Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

29 Ekim 2022 Cumartesi

DALGALARA SÖNEN

 Uyanmak gri bir İstanbul’a

Bir martının beyaz kanadında
Neyi sevip neyi sevmediğimi bilmeden
Bir şeyleri özleyip
Çoğu şeyi görmeden
Vapur düdüğünde ıslıklar çaldım
İstanbul türkülerince
Dalgalar söndürdü ateşimi
Gazı bitmiş bir çakmak gibi
Denizde süzüle süzüle kıyıya vurdum
Nereye gidip
Nerede kalacağımı bilmeden
Sonra yunuslar atladı uzak kıyılarda
Yelkovan kuşları uçtu
Bulutlar biraz daha beyaz
Gökyüzünde mavi belirdi
Ritim arttırmadı İstanbul türküleri
Dudaklardan süzüldü
Özlem yine bitmedi
Renkleri değişse de hayatın an be an
Nazarın ufku hasretle karanlıksa eğer
Bir bilettir hayat
Tarihi belli değil
Varışı belli değil
Açığa alınmış
Gazsız bir çakmak misali
Hafif ama gaz sancılı
Taşlık bir kıyıya vurmuş
Dalga vurdukça dönmüş
Dalga onu söndürmüş

GALİP UÇAR. 2022.     İSTANBUL

Şiir 29 Ekim 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Şiir okuma linki: Dalgalara sönen

CANIM ÜLKEM TÜRKİYEM


 Bugün doğdu  güzel ülkem

Doksan dokuz yıl hiç yaşlanmadı

Her zaman genç kalacak

Sonsuza dek yaşayacak


Ülkemin her yöresi

Sanki cennet köşesi

Ankara'dır sinesi

Atatürk'tür gölgesi


Sen hep güzel ülkem

Sana hasret olmak cehennem

Tek dileğim budur ki

İyi ki doğdun hep hür yaşa


GALİP UÇAR 2022 ALİBEYKÖY

CUMHURİYETİN KURULUŞUNUN 99. YILI ANISINA YAZILMIŞTIR


21 Ekim 2022 Cuma

YERLİ YUSUF DALLARI ( ŞİİR - MÜZİK)

 Yerli yusuf koparılınca dalından

Düşüyordu güz yaprakları yerlere
Ağlıyordu sokak sokak
Bir gonnaralar
Bir cebimde kağıt
Dilimde gavcar mantarı tadı
Aklımda ayrelli
Daha demincik tuzdan çatlamıştı dudağım
Yanmıştı gözüm oysa
Vuryordu punyosunu kasım gittikçe
Nereşdedir o eski bahar günleri
Belli olacayık supbasucuk
Gelda yanmasın yüreciğin gavrılmasın
Ağlamasın hasat vakitlerini gözleyen gözlerin
Gabira gibi günleri
Şimdi hasretle beklerim
Beklerim arpa çiçekleri açsın mor
İsterim dağları yeşil
Denizi mavi
Olmasın hiç gri

GALİP UÇAR.                   2022.   EYÜP

Şiir 21 Ekim 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır
Şiir okuma linki: Yerli Yusuf Dalları

