Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

boğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2025 Perşembe

KADIKÖY SAHİLİ'NDE BATAR GÜNEŞ

 


Güneş batar akşamüstü Kadıköy'de
Kıpkırmızı al kızıl
İnsanlar akın akın
Yetişmeye çalışırken bir yerlere
Evlerine
Barlara
Otobüslere
Sekiz vagonlu metrolara
Güneş kaçtıkça kaçıyor
İskelenin beyazı griye çalıyor
Martılar griye
Vapurlar griye
Kediler bazı duvarların üzerinde
Vaktinde üstüne yazılan sloganların
Boyandığı griye
Boğa heykelinin çevresi doluyor
Hayli saçma insanların da olduğu gûruh
Bazı boğaya biniyor
Bazısı okşuyor boynuzlarını
Bazısı da vuruyor kafasına
Oysa sabah hayli sakin ve rahatken boğa
Bozuluyor huzuru onun da
Maç günü yavaştan doluşan sokak araları
Yarım yamalak takım marşı çalan
Davulcu ve zurnacının
Tiz ve tok tınılarıyla sarsılıyor
Halay çekenler mi
Para atanlar mı
Hava basanlar mı
Bahariye yokuşu başındaki tezahüratlar
Sarhoş adım Yoğurtçu'ya doğru yöneliyor
Otobüsler kuyruk kuyruk
Efes Pasajı önünde
Çilek Sokak'tan Vişne Sokak'a
Dedikodu yapa yapa yürüyen
Alışveriş torbalı kadınlar
İki kilise arasında
Ellerinde çiçekleriyle sevgilisinin kolunda
Şaçları renkli renkli kızlar
Yahut
Simsiyah giyinmiş kızlar
Sakalları şekil şekil genç erkekler
Elinde mojosuyla
Lezzetten kendinden geçmiş çocuğa
Bakıp da imrenen çingene çocuğunun
İlgisini dağıtmak isteyen
Hayli etine dolgun
Çıkık kalçası
Güllu dallı şalvarıyla
Sattığı çiçekler kokan çingene kadın
Kıpkırmızı al kızıl
Kadıköy Sahili'nde
Batar güneş adım adım

GALİP UÇAR.      OCAK 2025 

FOTOĞRAF 23 OCAK 2025 tarihinde Galip Uçar tarafından Kadıköy Rıhtım'da çekilmiştir
Şiir 23 Ocak 2025 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır


5 Ekim 2024 Cumartesi

YEDİ KARA BİR YEŞİL GEMLİK ZEYTİNİ

 Yaramazlıktan değil ya köprüler

Bilinçli kulaklarından asılıdır
Yedi ağız sulandırıcı siyah zeytin
Yanına bir de yeşil zeytini alarak
Yuvarlana yuvarlana gelirken
Gemlik'ten bu yana
Bulutlu yahut bulutsuz
Yıldızları kaybolur şehrin
Soğuk aralık sabahlarına yakın
Sarınmış otururken battaniyene
Dördü yirmi ya geçer
Ya geçemezken
On dört kış günü
Buz devrinde
İklim değişiklerine dahi
Küfredemez olur dudakların
Telefonlarda cevapsız aramalar
Ulaşılamamanın mermer soğukluğu
Hafiften deniz ıslatır kalça kıyılarını
Ilınmadan alışırsın dalga yardımıyla
Çiçekler göğe bakar da
Ağaçlarda yorgunluk çıtırtıları
Sonrası topuk sesleri gelir
Yalova'dan tıngır mıngır
Marmara Adası'nda çöker
Mutfak tezgahımın mermeri
Avşa'nın altındaki ıssız kumlar
Dona kalır yazı bekleye bekleye
Trenlerin rötarlarında bekleyen kadın
Bordo bavulunun yanında yere oturur
Uçaklar hilal çizer
Yıldızı sislenen sabahta
Tavşanla kirpi bir olur da
Dalar bahçeye bostana
O an ne Lefter ne Metin Oktay'dır efsane
Ada vapurları İzmit'e doğru gider
Tuzla'dan belki Pendik'e kadardır
Termal oteller
Buzlu bir bıyığa ağlayan kefenler
Anlamaz tepe orman kamplarının
Çadır beyazlarını
İşte o an tersine akan nehir
Kalkar ayağa
Boğaziçi'nde yatırılıp da
Kesilmiş bir boğa
Anlar ne insan ne hayvan
Bir dek üstündür her şeyden
Doğa


GALİP UÇAR. EKİM 2024 SAHRAYICEDİT

Şiir 5 Ekim 2024 tarihinde Kibele Kültür Sanat dergisinde yayınlanmıştır