Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

galatalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2021 Perşembe

GALATA KULESİ - GRİ ŞEHİR - MOR KAFALAR

 

                   GALATA KULESİ GRİ ŞEHİR VE MOR KAFALAR

Önce belli belirsiz bir şey sebebiyle uyanır insan. Yatak döşek bin bir bela. Kalksan yol kolay, gün uzun, iş, güç, dert tasa. Binlerce yalan içinden yine birini yaşayacaksın. Kalkmasan pek de olmuyor. Mırın kırın, kendine söve söve, dünyaya ata tuta yol alırsın tuvalete doğru ya belki de günün tek gerçek noktasıdır seni karşılayan. En pis halinle bile seni sever. Garip ama anne şefkati gibi geliyor böyle dediğimizde de kulağa. Sokağa çıkarsın Şehr-i İstanbul olanca griliğiyle üstüne üstüne gelir. Genç ve heyecanlı bir kız değilsin, hatta hiç kız olmadığından belki olanca adamlığınla sevemezsin bir türlü. Zaten tek kafan güzelken iyi gelir şehir ya da sevgilin yahut en yakın dostunla vakit geçirirken. Kısaca öylesi yorgun bir kafa karşılar seni Şantiye misali şehrinde. Arabaların gürültülerini ve isini tozunu da eklemek lazım. Yine özleyip sürekli dönüyorsan vardır elbet bir şeytan tüyü bu şehirde.

Olası mutluluklar içinde uzaktan Galata Kulesi'ni görmek gibi acayip huylarım vardır. Severim bilmiyorum belki de gerçekten bir Lord, asilzade ya da senin benim gibi geceden kalma hüzünbâz bir ayyaş. Ama düşünsene kaç yüz yıldır orada. Hem de başına neler neler gelmiş. Gözetleme kulesi yapmışlar, yangın kulesi yapmışlar; ama en komiği de zannederim bu yangın kulesiyken yanmayı başarmış güzel bir abimizdir kendisi, zindan yapmışlar; içinde kim bilir ne zulümler, ne itiraflar, ne ihanetler, en son da malum restoran. Çatal seslerinin o mükemmel ahenginde kazık kazık fiyatlara maruz bırakmışlar, o fiyatların ceremesini de kule çeker olmuş. Ama hep bende yeri de bambaşka olmuş. Dibinde içmişim, dibinde sevmişim, dibinde öpüşmüşüm, dibinde ağlamış ne bileyim. Dibi adamın dibi olmuş bana. Ama herif de karizmatik hani İtalyancayla başlamış hayata sonra Osmanlısı mı dersin? Levanteni mi? Galatlısı mı? Ladinosu mu? İşgal Dönemini hiç saymıyorum. Ama benim kafadan olduğu kesin kendisinin ya da doğru tabir etmek gerekirse sanırım ben onun kafadanım. Sonuçta yüzlerce yıl büyük bir abimiz kendisi bizden ve delikanlılığı da raconu da kendisinden öğrendik. O da illa ki kapmıştır çevresinde gezen Külhanîlerden bir şeyler.

Söylentiler de var malum; kendisinden yaşça büyük olan bir hanımefendiye aşıkmış. Ne var yani biz de olmadık mı zamanında, ya da olur gibi yapmadık mı sevişebilmek için. Ama bizim kulenin kafası pek de bizden değil. Nasıl bir sevgiyse öyle gözlerini dikmiş duruyor ona. Mevzubahis malum Kız Kulesi. Kaderleri aynı gibi, aslında biraz da acınası. Sen Kraliyetin en önemli şahıslarının yuvası ol, hatta prensesin korunağı ol sonra gel bir restoran haline getiril ve yine o kazık fiyatların küfürlerine göğüs ger, tüm suçu üzerine al.

Kuleler ve aşklar araya girmeden şehir diyorduk ya. Şehir aslında gri. Diyeceksiniz sanki kuleler değil mi? Ona bakışınıza bağlı. Bence Galata Kulesi gayet bağrını yeterince açmış, janti bir takım elbiseli ama son zamanlarda slimstraight bir siyah bir kot giyinmiş üzerine de hoş bir tshirt atmış duruyor. Benim kadar göbekli biri olmasa da belki de artık o da biraz salmış olabilir, bilemiyorum.

İş, güç, yorgunluk ya da işsizlik, halsizlik, illa ki yorgunluk şehrin bir armağanı mı? Yoksa insanın yaşamaya mahkum olduğu bir hâl mi? Bilemedim.  Ama insan hani iş güç bittiğinde ya da akşamüstü olduğunda koşa koşa bir sevgilinin ellerini tutup kendini kollarına atmak ister ya. Gözlerine bakıp huzur bulmak, onu öptüğünde her hücresinde bir hareket olur ya. Hani onlar gibi olmadığımızdan çoğu kez gözlerimiz aşktan kördür ve fiziği görmez, yüreğe ve ruha aşıktır, karaktere hayrandır ya. En sevdiğimiz şarkıyı çevrende milyonlar yürüyormuş da, sana bakıyorlarmış da görmeden bağır çağır ona ya da onlar söylersin ya. İşte öyle bir şeye ulaşmak ne zor ve ne mucizevidir. Entelektüel kafası mı dersin yoksa modern insan kafası mı? Ama sanırım romantik bir solcunun şehri duygusal yaşarken aşk ile dolması en iyi tabir. Ya da bir kişiyi “Halkım Kadar Seviyorum” diyecek mertebeye ulaşması gibi.

Sözün sonunda yorgun uyandırsa da şehir her daim ve yatak sevişmeyi bitirmek istemeyen bir sevgili edasında sarsa da seni. Sen barındırıyorken içinde Galata ve Kız Kulesi’ni, istediği kadar zorbalığını yapsın bu gri şehir. Senin kafan Galata Kulesi kafası olsun. Sevgilinin ki ise Kız Kulesi kafası, inadına grilerin içinde mor kalabilmenin heyecanı bitmez. O kadar doğru yaşarsın ki yine de yanlış hissettirmek için elinden geleni yaparlar elbet. Ama mor pek de kirlenmez

                                                                                                                             

  GALİP UÇAR                              2015