derin anlamlar ve alegoriler barındıran “Eylüle İsyan Gibi” şarkısı da vardır. Zamanında Zülfü Livaneli: “Ben sadece siyasi şarkılar yazmıyorum aralarında aşk şarkıları da var” dediği zaman ciddi eleştirilere, hatta sağa kaymakla suçlanmış ve aydın kişilerin ülkemizde sürekli yaşadığı sorunların başında gelen “anlaşılamama” ya da ” anlaşılmama” sorununu yaşamıştı. Belki de Ahmet Kaya “benim de sağı da içeren şarkım var” dese böyle bir sorunla karşılaşabilir miydi? Bilemiyorum. Ama Eylüle İsyan Gibi şarkısı sağı özellikle de sokakta mücadele veren sağ kesimi de kapsayan bir şarkı şiirdir. 

Şiiri hatırlamak gerekirse:

Sen betonlar içinde ben senin özleminde
Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde
Aydınlığı aradık karanlıklar içinde
Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde

Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana

Güneşte kavrulursun kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi

Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana 
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana.

Ilk dizede yani

“Sen betonlar içinde ben senin özleminde” dizesinde aslında Ahmet Kaya sosyoekonomik fark düzeyinde yaşam koşullarıni ele almıştır. Sağ kesimin yahut burjuva kesimin yaşadığı apartmanları betonlarla tasvir etmiş devamında ise gecekondu mahallesinin o yaşama ve yaşamın verdiği rahatlığa çektiği özlemi anlatmaktadır. 

İkinci dize olan : 

“Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde” bölümü ise açık ve net olarak solun mazlum kişilerin yanında olduğu, yerinin onların yanı olduğu, kavganın, mücadelenin mazlumlar için onların hakları için olduğunu beyan etmektedir. Sen yangınlar içinde bölümü mangal partileri yahut sahilde ateş yakarak yapılan eğlenceler bazında ele alınırsa sağın eğlenceler, partiler verdiği mazlumun, arka mahallelinin ise türküler söyleyip, derdini bu türkülerle dile getirip, ortak dertleri paylaştığı ve bu türkülerde umut aradığı şeklinde açıklanabilir.

Üçüncü dize olan:

“Aydınlığı aradık karanlıklar içinde” bölümünde ise darbe öncesindeki dönemde; yani ölümlerin, çatışmaların ve darbeyle birlikte iki tarafında anladığı üzere karanlık, gizli ellerin oyunlarla iki tarafı, özellikle de okumuş, ülkenin geleceği olacak kişileri birbirine kırdırdığını anladıkları için karanlık dönemde, hen sağın hem solun ülkenin geleceği, aydınlığı için mücadele ettiğini söylemektedir. Buradaki önemli nokta empatidir. Sadece solun değil sağın da gençlerinin acılar çekip, mücadelede boşa kırılıp, aydınlık yarınlar için ülkeye katki olsun diye yok olup gittiğine vurgu yapmıştır.

Dördüncü dize olan :

“Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde” dizesinde ise şarkının hem sağ hem sol için yazıldığı, sembollerle belli edilmiştir. Dünün hasretinden kast ülkücü kesimin tarihteki zaferlerle, Osmanlı ve İslam Öncesi Türk Devirlerindeki olayların ekseninde olup, o günlerin hasretini çektiği, bir tür modern çağın milliyetsiz, evrensel yaşamının sağa olan tehdidini anlatmıştır. Yarınların derdi ise solun füturistik, geleceği kurmaya yönelik girişimleri, evrensel insan modeliyle, sınırsız ve eşit dünya kurma mücadelesinden bahsetmiştir.

Nakarat bölümü olan:

“Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana” bölümünde ise 12 Eylül 1980 darbesiyle beraber kaçmak, dağılmak zorunda olan iki cephenin de çektiklerini, iki tarafında süreçten olumsuz etkilendiğini, istemeden de olsa bölünmek ve eylemsiz kalmak durumda kaldıklarını ama gerek darbeye, gerekse de bu olaylarla coğrafyayı karıştırıp, geri bıraktırmak isteyenlere direndiklerini söylemiştir. Özellikle Mamak, Rami gibi cezaevlerinde yaşananları da içeren bu bölüm iki tarafında mücadelesini taçlandıran bölümdür. Şiirin başlığının da beyanı olan bu bölümde darbe ve onunla gelen karanlığa teslim olunmayacağının da beyanı niteliğindedir

