Her pazar; Radyo Göktürk'te, saat 20.00 ila 22.00 arası yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının, 28.11.2021 günkü yayın konusu, Dünya Müzik Listelerine adını yazdırmış ve ülkenize de Türkçe sözlerle girip çok sevilmiş olan ARANJMANLAR 5. Ağırlıkla Grek Müziklerinin hakim olacağı bu programda Ege ve Akdeniz rüzgarlarını saçlarınızda hissedeceksiniz
Blog Ziyaretçi Sayısı
Ara ve Bul
Blog Site Translation
28 Kasım 2021 Pazar
GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 37. BÖLÜM ARANJMANLAR 5
22 Kasım 2021 Pazartesi
PROLETERYA
PROLETERYA
Güneş henüz yükselirken çıkar yollara
Üstlerinde aldıkları yılı dahi hatırlamadıkları montlarıyla
Çiy düşmüş camların önünden geçerek
Elleri üşüyerek yürürler duraklara
Akıllarında bin bir soru
Yüreklerinde geçim derdi
Ne günü anlarlar
Ne de geceyi
Kurulmuş bir saat gibi
Gelip geçer zaman
Onlar yelkovanın oynadığı kaderlerinde
Zoraki dönen bir akrep
Çevirirler çarklarının memleketin
Yok parasına
Ay sonunu görebilmek için
Yok pahasına sattıklarının hüznü
Geleceksizliğin umutsuzluğun hüznüne karışır
Uyanır sabahın en erkeninde
GALİP UÇAR EKİM 2021
Şiir Kirpi Edebiyat Dergisi'nde 22.11.2021 tarihinde yayınlanmıştır
Şiir Linki: Şiir Linki
17 Kasım 2021 Çarşamba
GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 36. BÖLÜM ALAADDİN US
Her pazar saat 20.00'da radyogokturk.com üzerinden Radyo Göktürk'te yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının 36. Bölüm konusu Özgün Müziği'nin önemli sanatçısı, ölüm yıldönümü haftasında ALAADDİN US
9 Kasım 2021 Salı
GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 35. BÖLÜM AHMET KAYA
Her pazar saat 20.00'da radyogokturk.com üzerinden Radyo Göktürk'te yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının 35. Bölüm konusu Türk Protest ve Özgün Müziği'nin önemli sanatçısı, devrimci müziğin büyük ismi, ölüm yıldönümü haftasında AHMET KAYA
7 Kasım 2021 Pazar
GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 34. BÖLÜM EDEBİ KİŞİLER 8. BÖLÜM ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
Her Pazar Radyo Göktürk'te, yayın saati 20.00 ila 22.00 arası yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının, 7.11.2021 günkü yayın konusu, aşk, ölüm, melankoli konularının önemli şairi, ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN ve şiirlerine yapılan besteler...
2 Kasım 2021 Salı
Sahil Türküsü
Sahil Türküsü
Portakal rengine çalıp
Batacak güneş
Ne çare
Ama dalgalar
Bitmeyen bir şarkının
Sonsuz dansında
Adımları bir ileri bir geri giden
Uslanmaz usanmaz bir kavalye gibi
Bazen sararak belini
Bazen tutarak elini
Bazen yaslanarak omzuna
Vuracak sahildeki çakıl taşlarına
Gökyüzü ayı çağıracak sahnesine
Önce mavi giyecek
Sonra en şaşalı ve parlak
Beyaz elbisesiyle çıkacak ay
Ve yıldızlardan kurulu orkestrasını
Takdim ederek
Başlayacak gece şarkısına
Bir yengeç yürüyecek kumlarda
Bir deniz tavşanı savrulacak kıyıya
Yosunlar dağılacak şarkının hüznünden
Islak kumlar kuru kumlara kenetlenecek
Midye kabuğunu biraz sıyırıp
Soprano sesiyle eşlik edecek
İstiridye durur mu
Kocaman açıp da ağzını
O bariton sesiyle
Bastıracak tüm vokalleri
Ufukta karanlık maviyi yenecek
Bir gece sahilin türküsü
İşte böyle söylenecek
31 Ekim 2021 Pazar
EYÜP SULTAN ALİBEYKÖY ŞAİR NABİ İLKÖĞRETİM OKULU 2-G SINIFIYLA YAPTIĞIM 29 EKİM 2021 KORO ÇALIŞMALARI
Eyüp Sultan ilçesine bağlı Alibeyköy Mahallesi'ndeki Şair Nabi İlköğretim Okulu 2-G sınıfı öğrencileriyle birlikte 29 Ekim 2021 tarihli Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için hazırladığımız ve okul bahçesinde gösterisini yaptığımız müzik ve şiir koro çalışmaları
DİSCO GALUCCİ 1 EURO HİT DİSCO MÜZİKLERİ ÖZEL BÖLÜMÜ
Galip Uçar'la Z Kuşağı Bilmez programının özel bölümlerinden olan ve kesintisiz (non stop) müziklerle dinleyicileriyle buluşan DİSCO GALUCCİ ÖZEL BÖLÜMÜ serisinin ilk bölümü olan EURO HİT DİSCO MÜZİKLERİ 60-70-80-90 , 31 EKİM 2021 pazar günü saat 22.00 - 00.00 arasında Radyo Göktürk'te sizlerle...
