Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

23 Ocak 2023 Pazartesi

KULE

 


Yeni bestem olan KULE youtube üzerinden yayında. şarkıyı dinleme linki: KULE - GALİP UÇAR

KULE

Zaten hiç tat almadım

Hayatın içeriğinden

Yanlış yazılmış belli

Roller hepimize

 

Kule anlayamazsın

Kule dayanamazsın

Kule yaşayamazsın

Kule sen sadece varsın

 

Gör desem göremezsin

Karanlık sokaklarını

Şehri duyamazsın

Anlamazsın sıkıntıları

 

Kule anlayamazsın

Kule dayanamazsın

Kule yaşayamazsın

Kule sen sadece varsın

 

Gün doğsa dertli doğar

Kapansa ayrı karanlık

Gülüşler hapsolmuşlar

Her biri farklı yaralı

 

Kule anlayamazsın

Kule dayanamazsın

Kule yaşayamazsın

Kule sen sadece varsın

 

Sırtımı dayasam sana

Ne öper ne koklarsın

Yırtmışsın sevişmeleri

Öylece durur kanarsın

 

Kule anlayamazsın

Kule dayanamazsın

Kule yaşayamazsın

Kule sen sadece varsın

 

Ne savaşlar gördün bilirim

Ne savaşçılar merdivenlerde

Zından dahi ettiler seni

Yani hayli gamsızsın

 

Kule anlayamazsın

Kule dayanamazsın

Kule yaşayamazsın

Kule sen sadece varsın

 söz ve müzik: Galip Uçar



23 Aralık 2022 Cuma

ŞAİR NABİ İLKOKULU 3 G SINIFI MİNİATÜRK GEZİSİ

  Her öğrenci ve sınıf topluluğu için gerekli olan dış gezilerden birini İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olan ve Türkiye'nin Kültürel Mirasını belirli bir alanda minyatür mimari biçiminde yapılarla şekillendirerek, sergileyen MİNİATÜRK alanına yaptık

    Bu gezi sırasında, Türkiye'nin dört bir yanında bulunan kültürel miras eserleri gözlemleyerek ve altlarındaki bilgi detaylarını okuyarak öğrenen öğrencileri bir de sürpriz beklemekteydi.

    Bu sürpriz ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. çatısı altında hizmet veren animasyon ekibinin yaptığı çocuk etkinlileriydi. Bu etkinliklerde; animasyon seslendirme, palyaço gösterisi ve yaratıcılığı geliştiren, geri dönüştürülen maddelerle çam ağacı yapımı ve süslemesi atölyesiydi. 

    Atölyelerden sonra tekrar açık alana çıkan öğrenciler, Miniatürk'ün labirent alanında ve park alanında oyunlar oynayarak, geri dönüş hazırlıklarını yaptılar ve okullarına birçok şey öğrenerek döndüler

















21 Aralık 2022 Çarşamba

LİMAN OROSPUSU

 Yine halatlarıni çözmüş

Açık göğüslerinin ışıltılı fenerlerinde
Bekliyor yeni gemisini
Uzak diyarların hediyeleri
Uzun ve açık boynunu süslesin
Zevkten kendine geçsin diye
Yalancı bir sarılış
Sahte gülüşlerle
Sarhoş olup hissetmeden
Ganimete bulanmaktır hedefi
Ah dalgalar temizlemez ruhunu
O da istemez temizlenmek
Bir gemi bacası dumanında tüter
İnce sert sigarası
Rimelli gözleri ufukları gözler
En janti en paralısını çekmek için kendine
Pembe güllerden kıyafetler giyinmiş
Bir o kadar da kırmızı güller sürünmüş
Kokmuş millerce
Bekler bir iskele babasıyla birlikte
Bir liman orospusu
En büyük belası ölümsüzlüğü değil
En büyük belası
Binlerce yıldır hep genç kalması
En uzak diyarlardan gelenleri çeker
Kimi balık kokusu
Kimi parfüm
Kimi pazen giyer
Kiminin üstü paralı
Onun için sorun yoktur
Sadece olsun parası
Kaç kere dönmüştür fener bilmez
Kaç kere sönmüştür fener
O
O limanın kendisi
Emzirir gemileri geceleri
Gündüze kalmaz
Sır olur
Yosunlarla örter kendini
Denizlerle temizler
Bekler diğer geceyi