İkinci kıtanın ilk iki dizesi olan:

“Güneşte kavrulursun kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi” bölümlerinde muhtemel işkencehanelerde yaşananlar, güneş altında yapılan avlu zorlamaları, mıntıka temizlikleri, aşağılamalar gibi olayların sonucunda yorgun düşmüş, gücünü yitirmiş bedenleri sembollerle anlatmıştır. Serseri yaprağın rüzgarda savrulmasında kastı ise cezaevi nakilleri, tecritler, kaçışlar, yakalanmamak için yer değiştirmeler gibi unsurları sembolize etmektedir. İkinci kıtanın üçüncü dizesi olan: “Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi” bölümünü ise; mücadele esnasında yaralanıp yahut bir şekilde kavganın gerisinde kalan, kaçamayan kişilerin hissettiği duyguları ve yalnızlığı, savunmasızlığı ve bunun verdiği hissin darbe döneminde her iki kesimin insanları içinde yaşandığı, bu ruh halinde olduklarını beyan etmektedir. İkinci kıtanın son dizesinde ise: “Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi” ne kadar ruh hallerinin, morallerinin bozuk olmasına karşın. İşkencelerin, aşağılamaların, birbirine kırdırmaların, dağıtılmaların, baskının, mahpusluğun, zulmün yaşanmasına karşı; yani düşmeler yaşamalarına rağmen düşüp düşüp bir şekilde kalktıklarını ve bunun Eylüle yani artık darbeye isyan olduğunu, bunun da sağ sol ayrımı olmadan ülke aydınlığını arayan kişilerce yapılan bir dik duruş, direniş isyan olduğunu alegorik ve sembolik olarak anlatmıştır.

Sonuç olarak Ahmet Kaya “Eylüle İsyan Gibi” adlı şiirinde, 1960larda başlayan ve 70lerde doruk noktasına çıkmış sağ sol mücadelesinin 12 Eylül 1980 darbesiyle yaşadığı zorlukları, çekilenleri, yaşanılan kötülükleri, o dönemlerde karanlık ellerin eğitimli, ilerici genç kesimleri birbirine kırdırdığını ama bu kesimlere karşı o karanlık ellerin yaptığı karanlık darbeye de teslim olmayıp, direneceklerini ve iki kesimin de empatisini yaparak ve şiir içinde farklılıkları da sembollerle açıklayıp birbirini daha iyi anlamasını sağlayarak ortak mücadele edeceklerini beyan etmiştir

7 Ağustos 2022 Pazar

ŞEHİR SUSMUŞ İLHAN İREM ÖLMÜŞ

 Büyük bir sessizlikle başladı şehir güne

Yaprak kımıldamıyor
Müzikler susmuş
Adım seslerinden başka
Bir de bitmiş plakların iğne cızırtıları
Sadece o kadar ses
Sözler susmuş
Başlar eğik
İçlerinde insanların büyük bir eksiklik
Türlü çeşitli acılar yüreklerde
Olanca ışığı sönmüş yüzlerin
Sevecenliği yitmiş
Konuşsalar kıyamet kopacak belki
Sözleşilmiş bir suskunlukla gözyaşları tutulmuş
Yalanı dolanı her ne varsa kabullenilmiş
Yiten de kalan da ram olmuş buna
Siyahı da beyazı da diğer renklerle beraber
Grilere yenilmiş
Bir anlamı daha kaybolmuş dünyanın
Bugün bir yenisi daha ekleneceği biline biline
Ürkek şaşkın kararsız bakışlarda
Yeni gelecek haberleri duymaya kabarmış kulaklar
Yağmurlar altında kalmış
Sırılsıklam bir yolcu
Güneşten umudunu kesmiş
Tek umudu da güneşmiş
Kara haber gelmiş
Kara gece çökmeden
İlhan İrem ölmüş
Kimse birbirine söyleyememiş
Konuşsalar gözyaşlarından nehirler akacak
Belki de bir daha asla geriye dönülemeyecek
Eğri büğrü sevdaların çocuklarına kaldığı şehrin ayan olacak
İlhan İrem öldü denecek
Işık da sevgi de umudunu yitirecek
Naif bir sesin yittiğine
Şehir de ağlayacak
Dünya dönecek
Ama öylece