Avrupa Listelerini sallamış ve Avrupa'daki diskoları yıllarca sarsmış, asla vazgeçilmeyen disko müzikleri DİSCO GALUCCİ konseptiyle sizlerle
GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ 33. BÖLÜM ARANJMANLAR 4
Her pazar; Radyo Göktürk'te, saat 20.00 ila 22.00 arası yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının, 31.10.2021 günkü yayın konusu, Dünya Müzik Listelerine adını yazdırmış ve ülkenize de Türkçe sözlerle girip çok sevilmiş olan ARANJMANLAR 4
23 Ekim 2021 Cumartesi
AY DÜŞÜNCE
AY DÜŞÜNCE
Ayın en karanlık olduğu gece, sadece adaların altın renkli ışıkları varken ayın en karanlık gecesini yaşıyordu. Elinde bira şişesi, yanı başında daha geçen gün baş döndürürcesine esen lodosun kalıntıları, yoldaşı, deniz kabukları, midyeler. Maviliği kaybolmuş denizin dalga seslerinin "sâbâ makamında" söylediği şarkıya martı çığlıkları eşlik ediyorken uzaktan bir küçük tekne göründü. Elini kaldırıp selamlayası geldi, vazgeçti. Hem o karanlıkta ve o kadar uzakken teknedekiler onu nereden görecekti ki... Bir yudum daha aldı içkisinden, artık içki de pek etki etmiyordu. Hani gençlik yıllarında ağız buruşturan ya da keyif aldıran bir tat da kalmamıştı damağında. Su gibi içip gidiyordu.
İçinden, Demek ki yaşanılanlar daha acıymış, kaybedilenler ise keyiflermiş, diye geçirdi. Gecenin dördüne geliyorken dakikalarca aralıkla, koşan insanların adım sesleri haricinde sadece dalganın "sâbâ makamı" duyuluyordu. Şimdi başkasına anlatsa, dalganın da makamı mı olurmuş derler diye kimseye de söylemiyordu. Ama insan gece yalnızcen en çok bulur ya kendini, işte o anlardan biriydi. Çok gelmişti bu kıyıya. Çok içmişti şu taşların üstünde. Taşlar dayanıksızdı. Her lodos vurduğunda illa kayboluyordu bir küçük parça yahut kütle kütle büyük parçalar. Yani her gelişinde aslında başka yerlere oturuyordu ve derdini başka şeyler dinliyordu. Aslında matematiğe de pek inanmayışı bundandı. Nasıl yani, şimdi bir kurşunkalemin yanına bir kalın ve renkli tahta kalemini koyduğunda nasıl iki ederdi ki? Bu kalın kaleme haksızlık değil miydi? O ki diğerine göre dünyada daha çok yer kaplıyordu. Yani iki olabilmek için 1 ve 1 gibi aynı gözükmeliydi ona göre her şey. Hatta elle yazılmış 1 ve 1 dahi ne kadar ikiydi ki. Belki yazılan kalemin ucu birinde daha aşağı kaymış ya da daha sert bastırılıp koyu olmuş olamaz mıydı? Kısacası dünya haksızlık üzerine kuruluydu. En çok inandığı da buydu. Bu haksızlık yüzünden zorunlu alışverişleri haricinde matematiğe inanmazdı.