14 Ekim 2022 Cuma

AH İSTANBUL LAN İSTANBUL

 İstanbul

Ah İstanbul
Lan İstanbul
Diye küfürler duyardık
Nerede o eski
Nerede o beyefendi diye
Kızardık söyleyenlere
Kızardık da İstanbul'a bir yandan
O da bizi sevdiğini pek göstermezdi
Kız gibi severdik İstanbul'u
O ise bilirdi
Mahallenin en güzel yosması olduğunu
Adımları şuh
Yırtmacı da merak
Gerdanı çıplak
Şimalin soğuk rüzgarları titretir derken
Cenubtan gelen işgal fırtınasında da derlerdi
Ah İstanbul
Vah İstanbul
İşgal gemileri yanaşırken de
Kurtuluş umudu limandan giderken de
Ve kaçarken biat etmiş saltanat gemileri
Ah İstanbul
Vah İstanbul derlerdi
Lan İstanbul dedi biri
Lan dedi
Sen değil miydin
Sonra bir başkası da aynını dedi
Gemilere secde ederken birileri de
Ve birileri vurulurken
Ah İstanbul dediler
Ve bir bahar sabahı buza keserken de
Ve eylül ayları
Ekim ayları
Ve niceleri
Lan İstanbul dedi biri
Yaktı sigarasını
Külleri düştü denize
Lan İstanbul dedi biri
Saydırdı küfrünü tepelere
Ve sarhoş adım inerken bayırlardan
Çeşme önlerinde yatan çocuklar
Ah İstanbul dedi
Balıkçılar gözünü dikmiş beklerken
Olta ucundaki balık
Vah İstanbul dedi
Son selamıydı İstavritin bu
Gemiler hayırlı gemiler
Gemiler işgal gemileri
Gemiler kurtuluş gemileri
Gemiler düğün dernek eğlence gemileri
Gemiler itliğin puştluğun hainliğin döndüğü gemiler
Gemiler parça parça jilet gemiler
Kasımpaşa aşağı Şişhane sallanır
Haliç zincirlere dolanır
Şaşamaz çılgınlara
Raylar deniz altı döşenir
Bir kayık batar motorun dalgasından
Bir uçak geçer
Ah İstanbul
Vah İstanbul diye
Lan İstanbul der bir uzak yıldız
Gecelerce dalga geçer
Çamlıca üzerinden doğar bir güneş
Elinde saman sopası
Vurur yıldızın sırtına
Al İstanbul diye
Şimdi bakıp bir sahilden
Yahut geçerken başka sahile
Ağzımızdan dökülüyor
Ah İstanbul
Lan İstanbul diye
Nerede o eski
Nerede o beyefendi
Kızıyorlar söylendiklerimize
Kızıyorlar İstanbul'a bir yandan
Vah İstanbul
Ah İstanbul

GALİP UÇAR.          2022 EKİM HARBİYE

Şiir 14 Ekim 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır
Şiir okuma linki: Ah İstanbul Lan İstanbul

12 Ekim 2022 Çarşamba

KÖMÜR GÜLÜ

 Kömür gülüdür geceler

Bir ateşe versen yanacak gökyüzü
Bir de güzel kokar
İçtiğin yanı kâr
İçine ittiğin sana kâr
Kor düşer içine
İçinde bir mangal
Gece olur seni yakar
Sen gece içinde kaybolmak istersin
Sokak sokak
Ama her yerde kendinlesin
Yani tanıdıkla rastlaşırsın her yerde
Seni iyi bilen bir katille beraber yani
Kaçamazsın
Bu ölüm senin
Mezarına kömür gülleri dikilinceye değin