Bu ayrılık akşamında sen sustuğuma bakma
Konuşmaya gücüm yok beni anla

GALİP UÇAR    TEMMUZ 2022 BALAT

Şiir 07.08.2022 tarihinde Kirpi Edebiyat Sanat Dergisinde yayınanmıştır

Şiir linki: Şehir Susmuş İlhan İrem Ölmüş





5 Ağustos 2022 Cuma

AŞK Kİ GÖRKEMLİ CESARETTİR

 

Aşk ki

Görkemli bir cesarettir

Daha hiçbir meydanın görmediği

Açılamayan sımsıkı yumruk gibi

Aşktan daha cesuru görülmemiştir

Öylesi bir yanan kalpten

Fışkıran lav isyanları

Kalın duvarları yıkar

Barajları deler

Kendini ezer geçer

Aynaya benzer

Aradığını görür bulursun

Eksikliğini doldurursun

Öylesine tutarsın ki iplerini

Avuç içinin kesilip kan revan olması nafile

Hissetmezsin acısını

Koymuşsun yüreğine

Yaşanacaktır

Kendini sevmeye başlarsın

Aşık oldukça

O zamana dek olmadığını bulursun

O zamana dek olmadığını olursun

Gözünün nazarından yükselir güneş

Gözünün nazarından kayar düşer güneş

Sen güneş olursun

Umudun sabahında sen olursun

Ümidin gurubunda sen

Gözlerine bakarsın

Gözünü görürsün

Görmek konuşmaktır

Öylesi susarsın

Öylesi bir hayranlıkla

Söylenmeyen her şeyi

Söyleyemediğin her şeyi

Anlatır gözler

Aşıksındır

Bir yaz gecesinde

Işıl ışıl pervane


GALİP UÇAR      2022 ALİBEYKÖY

Şiir 05.08.2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

şiir linki: aşk ki görkemli cesarettir

29 Temmuz 2022 Cuma

GÖLGELER AŞIKLAR HASRETLER

 Şimdi gölgesiz kalan bankların üzerinde

Hala aşıklar oturuyor
Ve hala itiraf edemiyorlar aşklarını birbirlerine
Yer tutup
Yan yana durup
Bir zaman olur diye bekliyorlar
Hayali halleriyle
Oysa biri bir yerde
Diğeri başka bir yerde
Bambaşka hayatlar sürüyorlar
Akılları birbirinde
Muhabbetleri düşünüyorlar
Yakınmaları
Tanımaya çalışmaları
Hep erteleyiş vedalaşmalarını
Ayrı ayrı yerlerde
Ama hep aynı banka akılları
Üstlerine vuran ağacın gölgesinde
İtiraf edemediklerinde
Bir gün gelecekler illa o banka
El ele tutuşacaklar
Öpüşecekler belki
Çocukları yanlarında
Belki birbiriyle
Belki ayrı yolda bulduğu
Ya da zaten olanlarından olan
Çocuklar da oturacak o gölgeye
Of çekecekler ayrı ayrı
Yahut oh çekecekler el ele
İtirafsızlıklar tebessüm olacak o an
Her şeye değecek
Susmaya
Durmaya
Beklemeye
Ama şimdi
Gölgesiz banklarda hayalleri
Her öğle üzeri
Saat ikiye doğru buluşuyorlar
Kim bilir ne konuşuyorlar
Belki gülüyorlar cisimlerinin cesaretsizliğine
Belki de sadece birbirlerine doyuyorlar
Gözlerin hasret renginde
Ağır ağır yazlar geliyordur yine
Çimlerde ayak izleri
Çizgi başlarında dikiliyorlardır
Koyu sohbetlerin ince derinliklerinde
Sevda sevda üstüne
Zehirli otlar dahi değse aşk kazanıyordur yine
Sevda sevda üstüne

GALİP UÇAR 2022 TEMMUZ ALİBEYKÖY

Şiir Edebiyat Durağı dergisinde 29 Temmuz 2022 tarihinde yayınlanmıştır

Şiiri okumak için : Gölgeler aşıklar hasretler

23 Temmuz 2022 Cumartesi

YETMİŞLERDE LAHMACUNCU

 

