Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

asker şiiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
asker şiiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2026 Salı

GALLİPOLİ ÖNÜNDE

 Uzak diyarlardan çıktım Gallipoli yoluna


Dalgalar dalga aştım geldim kıyı boyuna


Bilmezdim meğer getirmişler bizi oyuna


 


Patlayan gökyüzü değil, gözlerim oldu


Kör  oldu gözlerim, dostlarım artık yoktu


Evimin ışığı hayallerimde soldu


Gallipoli önünde gençliğim öldü


 


Toprak kayar ayaklarımdan, düşlerim uzak


Dumanlar içinde kayboldum çığlıklar tuzak


Ben düşsem de toprağa hatıralarım kalacak


 


Patlayan gökyüzü değil, gözlerim oldu


Kör  oldu gözlerim, dostlarım artık yoktu


Evimin ışığı hayallerimde soldu


Gallipoli önünde gençliğim öldü


 


Mektupta annemin sesi yüreğime saplanır


Yarim yıldızlarca uzak ciğerime yaslanır


Şu şarapnel parçaları etlerime saplanır


 


Patlayan gökyüzü değil, gözlerim oldu


Kör  oldu gözlerim, dostlarım artık yoktu


Evimin ışığı hayallerimde soldu


Gallipoli önünde gençliğim öldü


 


Rüzgar bir gün fısıldar mı şu garip yokluğumu


Çıkınımda umut kalmadı yitirdim son umudumu


Görmediğim şu tüfek kollar ölümle boşluğumu


 


Patlayan gökyüzü değil, gözlerim oldu


Kör  oldu gözlerim, dostlarım artık yoktu


Evimin ışığı hayallerimde soldu


Gallipoli önünde gençliğim öldü


GALİP UÇAR




Şiir boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır GALLİPOLİ ÖNÜNDE

31 Temmuz 2026 Cuma

CEPHEDE ÖLEN ASKER

 Kara bulutlar kızıl bir renge bürünürken


Bomba kraterlerin aşağısındaki ufukta sabah yanarken.


Ölen asker bana küsmüş gibi başını çeviriyor öte yana


Geri dönen ihtişamı yahut bu beladan kurtuluşu seyreder gibi;


Parmakları göğe doğru kalkmış ne işaret ediyor


Kutsal parlaklığın alevler içinde yanıp kül olduğu yerde;


Gözlerinde yansıyan ışıltı, sadece ölüm karanlığının sarısı


Ve dudaklarında fısıldanan bir isim.


Uğruna öldürtüldüğü Vatan


Bazı insanların konuşmasını duyduğunuzda, coşardı ya kalbimiz


Çocukların hıçkırıklar ve küfürlerle Batı'ya gittiğini görünceye dek


Yeni yıkanmış bir çarşaf kadar beyaz suratlarla, asık suratlarla,


Çelenkler, mezarlar ve cenaze arabaları özlemiyle döndüler ve gittiler o evlerine.


Ama onlara bunu yapmanın yolu öğretildi


Saraylarında oturan ziyafet sofralarındaki kimselerin emirleriyle


İnançlı kutsanmış askerler gibi; aceleyle yollandılar cephelerine


Ve titreyen iniltilerle; zafer yakındır denilere


Elbet bu günler de geçip gidecek


Gitmedi


Kaldı şu meydanda


Çürümeye yüz tutmuş cesedim


Saymayı bıraktığım günler gibi


Kim bilir hangi cephedeydim


GALİP UÇAR

Şiir 31 Temmuz 2026 tarihinde Boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

cephede ölen asker

29 Temmuz 2026 Çarşamba

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA BİR ER

 

Bunlar kim?

Neden uzanıyorlar bu alacakaranlıkta burada?

Neden şu çukurda oturuyorlar?

Neden sallanıyor gövdeleri yarlarda,

Niçin araf gibi gölgeleri,

Çenelerinden sarkan dilleri,

Kafataslarının ölgünlüğünde kötü kötü sırıtan dişleri?

Acı darbeleri üstüne darbe mi yemişler,

Ama hangi yavaşlık panik getirir ki,

Bu uçurumları mı oydum, yıpranmış göz çukurlarımın etrafına?

