Türk futbol tarihinin yine ya "tarih yazdık" ya da "tarih yazmaya devam ediyoruz" ikilemindeki günlerden birindeyiz. Türk Futbol Milli Takımı'nın, Kore'de oynanan ve Dünya üçüncülüğü elde ettiği maçın ardından bu sefer de tarihine Avrupa Kupası'nda hangi derecede bitireceğini belirleyeceği bir maçı bu akşam saat 22.00'da izleyeceğiz.
Rakip, çok da yabancısı olmadığımız, Almanya'dan sonra en çok vatandaşımızın olduğu Avusturya. Hatta öyle ki kadromuzun içinde de Avusturya doğumlu Mert Müldür de var. Hani şu Gürcistan maçında, o muhteşem ilk golü atan oyuncu. Dün de Montella'yla beraber basın toplantısına katılmıştı. Avusturya doğumlu olmasının dışında tabi ki bu basın toplantısında yer alış aynı zamanda : "Sizi iyi tanıyoruz" demenin de başka bir yanı...Kalibre olarak yakın seviyede görünsek de oyuncu kalitesi olarak tek tek alırsak üstün olduğumuz bir ülke ama unutmayalım ki tek maçlık ve bu tek maçla beraber çeyrek finale yol açacak bir karşılaşma olacak. Yani bu maçın konsantrasyonu da bambaşka olacak. Oyuncular verebildiklerinin en üst seviyesini sahaya yansıtacaklar ki zaten yapmayıp da kaybettiklerinde bu onların kupaya vedası olacak. Kısaca maça "Ölüm - Kalım" maçı dersek yeridir.
Tabi Çekya maçında, Rumen hakemin uçuşan kartları arasında ceza alan, takımın 10 numarası yani oyun kurucusu Hakan Çalhanoğlu'nun ve Samet Akaydın'ın maçta olmayacağını da düşünürsek, kadro dengesi daha bir eşitleniyor gibi duruyor.
Böyle kritik bir maç için, klasik bir bakışla cezalı oyunculara üzülmeyi bırakmamız ve gerek sahada, gerekse tribünde, bu tek maçlık finale konsantre olmalı ve Hakan'ın yerine Orkun gibi bir yeteneğe sahip olduğumuzu hatırlamalıyız.
Büyük ihtimalle bugün oyun kuruculuk görevi Orkun'da olacaktır. Samet yerine ise Merih Abdülkerim defansı sağlam duracak, sağ bekte Mert Müldür yine ileri geri hareket edip oyunu açan taraf olacaktır. Sol bekte Ferdi'nin bu maçta çok daha iyi olacağıni düşünüyorum. Madem ölüm kalım maçı aynı zamanda vitrin için de son maç olacaktır. Bir de başarılı bir oyun ve galibiyet olursa gözler daha da üstüne çekilecektir.
Orta sahanın ortasında İsmail ve Kaan Ayhan önlerinde forvete destek olacak ve nihayet tam yerinde sağ kanatta oynayacak Barıs Alper, ileri ortada Hakan yerine Orkun, sol kanatta da yine hızlıyla Kenan yer alacaktır.
Forvette ise tek başına, gerek baskılardan dolayı, gerekse de olması gerektiği için Arda Güler'in oynamasını bekliyorum. Eğer ki Montella risk alır da oynatmaz yine Barış Alper'i forvete dikerse büyük kumar oynamış ve bence kadroyu yüksek bir güçle çıkarmak yerine eşit seviyede Avusturya'ya karşısına çıkarmış olur. "Cenk de var ama" dediğinizi duyuyorum ama son maçta güzel bir gol atsa ve toparlasa da hala "ikinci yarının forvet anahtarı" görülüyor
Ben bu maçın ve geçerse diğer maçların Montella için İtalyan milli takım teknik direktörlüğü yolunun kestirmesi olduğunu düşünmekteyim. İsviçre'ye elenmiş İtalya'nın başarılı Montella'yı, eğer Montella'yı elinden kaçırmışsa Türkiye'nin de Murat Yakın'ı milli takım başına geçirebileceğini tahmin ediyorum. Tabi bu tahminler iyi bir futbol seyircisi ve bilimsel futbola inanan benim tahminim. TFF yönetimindeki değişimler ya da sabitlikler bu kararları elbette kendi görüşlerine ya da yakınlıklarına göre değistirecektir
Sonuç olarak önemli bir maça, son 16 olmasına karşı, bir final nitelikli maça çıktığımız ortada. Milli takımımızın daha ağır bastığı da gözlemlenebilir ama dün oynanan Slovenya Portekiz maçı, Gürcistan Portekiz maçı, İsviçre İtalya maçı, Romanya'nın gruptaki hareketliliğini de göz önünde bulundurup, bu maçlarda neler olacağını, yetenek, konsantrasyon ve güç belirleyecektir. Kısaca ya Avrupa Kupası'nda yazdığımız tarihle kalacağız ya da yarından itibaren tarih yazmaya devam edeceğiz...
GALİP UÇAR
Not: yazı saat 19.00 civarlarında yazılmıştır. Milli takım tam da aynı kadro ve sistemle sahaya çıkmış ve 2 - 1 galip gelmiştir
Not: Başka bir yerde tahminim sorulduğunda maçın 2 1 biteceğini ve orta tempoda devam edeceğini söylemiştim. Bu tahminim de tutmuştur