GALİP UÇAR.         2022

Şiir 21 Aralık 2022'de Edebiyt Durağı dergisinde yayınlanmıştır


14 Aralık 2022 Çarşamba

BİN KİLOMETRE DERİN

 Bin kilometre derinde

Sarı taşlı bir yoldan koştum sana
Bin kilometre tepeden çaldığım ateşle
Bilirim derya derin
Deniz içredir her gizem
Diz çökmüş eski şehirler
Kalıntılar diz çökmüş
Balıklar hatıralarına
Yosunlar yüzeylerine çökmüş
Yıldızlardan kalan ise şimdi
Gün görmez
Parlak
Yaşlılıktan titrek kumlar
Mavi bir bulut gibi yükselen
Zevk çığlıkları balıkların
Baloncuklarda binbir fısıltılar
Dalgalar ah dalgalar
Ne bilinmez ülkelerden toplar gelir yükünü
Dalgalar ah dalgalar
Derininde deryanın gizemlerle yüklü
İlk sahilini arayışta olmanın yol kaybedişleri
Yanlış mendireklere çarpıp dağılan dostları hani
Martıların alaycı gülüşleri
Karabatakların dalan korkusu
Oysa şeffaftı yüzey
Kat kat eklenmeden önce
Oysa şeffaftı yüzey
Bir pembe mağaranın ağzından akardı
Şimdi kapkara mağara
Hem derinlikler
Kör balıklar yüzer
Kulakları göz
Denizkızları ve sirenlere yazılmış ezgilerin
Kırık ve eksik dizeleriyle söylenen balatlar
Ah eski aşklar kayalar üzerinde
Ah şimdi kayalara kazılı yosunlar altında
Fosillerin düşleri dökülmüş milyon kere
Milyon yıl eskiyen düşlermiş
Sirenler uzaklara kaçmış
Torun tombalak
Denizkızları kayıp
Çoluk çombalak
Denizatlarına kalmıs meydan
Bir de anıları yad etsin diye
Derin kumlara yakın deniz yıldızlarına
Okyanuslar denizlere denizler haliçlere
Zincirlerle bağlanmış
Eski denizlerle araları
Koca koca dağlanmış
Yeni göller denizmiş
Yürekleri dağlanmış
Depremlerle kırılmış
Tek kendine bağlanmış

GALİP UÇAR.        

Şiir 14 Aralık 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Şiir okuma linki: Bin kilometre derin

9 Aralık 2022 Cuma

BİR YASAKLI ŞEHİR VARMIŞ

Bir yasaklı şehir varmış
Adı dahi söylenmezmiş
Üstünde turna uçarmış
İçinde insan sessiz
Ozanlar ağıt yakarmış
Genç kızlar gözünü süzermiş
Kadınlar tetikteymiş
Bir yasaklı şehir varmış
Kuytusunda yasaklı şarkılar söylenirmiş
Analar ağlarmış
Babaların sigarası hüzün tütermiş
Bir şeylere içerlermiş hep
Hüzün veren kahreden bir şeyler için içerlermiş
Yolları karanlıkmış
Hep arka sokakmış
Arka mahallelilermiş
Surları yıkılmış
Kaleleri zaptedilmiş
Zamanla hikayesi unutulmuş
Zamanla adı unutulmuş
Bir yasaklı şehir varmış
İnsanları içindeymiş
İnsanların derdi içindeymiş
Türkü türkü söyleyemezlermiş
Yıkık bir duvar dibine otururmuşlar
Sırtlarına soğuk vururmuş
Zindan soğuğu kadar ayazmış
Yazları ruhları buz kesermiş
Kışları beklemezlermiş
Göç edecek kapıları da yokmuş
Kimse onları bilmezmiş
Herkes onları konuşurmuş
Bir yasaklı şehir varmış
Adı söylenmezmiş
Başka başka anılırmış
Başka dillerde kalmış


Şiir okuma linki: Bir yasaklı şehir varmış

1 Aralık 2022 Perşembe

İKİ NÂZIM ARASINDA TOPLUMCU EDEBİYAT KÖKENLERİ

 Edebiyatla uğraşan kişiler; özellikle de akademik olarak, aldıkları eğitimde “Toplumcu Gerçekçi” ya da diğer adıyla “Sosyalist Gerçekçi” edebiyatın Nâzım Hikmet’le başladığı, serbest ölçüyle yazdığı ve nutuk tarzı şiirleriyle bu akımın öncüsü olduğunu ve bu tarzın da temelini ünlü Rus şair Vladimir Mayakovski’den aldığını öğrenmişlerdir.