Belki basketbol oynadığı anlarda, ki çok ama çok eskidendi o günler, parabole inanabilirdi. Sonuçta topun havalanması ve düşmesi bununla açıklanabilirdi. Ama zaten bırakmıştı basketbolu da. Hem zırt pırt sakatlık yaşıyor, oynadığına da pişman oluyordu her defasında. Akşama çektiği ayak ağrıları, yorgun argın eve gelmeler, maç oynanırken güzel de sonrası kötüydü. Zaten her şeyin sonrası kötüydü. Konsere gidersin, mükemmel bir ses dinlersin, sonrasında geç saatte eve dönmesi eziyet; aşk yaşarsın, başın döner, gözün kör olur, seversin seversin, kendinden verirsin, sonrası bir bahaneden kavga, küçük bir kabahatten ayrılık. Hep yani sonrası kötü oluyordu onun için. Şimdi de bira bittikten sonrası yine kötü olacaktı.
Çantasındaki tüm biralar bitmiş ama daha sabah olmamıştı. Aydınlıktan bir gıdım dahi haber yoktu. İnadına gözlerini Çamlıca'ya doğru çevirdi. Genellikle güneş önce o taraftan ışığını salardı İstanbul'un üzerine. Aslında neden oradaydı, niye içiyordu, ne derdi vardı ya da ne keyfi gelmişti de içesi tutmuştu, o da bilmiyordu. Anlamsızlığına içiyordu sanırım. Cuma akşamı bir yere gitmemiş, biralarını almış, sahile gelmiş, biraz çerez, eşliğinde uzun uzun karanlık ufuklara bakıyordu. O da birazdan sabah olunca bitecekti. Üşümüş müydü? Hayır. Yorgun muydu? Evet, hatta bir evet yetmez, çok yorgundu. Hayat çok yormuştu. İşini iyi yapsa da hak ettiği yerde değildi, ülkedeki çoğu kişi gibi. Maaş desen tabii ki hak ettiğini almıyor ve hak ettiği gibi harcayamıyordu. Ama illa ki güzel şeyler alıyordu hem kendine hem almak istediği kişilere. Ama insanlar da çok yoruyordu.
Takıntıları çoktu. Ne bileyim bir şeyler olmak istiyorlar, bir şeylere katılmak istiyorlar, kendilerini kanıtlamak istiyorlar. Yahu durun. N'apıyorsunuz. Belki birazdan bir deprem olacak, tsunamisi, yok dolgu alan çökmesi, enkaz altında kalması bir şekilde bu dünyadan kopup gideceksiniz. Bu neyin koşuşturması. Şu sahil boyundan yürüyenlerin kaçı denize dönüp bakıyordu. Hep aynı yer, aynı manzara diye, bir hedefe kilitlenilmiş, ya muhabbet, ya koşu hedefleri, denize bakmadan geçip gidiyorlardı. Şu çimenliklere denize sırtı dönük oturanlar vardı yahu. Ayıptır, hangi şey böylesi huzur verir? Ne de var böyle uçsuz bucaksız rahatlama?
Deniz bu deniz, neyle kıyas edilebilir ki? Tam da bu nedenle her haftanın sonunda, evi yerine geceleri soluğunu burada alması. Tam da bu nedenle derdini kimseye değil de denize dökmesi. Tam da bu nedenle denize bakıp da hiç konuşmaması. Konuşmazdı çünkü deniz her şeyi anlardı. Deniz bakardı o sahil kıyısında oturana ve ona uygun "sâbâ makamında" şarkısını çalardı. Son bir yudum daha aldı içkisinden, uzakta adalara baktı. Sokaklarındaki lambaları ışıl ışıldı. Evlerin ışıkları ise ölüm gibi karanlık. Kapattı gözünü, biranın son damlalarının tadını çıkardı ve göğe dikip başını açtı gözlerini. Ay düşmüştü gecesine, en parlağından. En karanlık geceye ay doğduğunu görünce, haksızlıklar gözünün önünden geçti. Yaptıkları, yaşadıkları, yaşatıldıkları. Derin derin baktı aya, öylece kaldı. Birkaç özür diledi kendince ama hiçbir özür duymadı...
GALİP UÇAR
Hikaye 19.02.2020 tarihinde Oggito Dergisi'nde yayınlanmıştır
Hikayeyi okumak için: Hikaye Linki