GALİP UÇAR.                   2022 ALİBEYKÖY

Şiir Kirpi Edebiyat Dergisi 11. Sayı Ekim 2022 tarihinde yayınlanmıştır



Şiiri dinlemek için: KÖMÜR GÜLÜ


7 Ekim 2022 Cuma

DİP

 Direnişçilerin provakosyana uğratılıp

İsyan ettiği günün gecesi
Mahallelerine baskın düzenlenmişti
Oysa biliyordu içlerine girmemesi gerektiğini
Biliyordu başka başka uzak ellerin
Provoke edip bu isyanı yönettiğini
Sonunda sömürü ve acı olduğunu biliyordu
Görmüştü duymuştu
Irak’ta, Libya’da, Halepçe’de, Kandahar’da
O isyanın gecesinde basıldı evleri
Köşebaşlarına kurulmuş tuzaklar daha da şiddetlendirdi
Kimden geldiği bilinmez bir kurşun
Kırdı narin camı
Biri saplandı duvardaki aslan figürlü el işlemesi halıya
Bir saplandı aslan yüreğine
Yüreği durdu
Gözünden yaşlar bir bir yanağına aktı
Buğulanan gözbebekleri
Son kere üç çocuğuna baktı
Yan yana yerde yatıyorlardı
Karısına baktı son kez
Gözbebekleri dondu kaldı
Şafak söktüğünde
Artık alıştıkları bomba sesli
Kurşun sesli gece bitmiş
Yeni güne uyanmışlardı
Ezan sesi sustu
İlk büyükanne gördü
Kalbinden sızan kanla
Yatağında yatan torununu
Sonra dede
Yıkıldı dizi üzerine
Bir bir yıkıldılar dizleri üstlerine
Yuvaları başlarına yıkılmıştı
Karısı saatlerce yanında ölüsünden habersiz kocasına baktı kaldı
Üç çocuğuyla ne yapacağını bilemeden
Gencecik yaşında bir başına yaban elde kalmanın derdi çöktü dağ gibi yüreğine
İkindiye kalmadan teslim ettiler toprağa
Yüzünde donmuş gözyaşının izi
Girdi yedi kat yerin altına
Gece oldu gün oldu
Gün geceye gece güne döndü durdu
Haftası dolmamıştı ki
Karısını çağırdı evin büyükleri
Dediler iş yok
Aş zor
Elimiz ayağımız tutmaz
Yol bizi bekler
Ocağımızın odunu
Bacamızının dumanı
Turaba karıştı bak
Ve sen
Gençsin
Kadınsın
Koca lazım sana
Eğer dönmezsen evine
Baban almazsa seni geri
Toplanmış eşyalarını koydular evine
Dedi çocuklarım
Dediler onlar bizim çocuklarımız
Onlar bizim kanımız
Ve şu ilerideki
Bakkal Haşim ister seni karı diye
Yaşlandı karısı elden ayaktan düştü
Sen ki fidan bir dalsın
Üç meyve vermeyle ağaç dalı çürümez
Daha vereceğin meyvelerin var
Verdiler ertesi güne Haşime karı diye
Aynı gün topladılar eşyalarını
Yüklediler bir arabaya
Üzerine kurşun deliği olan
Aslanlı halıyı örttüler
Sürdüler arabayı Ayıntab’a doğru
Türkiye yeni umuttu
Zar zor geçtiler sınırı
Dede nene üç çocuk bir de müptela müptezel bir amca
Dip’in gözleri karaydı
Ortancaydı
Saçları kara ve dalgalı
Bacısı daha kundakta
Ablası ise örüklü saçlarıyla esmer
Benziyordu aynı anasına
Ayıntab’a geldiler bir gece vakti
Sonra uzun zor geceler ve gündüzler
Ulaştılar İstanbul’a
Derme çatma bir eve kondular
Yarı aç yarı tok
Ve nihayet amcası da geldi Dip’in
Bir iki ay kadar sonra
Ne direnecek kadar cesurdu
Ne de askere katılacak kadar
Bir yolunu bulmuştu
Rahata da düşkündü
Çantasından ilk nargilesi çıktı
Onu hemen köşeye koydu
Dip koştu amcasına sarılmak için
Tuttu o küçük başından itti amcası
Ablası ise siliyordu yerleri
Elleri deterjan çatlağı
Henüz gelmiş amcasının  ayakkabı çamurlarını
Gün güne karıştı
Dede oturdu içti nargile