Saçlarımdan ve avuçlarımdan hiç

Sefalet kavurur da yer mi insan kendini.

 

Elbette yok olduk

Evet yok olduk

Yok ettiler bizi

Yok ettiler çılgın gençliğimizi

Ne uğruna?

Söyle ne uğruna?

Uyutulduk ve cehennemde yürütüldük;

 Biz

Bize bu cehennemlikleri yaşatanlar kim?

 

Bunlar,

Ölülerin zihinlerini ele geçiren adamlar.

Saçlarında cinayetlerin sözde prestijleri,

Bir zamanlar tanık edildiğimiz sayısız cinayetlerin.

Etten bataklıklerda ilerlerken bu çaresizlerken biz,

Mutlulukla nefeslere hava dolduran akciğerlerden

Akan kanı yuttuğumuz ciğerlere dönen.

Bunları her zaman görmeli ve duymalı, anlatmalı

Silah sesleri ve uçan kasların, beden parçalanması,

Eşsiz katliamlar ve insan israfları

Bu adamlardan kurtarılması gerek dünyanın.

 

Elbette yok olduk

Evet yok olduk

Yok ettiler bizi

Yok ettiler çılgın gençliğimizi

Ne uğruna?

Söyle ne uğruna?

Uyutulduk ve cehennemde yürütüldük;

Biz

Bize bu cehennemlikleri yaşatanlar kim?

 

Bu yüzden gözbebeklerim hala küçülüyor,

Hala işkence görüyor bedenim

Beyinlerimize geri dönüyorlar, çünkü duyularımızdalar

Güneş ışığı bir kan lekesi gibi uyandırırken bizi;

Gece ölüm karası gibi geliyor;

Şafak, yeniden kabuğu kopmuş kanayan bir yara

Samimi bir şekilde gülümseyen cesetlerin

Ölüm gerçekliğinde korkunç sahteliğini taşıyor.

Onları vuranların peşine düşüyorlar, kardeşim,

Onları da bize vurduruyorlar

Savaş ve delilik getirenlerin peşine düşmüyorlar.

 

Elbette yok olduk

Evet yok olduk

Yok ettiler bizi

Yok ettiler çılgın gençliğimizi

Ne uğruna?

Söyle ne uğruna?

Uyutulduk ve cehennemde yürütüldük;

Biz

Bize bu cehennemlikleri yaşatanlar


GALİP UÇAR

Şiir 29 Temmuz 2026 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır

1. Dünya Savaşında Bir Er





28 Temmuz 2026 Salı

HARBE GİDEN DELİ ÇOCUKLAR

 Şok ve gerginlikten

Dilleri kekeme olmuş kopuk kopuk konuşan
Kendileri genç görünüşleri yaşlı
Gözleri yorgun bakan bu çocuklar
Elbet bir gün iyileşecekler
Ve çıkacaklar siperlerinden
Üzerlerine vuran yeni doğmuş güneşli bir sabahta
Çıkacaklar elbet!
Çıkacaklar!
Çünkü yaşadılar eski zamanlarında
Özledikleri o günleri
Yeniden tadacaklar
Yeniden yaşayacaklar o peri masalı gecelerini
Yeniden konuşmayı öğrenecekler sevgi sözleriyle dolu
Ama unutmayacaklar elbette
Yanı başlarında bir hiç uğruna ölen arkadaşlarını
Onların hayaletlerine de boyun eğmeyecekler savaş boyunca
Çağırdıklarında gitmeyecekler onların yanlarına
Gurur duyacaklar elbet onlar için
Korkmadan yürüdükleri için zalim kurşuna
Tüm gururlarını paramparça eden
Bu şanlı zalim savaşta
Savaştaki bu adamlar
Asık suratlı eski mutlu
Savaş meydanında bu çocuklar
Nefret bakışlı, hayalleri hayatları kırık
Deli çocuklar
Harbe giden bu çocuklar
Elbet siperlerinden bir gün
Güneşe çıkacaklar


GALİP UÇAR

Şiir 28 Temmuz 2026 tarihinde Boyalıkelimeler sitesinde yayınlanmıştır

HARBE GİDEN DELİ ÇOCUKLAR