Neyin vedasıdır hâlâ anlayamadık?
Haberi ilk aldığımda Fatsalı şair Dursun Ali Akınet'in:
Sen giderken bahar mıydı?
Nergiste çiçek var mıydı?
İki nefes alıp vermek
Yaşamak bu kadar mıydı?
dizeleri kulağıma saldırmıştı.
Neyin vedasıdır hâlâ anlayamadık?
Haberi ilk aldığımda Fatsalı şair Dursun Ali Akınet'in:
Sen giderken bahar mıydı?
Nergiste çiçek var mıydı?
İki nefes alıp vermek
Yaşamak bu kadar mıydı?
dizeleri kulağıma saldırmıştı.
Söyleyin saatlere
Bir daha çalışmasınHer Pazar Radyo Göktürk'te, yeni yayın saati 19.00 ila 21.00 arası yayınlanan GALİP UÇAR'LA Z KUŞAĞI BİLMEZ programının, 06.06.2021 günkü yayın konusu, Toplumcu Gerçekçi Edebiyat'ın önemli şairi, dünyaca ünlü yazar NÂZIM HİKMET RAN ve şiirlerine yapılan besteler
Şairin ölüm günü olan 3 Haziran haftasında Nâzım Hikmet'i anmak için programımızı şiirlerine ve şiirlerine yapılmış bestelere ayırıyoruz
NAZIM HİKMET RAN PLAYLİST:
1- İLHAN İREM – HOŞGELDİN
2- EDİP AKBAYRAM – GİDENLERİN TÜRKÜSÜ
3- FİKRET KIZILOK – AKIN VAR
4- ZÜLFÜ LİVANELİ – BULUT MU OLSAM
5- EDİP AKBAYRAM – GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ
6- AHMET KAYA – ŞEYH BEDREDDİN DESTANI
7- GRUP YORUM – BU MEMLEKET BİZİM
8- CEM KARACA -CEVİZ AĞACI
9- ZÜLFÜ LİVANELİ -KARLI KAYIN ORMANI
10- RUHİ SU – MASALLARIN MASALI
11- FİKRET KIZILOK – KEREM GİBİ
12- HAKAN YEŞİLYURT – PİRAYE
13- EZGİNİN GÜNLÜĞÜ – SENİ DÜŞÜNMEK
14- CEM KARACA – HERKES GİBİSİN
15- ZÜLFÜ LİVANELİ – SAAT 4 YOKSUN
16- AHMET KAYA – AYNI DALDAYDIK
17- ZÜLFÜ LİVANELİ – MEHMETÇİK MEMET
18- ZÜLFÜ LİVANELİ – VAPUR
19- ZÜLFÜ LİVANELİ – HOŞÇA KAL KARDEŞİM DENİZ
20- FİKRET KIZILOK – TRUM TİKİ TAK
21- ZÜLFÜ LİVANELİ – KIZ ÇOCUĞU
22- NÜKHET DURU – GEBERİYORUM
23- CEM KARACA – ÇOK YORGUNUM
GÖZÜMDEN 21 ARALIK (KKTC’de Şehitler
Günü)
Geldiğim yerde; İstanbul’da aralık ayları çok soğuk olur. Kar yağar, yağmurun aşırısı yağar, tir tir titrer insan. Buralarda Kıbrıs’ta ise bize göre ılıman geçer aralık ayları. Ama hiçbir aralık, Türkiye’nin hiçbir yerinde sizin 1963 Aralığı gibi üşmedik, tir tir titremedik.
Dayımın adındaki Cengiz, şehit Cengiz Topel’in isminden gelmedir. Cengiz Topel’in şehit edildiği gün doğmuş dayım. 1960lı yıllarda doğan birçok kişinin adı da Cengiz'dir. Kuzenlerimin ismindeki Barış ise 1974 Barış Harekatı esnası ya da sonrasında doğmalarında dolayı. Yine 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başarıyla gerçekleştirip, Kıbrıs Türkü'nün yanında olan ve adaya barış getiren Bülent Ecevit’in ismi de verilmiştir çocuklara. O dönemlerde ülkemdeki insanlar, barış harekatını selamlamak için hep gök mavisi gömlekler giyinmişler, Ecevit’in açıklama yaptığı gömlek gök mavisi diye. Tabi ki kızların da çoğunun ismi Ayşe Tatile Çıktı parolasından ötürü Ayşe olmuş. Yani iki ülkenin acısı birlikte yaşanır, zaferi de hep beraber kutlanır. Şarkıları, türküleri hep ortaktır. Hatta ne acıdır ki dost meclislerinde, mutlu anlarda çalınan “Bekledim de Gelmedin” ve “Bir Gece Ansızın Gelebilirim” şarkıları adadaki iki toplumun birbiriyle alay etmesi yahut tehdit etmesi gibi savaşı tetikleyen unsurlar olarak kullanılmıştır. Oysa sanat; özellikle de müzik ve edebiyat ne kadar insancıl ve barışçıldır. Ümit Yaşar’ın artık şiirlerin barış içinde okunması zannederim ki kendi ruhunu da huzur içinde tutuyordur.
Az önce bahsettiğim isimleri söylememin nedeni de şudur ki: ben dayımın isimlerinden bir tanesi olan Cengiz isminin nereden geldiğini öğrendiğimde, Kıbrıs’ta neler olduğunu araştırmaya başladım. Tabi Cengiz Topel’in önce esir sonra şehit düşmesi ve ardı ardına birçok bağlantılı, Kıbrıs Olayları ve Mücadelesiyle ilgili yeni başlık eklendi merak alanıma. Ama bir ağustos akşamı, hava çok ama çok sıcakken kanımın donuşunu ve yaz gecesi nasıl üşündüğünü sadece “Kanlı Noel” belgeselinde yaşadım.
Savaşlar kötüdür. İnsan ki; iki insanın birbirine aşık olup, onların aşkından doğmasıyla yaratılmıştır. Böylesi aşkla doğan bir varlık nasıl olur da vahşet, katliam yapabilir. Günahsız çocuklar nasıl, henüz kendini savunamayacak kadar küçük bebekler nasıl olur da öldürülür? Ben insanoğlunun kirli yüzlerinden birini o belgeselde gördüm. Yaz günü bebeklere kıyan merminin soğukluğunu içimin derinliklerinde hissettim. Hiçbir aralık soğuğunun, bir kalleş merminin demirinin soğuğu kadar soğuk olamayacağını o gün anladım. Aşkla doğmuş bir insanın nasıl sevgisiz ve zalim olabileceğini daha çok sorguladım o gün. Savunmasız bir halkın nasıl daha dün komşu gördüğü, o açken tok yatmadığı, bahçede sohbetler ettiği kişilerden, içten içe kinle beslenip de yok edildiğini gördüm.
Şimdi Kıbrıs’ta gökyüzüne bakıyorum. Gök mavi rengin umuduna, gök mavi rengin özgürlük hissine, gök mavi rengin huzuruna ve Girne Kıyılarında beyaz güvercinler uçuşuyor. Ne mutlu insana, ne mutlu insan olana. Ne mutlu özgürce, kardeşçe yaşayabilen insanlığa. Barış ismi ne güzel bir isim! Hele ki böylesi kalleş bedeller vermiş, insanlığın kendinden utandığı yıllardan sonra ne güzel! Bir Akdeniz güneşi gibi Barış ismi insanlığın içini ısıtıp, o kan donduran günlerden sonra ne güzel bir huzur veriyor insana. Böylesi kötü, kalleş, hain aralıklar yaşanmasın bir daha…
GALİP UÇAR 2018