Nene oturdu içti çay kahve
Amca karton topladı
Paranın yüzü sıcaktı
Halep’ten komşuları
Tekstil atölyelerine gece vakitlerine dek
Uykusuz ve yorgun köle gibi çalıştı
Oysa o bir iki saat çöp karıştırıp
Toplayıp kartonları aldı parasını
Zamanla daha büyük oynayayım da dedi
Gördü çocuk çalıştıranları
Gitti bir toptancıdan aldı mendilleri
Geldi eve
Verdi Dip’in eline mendili
Diğer elini de tuttu
Dip amcası onu gezdirecek sanırken
Geldiler bir trafik lambasının önüne
Anlattı amcası
Gösterdi duran arabaları
Durunca dedi arabalar
Vuracaksın camlara
Ağlayacaksın
Göstereceksin mendilini
Parayı alacaksın vereceksin mendili
Dip o günden sonra
Her akşam gitti o trafik lambasına
Ve cumaları amcası tuttu götürdü
Cami avlularına
Avuç açmayı dilenmeyi anlattı
Öğretti de
Dip her cuma cami avlusundaydı
Ve bir akşam
Dip paraları amcasına verirken
Çağırdı ablasını amcası
Dedi okula gitmeyeceksin artık
Dil bilsen ne
Ya bu evi temizleyeceksin
Ya da şu komşunun oğluna karı gideceksin
Ki başlıgını da bol veriyorlar
Sen burada da evi siliyorsun orada da sil
Hem zaten ana ol ne olacaksın
Karı ol hem para girsin eve
Verdiler ablasını otuzluk komşuya
Gelen parayla da açtı bir bakkal
Bakkalda sattı meyvayı
Sattı sebzeyi
Zamanla sattı başka başka maddeleri
Müptezel ve müptelaydı zaten
Kendi gibi alıştırdı
Etrafına çektiği vatandaşı çocukları
Verdi çikolatayı ve kolayı
Koydu maddeleri içine
Bir bir aldı hepsini koydu trafik lambalarına
Itildi çocuklar
Kakıldı çocuklar
Dışlandı çocuklar
Aldı paraları amca
Aldı bağlanan tüm maaşları da
Ve ödenekleri
Ve yardımları
Dip lambalarda bekledi sattı mendili
Cuma el açtı cami avlularında dilendi
Dışlandılar kakıldılar kovuldular
Diğer kendi gibi çocuklar gibi
Asıl onlar sokakların mültecileriydi
Zamanla iyi insanları da gördü
Onlar gibi yardım da etti
Sevindiği de oldu Dip’in
Amcasının kuryeliğini de yaptı
İnsana da kıydı
Babasına kıyanlar
Babasına sebep olanlar gibi
Dönmedi hiç memleketine
Ki zatej oraya da yabandı
Annesi de ne aradı ne sordu
O da bilmiyordu zaten anasını
Hatta nenesini anne belledi
İşi bitip de amcasına parayı teslim ettiğinde
Bakkal önünde yediği bir gofret ve soğuk kolanın tüm gün hayalini kurardı.
Okula da gitti elbet
Öğrenemedi ama yeni yerin yeni dilini
Ne de kendi dilini
Ne yazdı ne de okudu
Okulda yaptığı bir iki oyundu
Zaten sonra ona da gitmedi
Büyüdü büyüdü de
Gençliğini görmedi
Bir günün akşamüstünde
Teslim ederken zehrini
Başka bir kurye onu vurdu ansızın
Sebep mi
Müşterisi elden kaçmasın
Babası gibi vuruldu Dip yere
Aktı kanı
Babası gibi kimse bilmedi duymadı
Ta ki eve uğramayınca iki gece
Sordu amcası nerede bu paralarım diye
Yoksa yedi bitirdi mi hasılatı
Öyle çıktı ortaya
Daha ergen bile olmadan
Bir duvar dibinde yatan Dip’in
Kanlı gövdesinden çıkmış canının cesedi
Kimsesizler mezarlığına koydular
Sokaktaki diğer çocuklar
İki gün sonra adını dahi unuttular
İki üç gün ağladı ablası
Kocası iyice dövünce onu da susturdular
Ne yeri vardı ne vatanı
Bir mülteci iken
İlticası sokağa oradan toprağa oldu
Sokağın mültecisi artık hiç yoktu