Eminönü'nde

Yani Cami merdivenleri önünde
Bir lahmacun satıcısı
Sepeti ayak ucunda
Oturmuş
Yüzü sağ elinin avcunda
Dirseği dizine dayalı
Daha gece kardeşi göğsünden yaralı
Umutsuz umutsuz düşünmekte
Birazdan gelecek ölüm haberini beklemekte
Belki de
Şu caminin avlusundan
Ahşap topuklarını vura vura
Gri ütülü pantolonuyla
Göğsü yarı açık muhtemel beyaz gömleği
Taralı saçlarıyla
Kardeşini tarayan katil
Bu cuma namazı sonrası
Günahlarını seccadeye döküp arınmış
Eli sağ cebinde
Buruşuk parasını çıkarıp
Yanına gelecek
Ondan bir lahmacun isteyecek
Yanındakine koş da ayran kap diyecek
Kardeşini vuran ellerinden yeni silinmiş kan izlerinin yokluğunda
O elli kuruş kayacak
Belki karın doyacak
Ama hiçbir yaraya ilaç olmayacak
Ne kardeşi geri gelecek
Ne uğruna inandığı fikirler iktidara
Bir mezar taşında adı yazılacak
Bir de gecekondu mahallesinin duvarında
Ölümsüzdür sıfatıyla
Her ölü gibi çürürken toprağın altında

GALİP UÇAR 2022 TEMMUZ

Şiir Edebiyat Durağı Dergisinde 22 Temmuz 2022 tarihinde yayınlanmıştır



16 Temmuz 2022 Cumartesi

DUMAN DUMAN UZUN GECE

 Ah tepemde yaz günü dönen pervanenin yeli

Nadir içtiğim sigaranın yaktığım ilk ateşi
Tüterken usul usul içime çektiğim dumansın
En uzun gece gibi karartsa da ciğerimi
Öyle keyif
Öyle acı
Öyle rahatlatıcı
Uzun bir hasretin küle dönüp kısalışı
Ve her seslenişte dumanın gözümü yakışı
Damla damla akan sen
Damla damla akan sel
Ve düşmanlar tanıdığımız soluk yakınımız
Bolca ardımızdan konuşanlar atıp tutanlar
Ve bilmediğimiz uzak düşmanlar
Belki benden senden bîhaber
Belki de bilinçli uzak
Denizler sokarlar aramıza
Dağlar sokarlar
Ulaşılacak gemileri yakarlar
Bir ada ararım sığınacak
İçinde konforu bana bir baraka
Ve bir yaz günü ararım hiç bitmeyecek
Deniz tuzu gözümü yakar
Yengeçlerin ayak sesleri
Ayaklarına dolanmış yosunların hışırtısında
Yosun gözlü eski bir düşmanın
Dost zamanı hatıraları yatar
Öylece kahpe
Öylece kıskanç
Öldüresiye
Bir tren çizer rayları
Sesi korkunç tekerleklerinin
Motor sesi hırçın ve dişi
Tam bir asiye
Dağlar inler ve bırakır gevşetir ellerini
Kayalar yuvarlanır birden
Kompartımanları dağıtır
Uzak göller kurur
Susuz kalır insan ve hayvan
Hani sen yazı seçtin
Hani sen yazı sevdin diye suçlanırım
Sürgün düşlerler beni
Düşürmek için çabalarlar
Başarırlar da elbet
Güçlüdür kötüler
Yalancılar hainler
Güçlüdür çünkü amaçları ortak
Kendileri örgütsüz
Ama hepsi aynı
Ve gecemizi en uzun etmeye
En karanlığa boyamaya çalışırlar
Ellerinde gri boyalarıyla
Kara çalarlar
Kara yazılmış kaderimize
Bir çentik daha
Ama bilmezler ne kadar severim
O uzun en uzun geceleri
O en uzun gecelerdeki sohbetleri
Hüzünlü şarkılara eşlik eden
Şarap kokan ekmek kokan türküleri
Bilmezler aşk yaşatır uzun geceler
Bilmezler hasret dindirir
Ve dahi
Öylesi bir derin uykuya sızdırarak daldırır
Yerde yuvarlanır şişeler
Ağızlarda türkü artıkları
Sohbet gülüşlerinin tebessümleri çenelerde
Sonra
Nadir içtiğim bir sigarayı yakarım
Ucu alev alır
İçime derin çekerim
İçim zifiri en uzun gece
Ciğerlerime kadar iner
Yakar biraz
Dumanı sızar burnumdan
Gözlerimi yakar
Sel akar

Galip Uçar

Şiir 15 Temmuz 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde, 17 Temmuz 2022 tarihinde Kirpi Edebiyat Sanat dergisinde yayınlanmıştır