            Öte yandan edebiyat öğrencileri ve edebiyatçılara, ta lise çağlarından beri öğretilen bir diğer kişi ise Nabizade Nâzım’dır. Nabizade ise ilk köy romanını yazan ve köy hayatını Türk Edebiyatı’na kazandıran kişi olarak tanıtılmıştır.

            Bu iki söylemin de gerçekliği bilimsel olarak kanıtlansa da, bu iki Nâzım arasında Toplumcu Gerçekçi Akım bazında bir karmaşa olduğuna inanmaktayım.

            Türk Dili ve Edebiyatı okuduğum dönemde, Nabizade Nâzım’dan bahsederken ve araştırmasını yaparken, köyün edebiyata kazandırılması kilit nokta olarak önümüze çıkıyordu. İşte bu araştırma noktasında, benim aklıma takılan soru şuydu: “Peki köy edebiyata kazandırıldıysa, yani edebiyat şehirden alınıp, taşraya açılmışsa, şehrin illa arka mahallesi mi Toplumcu Gerçekçiliğin mekanı olacaktı? Taşrada, köyde yaşananlar Toplumcu Gerçekçiliğin konusu değil miydi?”

            Hatta daha ileri götürelim konuyu. Toplumcu Gerçekçiliğin Roman birimini ele alırsak, köy romanları, köyden kente göç sorunları, ağalık düzeninin baskıcı tavırları ve maraba, çiftçi direnişleri, köy çocuklarının ve ailelerinin fakir yaşamları ve bundan kurtulma çabaları, bu edebi akımın ana konu başlıkları değil midir?

            Yani Yaşar Kemal desek, Çukurova’daki köylülerin dertlerini anlatmamış mıdır? Yahut Köy Enstitülerinden çıkan yazarlar, kendi köy deneyimleri ve yaşamlarından alıntılarla köy yaşamını anlatmamışlar mıdır?

            Peki Toplumcu Gerçekçi Romanın bir bölümünde köy edebiyatı da varsa, o zaman biz nasıl Toplumcu Gerçekçiliği Nâzım Hikmet Ran’la başlatabiliriz ki? Eğer ki Tanzimat Dönemi’nde bir köy edebiyatı eseri olan Karabibik, Nabizade Nâzım tarafından yazılmışsa, yani şehirden alınıp, köyün de dertlerine dikkat çekilir olmuş, köyün yaşamı da anlatılmışsa, bu aslında köy edebiyatı, bir bakıma Toplumcu Gerçekçiliğin de öncülü, temeli olmuştur.

            Kısacası, Nabizade Nâzım’ın köy romanını yazdığı ve bunun edebiyat alanında akademik araştırmasını yaptığım günden beri ilmek ilmek üzerine düşündüğüm konulardan biridir iki Nâzım arasında kalan Toplumcu Gerçekçi Edebiyat Akımı öncüllüğünün asıl kimin olduğu?

            Belki şu şekilde sonuçlandırabiliriz. Sosyalist Gerçekçilik ve Toplumcu Gerçekçi; ama bu sol siyasal toplumcu olarak ele alınacaktır çünkü Mehmet Akif Ersoy da son dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığınca Toplumcu Gerçekçi kabul edilmektedir, şiiri başlatan kişi Nâzım Hikmet Ran’dır. Ama bir Toplumcu Gerçekçi akım varsa ve bu köy edebiyatını, köy sorunlarını, köyü gerçekçi anlatmayla başlıyorsa bence bu akım Nabizade Nâzım’la başlatılmalıdır.

