Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

kordon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kordon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2014 Pazartesi

GEMİLER GİDİYOR İZMİR AĞLIYOR

                                            

Hiç bir şehri özlediniz mi? Sessiz ve sakin gece boyunca sokaklarını dolaşmayı, oturup bir yerden ışıklarını seyretmeyi peki? Ben çok özledim?
            Mevzubahis şehir İzmir. Gariptir bir insanı özler gibi özlüyorum İzmir’i. Mithatpaşa’da oturup Karşıyaka’nın ışıklarını izlemeyi, Kordon’da yürümeyi, balık tutan insanlara selam vermeyi. Konak İskelesi’nin beni karşılamasını. Martıların vapurları kovalamasını. Her şeyini özledim İzmir’in.
            Dario Moreno Sokağından yürüyüp asansörle yukarı çıkıp körfezi seyretmeyi ve her nefes aldığımda özgür olduğumu hissetmeyi çok özledim. Bir kahvehaneye girip insanlarının ettiği muhabbetleri dinlemeyi, kendimce onlara katılmayı.
            Sonra vapura binip Bostanlı’ya doğru yavaş yavaş giderken denizi seyretmeyi. İndiğimde Göztepe’den yanaşan feribotu görmeyi ve beni faytonların karşılamasını. Yunuslar heykelinden içeriye doğru yürüyüp tertemiz sokaklarda yürümeyi.
            Sonra tren istasyonuna gitmeyi. Oradaki duvarlarda KSK taraftarının yazdığı sloganları görmeyi ve Karşıyaka Merkeze doğru yürürken üzerimde salınan yeşil kırmızı bayrakları.
            Ülke çapında güzellikleri ünlenmiş kızların servi boylarıyla salına salına güvenli yürüyüşleriyle yanımdan geçişlerini. İnsanların demokrat ve sosyal anlayışlarını. Sahilde spor yapanları ve sadece körfezin havasını alıp gazete okuyanları çok çok özledim.
            Karşıyaka’dan Bostanlı’ya yürürken KSK’nin kulüp binasını ve kürek tesislerini görüp merakla izlemeyi ve yol üzerindeki heykellere bakmayı. Sonra Bostanlı’dan feribota binip Göztepe’ye doğru ilerlemeyi. Feribot içinde insanlarla uzun sohbetler etmeyi. Orta yaşlı insanların gittikçe büyüyen üniversiteli nüfusunun şehri güzelleştirdiğinden bahsetmelerini, laiklikten, özgürlükten, hak ve eşitlikten bahseden her yaştan insanları.
            Üçkuyular İskelesi’ne iner inmez hemen yan taraftaki lokantada balık ve içki içmeyi sonra yürüyerek teleferiğe gitmeyi ve tepeye çıkmayı. Teleferiğin içinden tüm körfezi seyretmeyi. Teleferikle en tepeye çıktığımda yeşillikler arasından beliren baraj gölünü.
            Sonra akşamüstü olduğunda otelime dönüp güzel bir akşam yemeği eşliğinde körfezden güneşin batışını önce sarı sonra kırmızı sonra mor halleriyle izlemeyi. Ardından odama çıkıp Karşıyaka’nın parıldayıp sönen ışıklarını izlemeyi. O sırada aldığım kuruyemiş ve kahvemle keyif çatmayı.
            Sonra dışarı çıkıp Alsancak’a gitmeyi. Orada gece hayatını yaşayan insanları görüp izlemeyi ve bir yerde oturup bir şeyler içmeyi. Sokaktan gelen müzik seslerini. Ardından “Aşıklar Yolundan” yürüyerek Konak Merkez’e varmayı. Asmaaltına gitmeyi. Gece olmasına rağmen Kordon’da canlı olan yaşamın içine katılıp dakikalarca dalga seslerinin müziği eşliğinde yürümeyi.

            Anlayacağınız hiçbir kadının bana yaşatamadığı en büyük aşkı yaşadığım İzmir’i çok özledim…