GALİP UÇAR.    EKİM 2022 ALİBEYKÖY

Şiir 6 Ekim 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Şiir okuma linki: DİP


30 Eylül 2022 Cuma

BUĞDAY SAÇLI

 Babası onu

Emek emek
Sabahın en serin seherinden
Akşamın en soğuk vaktine dek
Elleri nasır çatlak
Buğdayı eke eke
Biçe biçe
Büyütmüş beslemişti
Sofralarından eksik olmazdı ekmek
Tandır tandır korkardı
Ve çocuk sarışındı
Babasının ekip biçtiği buğday misali
Ve çocuğun gözleri çakırdı
Parlardı demir misali
Babasının buğdayı biçtiği orak gibi
Konya
Ki soğuktur
Geceleri sokakta durana
Ayaz şoktur
Bazen gündüz dahi dondurur insanı
Davarın üstüne çiğ düştüğü çoktur
Tam da çiğ vakti giderdi tarlasına
Bebeğini okşar gibi okşardı
Toprağını
Başağını
Buğdayını
Sattığından ayıra ayıra okuttu oğlunu
Buğday saçlı olanı
Çokça dediler ne gerek var
Alllah verir rızkını
Yok dedi okusun
Dediler o da çalışsın ekmek tutsun
Yükün azalır
Yok dedi bükülsün de belim
Yine okusun
Okudu da buğday saçlı çocuk
Ama gözünde hep
Babasının eğilip büküldüğü
Toprağı başağı çocuk gibi büyüttüğü
Suyu hakkıyla savurduğu var ola ola okudu
Aldı diplomasını da işini de
Unutmadı emeğini babasının
Herkesi de babası gibi gördü
Emek verene el verdi
Emek sömürene dik durdu
Dünya malı dünyadadır
Hak da burada aranır
Çocuğunun kursağından iki lokma geçirmek için
Emek dökene zulüm ne ola ki
Olmaz olsun böylesi
Ve ekledi sonra buğday saçlı çocuk
Burnunda tandırdan yeni çıkmış ekmek kokusu
Gözünün nurunda babasının bükül beli
Bakmayın sarışın olduğuma
Öyle bir esmerim ki ben
Aç Afrikalı bir çocuk gibi
Mülteci bir Arap gibi
Sürgünde bir Acem gibi
Hazar Kıyısına cesedi vurmuş bir Azeri gibi
Sistemin yokluğuna yenilmiş bir Hintli gibi
Gettoda yaşamaya mahkum bir Mağribi gibi
Yeri yurdu elinden alınmış bir Kızılderili gibi
Yerlerinden zorla alıkonulmuş esaretiyle bir zenci gibi
Çalışma kamplarında bir Yahudi gibi
Duvar dibinde elinde taşı vurulup öldürülmüş bir Filistinli gibi
Simsiyahtır tenim
Hem de saçım
Bakmayın sarışın olduğuma
Tarladaki buğdaydan
Ovamı ısıtmayan güneşten kelli o
Yoksa aklınız alamayacak kadar esmerim

GALİP UÇAR.        2022 EYLÜL SİLAHTARAĞA

Şiir 30 Eylül 2022 günü Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Şiiri okumak için: Buğday saçlı

23 Eylül 2022 Cuma

DAĞINIK GAZEL (ŞİİR - MÜZİK)

 Kaldır tülünü açılsın zülf-i siyahın yel dağıtsın azat

Güzel olmak tabiidir sen dolan hep rahat
Ne çöl ne dağ ne derya sana engel
Bak beden-i cismin hür sen takma canına böyle büyük çengel
Bir sen varsın senle korkunsa senden içre
İster bal ye ister saki sunsun meyden iç de
Dağılsın matem renk şer-i kelamın
Açılsın gül-i saadet-i zamanın
Bağ-ı lal û kırmız yayılsın ahenk
Dolsun içine dolsun gevher û her renk
Miğfere turab koy dik içine draht
Açsın dem be dem her sicim üstünde bahar rahat
Korkma dik tut başını sana hesap soran kim
Ser û canının hesabını senden gayrı sana soran kim
Sen ram eyleme dik tut yine serini
Unutma her fırtına yıkılmaz geminin sereni
Bin can ölür bin can doğar bu dünyaya ama
Bazısı hür bazısı bende bazısı olur âmâ
Pay-ı kaderde dert û derman bahtına ne düşmüş bilinmez
Unutma ki lakin istemediğin yolda istemezsen yürünmez
Zorla güzellik olur dense de olmaz
Susar dilin lâl olursa bu cihan merdana kalmaz
Eyle korkma kendini dik dur sen yine
Elbet yanında büyür yoldaş olur insan kitle kitle
Sana diyorlarsa sus boyun eğ ey fani
Sen ammenna demiştin kavlu beladan beri hürlüğe hani
Korkma hak da senin yanındadır yahut sığındığın her neyse
Vahdet-i vücuttan beri cihan içinde her şey de sende
Cihan da sen cihangir de sen
Katre katre dökülen yağmur da berf de sen
Yani bu cihan sen varsın diye var
Kıyamet de cennet û cehennem de sende var
Sanma ki bu hayatta sensin dert dolusu peymane
Yaşarsan kendini kendince hayat mey olur sense meyhane
Olsun açılsın zülf-i siyahın bırak açılsın ey yar
Zaten bu fikr-i fakir zalim-i softanın her anı her adımı yar
Dökme gözün yaşın ne gerek böyle vaveyla ve zâr
Daha göreceğin çok güzel günler hayli şeblerin var
Sanma sonsuza dek yaşayacak hep böyle kalacaklar
Elbet bir gün o uçurumdan düşüp yuvarlanacaklar
Elbette yol meşakkatli ve sarp ancak
Fikri hür vicdanı hür irfanı hür olan kazanacak
İşte o rûz gelende sokaklar her renk bayraklarla donanacak
Tüm beden-i gamlı insanın yaraları bir bir o gün kapanacak
Bu dağınık gazel şimdi böylece bitecek
O ümit ettiğin gün ki yakındır gelecek