GALİP UÇAR.         2022 ARALIK

Yazı 1 Aralık 2022 günü Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Yazıyı okumak için : Link

ARALIKLAR

Saçlarından fırlayan rahvan atlar
Dört nala koşarken üstüme üstüme
Bir esmer kadın güzelliğinde
Ve yaz günüdür ille de
Ne dağlarda gezen yörükler
Ne şehrin gri evleri
Bir nehir akar
Can verir
Bakışlar ah bakışlar
Öylesine yakın
Derin çok derin
Uzak ulaşılamayacak
Kemer tokalarının ışıltısını saran
Simsiyah derilerin esaretinde
Deliklerden sızdığı kadardır şimdi aşk
Aralık günü belki güneş doğuracak
Bir aralık hayatı yaşatacak
Ah kuşları uçacak
Çiçekleri açacak kulak üstlerinde
Okşanan yanak kızarıklığı utancında
Seherlere uyandıracak
Belki farklı farklı şehirlerde yaşatacak
Ama illa ki imkansızı barındıracak

GALİP UÇAR            2022     KARAKÖY

Şiir 28 Kasım 2022 tarihinde Zamansız Dergide yayınlanmıştır


Şiiri okumak için: Aralıklar

25 Kasım 2022 Cuma

YAPRAK ÇATIRCAYINCAYDI

 Yapraklar çatırdayıncaydı

Henüz sıcaktı
Pastırma yazıydı
Trafik
Kaos
Korku
Gri binalar
Gri arabalar
Hep bir şeyleri göstermemek için vardı
Kaos
Korku
Hep her yerde
Sokakta
Caddede
Evlerde
Evlerin odalarında
Açılmaya korkan kapı gıcırtılarında
Bir gökyüzü sevenlerindi dünya
Bir maviye uzananların
Saçlarında yaprak kırıntıları
Kazaklarında toprak izi olanların
Onların
İçinde kaos yaşayan
Bir tek kendinden korkanlarındı
Koskoca şehir

GALİP UÇAR 2022.        EYÜP SULTAN

Şiir Edebiyat Duraği dergisinde 25 Kasım 2022 tarihinde yayınlanmıştır

18 Kasım 2022 Cuma

ARTLARINDAN

 Karanfil koymayın yollarıma

Kırmızısı karaya çalar
Mum yakmayın sıra sıra
Soğuk olur şehrin akşamüstüsü
Yel eser dayanamaz alev
Söner gider
Yıkamayın kirlenmiş taşları
Silinmez yıkansa da hatıralarım
Ben boşu boşuma gitmişken bilinmeze
Siz şurası burası derken
Parça parça toplarken bir yerlerden
En nihayetinde bir torba içine koyarken beni
Tramvay raylarından süzülen kanlarım
Sulamayacak barış içinde açan çiçekleri
Ne ilk ne son olacağım
Birkaç güne unutulacağım
İster abide dikin
İster ağıt yakın
İster sönen mumları tekrar tekrar yakın
Ben yokken benim için ne gerek
Karanfil karaya döner ölür
Ben bilinmez bir vakit
Bilinmez bir elden
Sizin göremediğiniz
Tutamadığın
Bilemediğinizden

GALİP UÇAR.          2022 BALAT

Şiir 18 Kasım 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Şiiri okumak için: Artlarından

12 Kasım 2022 Cumartesi

KASIM KASINTILARI

 Bulutlar

Hasret gidermek için
Çökmüştü pus olup köyün üstüne
Uzakta belli belirsiz çıngırak sesleri
Ardında sertçe vurulan patinin izi
Kuzuların nefeslerinden çıkan dumanlar
Karışıyorken bulutlara
Sarı yaprakların ardına saklanmış
Kırmızıların merhametine sığınmış yeşil yapraklar
Evlerin bacaları tüter olmuş
Avuç içleri hafiften buz
Ah uzak dağlar anlatır hikayemi
Ah bu bulutlar dondurur gölgemi
Aniden karanlık çöker üstüme
Güneş aya
Ay güneşe karışır harelerden
Çoban değneklerinin ağaçlara hasretli bakışları
Keçilerin kaya kaya toynak araları
Ve buzullar uzaklarda
En tepelerinde dağların
Kış geliyor belli
Aniden inmiş bir kurt gibi

Amansız
Hain
Ne bulsa saracak dört yanımızı
Agresif bir kanser gibi
Kasım ki
Kapıları açar
Üşütür her hücremi
Kasım ki
Davet edenidir
Pus bulutlarını
Kasım ki
Kışın ulağıdır
Ayaz uşağıdır
Güvenilmez
Can alır

GALİP UÇAR             2022 SİLAHTARAĞA

Şiir 12 Kasım 2022'de Edebiyat Durağı Dergisinde yayınlanmıştır
Şiir okuma linki: Kasım Kasıntıları