GALİP UÇAR.           İSTANBUL 2022

Şiir 23 Eylül 2022 tarihinde Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır

Şiiri okuma linki: Dağınık Gazel

1 Şubat 2026 tarihinde müzik yayınlanmıştır

21 Eylül 2022 Çarşamba

Uzak Yalnız Bir Adaya

 Limonlar sarıya dönmüştür

Portakal çiçekleri açmıştır beyaz beyaz
Turkuaz dalgalarıyla denizin kıyısında hurmalar palmiyeler
Salınmıştır yeni güz rüzgarlarıyla
Güneşin turuncu ateşine bulutlar gelmiştir bazı bazı
Dağlardaki yeşillikler biraz daha koyuya çalmıştır
Papatyalar şampuanlara kremlere Babutsalar masaya dönmüştür
Havanın o en sıcağı kırılmıştır artık
Sazlıklar boy vermeye başlamıştır
Fatıma’dan Arabahmet’e hüzünlü sessizlikler saati olmuştur akşamüstü
Çetinkaya Stadı’nda gelincikler solmuştur
İki dağ kendilerini ne beklediğini bilmedikleri günleri bekler olmuştur
Taşköprünün suyu da kurbağası da çoğalmıştır
Yalnız kaplumbağası hala çok yalnızdır
İçine atmıştır taşıdığı anılarını
Kanlıdere yorgunluğundan uyanmıştır
Çatalköy’ün dalgaları katmer katmer
Karaoğlanoğlu’nda ise durgundur
Mağusa doluyla karışık yağmurlarına
Toprak ise geldiği gibi yağmuru emmeye hazırdır
Beşparmaklar başını okşayacak bulutu gözlüyordur Toros’tan beri
Mangallarda alev sesleri
Yürüyüp gidiyordur yol kenarı kertenkelesi
Bağrında asfaltın yakan ateşi
Uzağın güzünde Kıbrıs’a hasret kalmak gibi
Bir rakı koy kadehine benim için
Bir limon kopar ağaçtan
Akşam dokuz gibi
Belki on
Ay gümüşken
Sokaklar sessizken
Adım seslerinden gayrısı yokken
Avluların sarı ışığında
Hasretliğimi öldür bari
Bir daha ne zaman kavuşulur bilinmez ki

GALİP UÇAR      2022 İSTANBUL ALİBEYKÖY

Şiir 21 Eylül 2022 tarihinde Zamansız Dergi'de yayınlanmıştır


16 Eylül 2022 Cuma

HANIMELLERİ YASEMEN VE BEYAZ ( ŞİİR ŞARKI)

 Hanımelleri

Yasemen
Ve beyaz
Alırdı akşamüstleri yorgunluğumu
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
İçime huzur katardı kokusu
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Ara sokaklarda benim yoldaşım
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Dertlerimi paylaştığım en kadim sırdaşım
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Görürdü benim her türlü hallerimi
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Neler çektiğimi neye sevindiğimi
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Uzun yollarımın adım seslerindeki düşlerdi
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Sabahları bana muhayyer bir şarkı söylerdi
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Ben gibi güneşi çok severdi
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Eşlik ettiler bana tüm yaz
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Size hasretim değil az
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Mutsuz türküler dudağımda elimde saz
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz
Bir Göçmenköy öyküsüdür
Hanımelleri
Yasemen
Ve beyaz

GALİP UÇAR.          2022

Şiir 16 Eylül 2022'de Edebiyat Durağı dergisinde yayınlanmıştır


söz ve müziği Galip Uçar'a ait şarkı hali