Blog Ziyaretçi Sayısı

Ara ve Bul

Blog Site Translation

küçük bir vintage meselesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küçük bir vintage meselesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2021 Perşembe

KÜÇÜK BİR VİNTAGE MESELESİ

KÜÇÜK BİR VİNTAGE MESELESİ

Bu dönemin insanlarında; kendini farklı yetiştirmiş ve sürüden erkence ayrılıp, yolunu kendi seçip, “benim yolum bana doğru” mottosuyla ilerleyenleri tenzih ederim, eskiye özlem ya da eskiyi sömürme diyebileceğimiz yepyeni bir moda ortaya çıktı. Vintage Modası. Kelime anlamıyla aslında İngilizce’den çevirdiğimizde bağbozumu manasındaki bu kelime, aynı zamanda eski zamanlarda, belli bir dönem moda olmuş ya da anlaşılmamış değerlerin ya da ürünlerin, tekrar gündeme gelip, onların bire bir aynısı olmasa da tekrar kullanılması olarak ele alınıyor. Aslında temelde “eski olduğu için güzel” kavramı üzerine kurulan bu akım, enteresan şekilde bazılarınca, gerçekten hakkı verilerek, geçmişin köşe bucakta anılarının saklanmış hallerinden modern dünyaya yeniden sunuluyor, bazılarınca ise ne yazık ki içi boş ve sadece gösteriş olsun diye kullanılıyor. Modern çağın hastalığı olan, kullan, havanı at, gözler üzerine odaklansın, gözden düşmeye başladığında yeniden çöpe gönder gibi bir döngü içinde Vintage Stili ne kadar var olabilecek bunu ileriki dönemde göreceğiz.

Tabi girizgah bu kadar uzun olmasına karşın, ben güzel ülkemin 70’li yıllarının anlaşılamadığını, hatta o, onurlu insanların yaşadığı, hayatlarda bir gaye olan, mücadele ruhunun yaşadığı, kitapların da müziklerin de çok daha anlamlı olduğu; evet belki sokaklarda çatışmaların, gençlerin öldüğü ama haybeye değil inançları için öldüğü, o dönemi ülkenin belki Vintage Modası'yla tekrar yeşertebileceği ümidindeyim.

Bir yanda da şu anki yirmili yaşlardaki neslin bu kadar birbirlerine çıkarla yaklaşıp, yalanlar söyleyip; bu yalanlar bilinmesine rağmen utanabilmez ve vicdanları sızlamazken, ben merkezli, hayli bencil, insanların bilgilerini ve sevgilerini sömürüp, hayatlarının odağını sadece gülmek, eğlenmek, kısa zevk ve heveslerle, cafe ya da barlarda vakitlerini öldürüp, sadece sanal oyunlar değil birbirleriyle de oynadıkları bir ortamda, sadece “yaşanmışlıkları var” diye bu Vintage Stilinin onurlu ruhunu nasıl yaşatabilecekleri de bende soru işareti.

Düşünsenize, kendisinden iki, üç nesil önce, aşkın, sevginin gerçek ama çekinerek, emek vererek, dayanışmaya dayalı olduğu ve büyük ihtimalle emek emek bir sevginin yaşanmasına şahit olan elbiseler, şimdi çamaşır değiştirir gibi sevgili değiştiren, aşkın libido ve testosteron seviyesinin artışına göre var olup, düşüşüne göre aşk bitti şeklinde yorumlandığı bir nesilde nasıl anlam kazanabilir?

Şarkı sözlerine bakarsak yahut o dönemler yazılmış kitaplara, içlerindeki gerçekçiliğe, hayallere, umutlara, hayal kırıklıklarına, acılara, yaşanmışlıkların sirayetleri olduğunu görüyoruz. Oysa şimdi; yine her satırımda ilk paragrafta bahsettiğim kişileri tenzih ederek, sadece Sabahattin Ali ünlü diye onun kitabıyla fotoğraf çektirip, sanki kitabı okuyormuş gibi yapanlar mı dersiniz? Yoksa içi boş eğitimler alıp, sahte hava atmalar mı dersiniz? Ne müziklerin, ne kitapların, ne de sanatın, hatta ne de modanın anlamını ve ruhunu bilmeden içi boş yaşıyorlarken, nasıl “vintage” kavramıyla yoğurabilecekler.

Hayır suçlamıyorum! Sadece bir feveran ama haklı bir feveran. Belki de geç kalınmış bir feveran. Birilerine özenip, birilerini kıskanıp, küçük ve sakin ama kalıcı mutluluklar yerine genel geçer, insanı aşağılayan videolarda; sözde şaka yapılıyor, eğlenmeyi, olgunluğun bir erdem olduğunu değil, dinazorluk ve içi geçmişlik olduğunu düşünen bir yapılan haklı bir feveran bu. Bir de düşünün içi boş ama dışı hoş olsun benim olsun, keyfimi alayım, günümü geçireyim, oyalanayım, sömürebileceğim kadar sömürüp, artık sıkılınca ya da güldürmesi azalında; şaklabanlığı da yetmeyince tam tabiri, yollarım mantığındanki kişilerde, geçmişin o tertemiz yaşanmışlıkları “vintage” adıyla nasıl gerçek manasını bulabilir ki?

Kısacası küçük bir vintage* meselesi aslında çok derin bir mesele ama umarım yirmili yaşlarda vintage diye giydikleri kıyafetlerin asıl sahipleri, ne zorluklara göğüs gerip, ne onurlu sevdalar, aşklar yaşayıp, dayanışmalarla yuvalarlar kurmuşken, yirmili yaşlarda bencil ve çocuk şımarıklığını, ergenlikten çıkmayan, sömüren kişilerde nasıl yaşayabilir ki? Cem Karaca’dan belki bir şarkının dizeleriyle bitirmeli yazıyı:

Sevinçlerimiz bile artık mekanik

Sevgisiz saygısız otomatik

Bu şarkı birilerine çok geç artık

Bu şarkı kirlenmiş bir çığlık

 

*bit pazarına nur doğması bu olsa gerek. Geleceği kurar üretir dediklerimizin, patch yöntemiyle oradan buradan bir şeyler atıştırıp, harmanlaması sonucunda, ürettik zannedeip geçmişe özlem duyacak kadar hiçbir şey olma ya da muasırını dahi sömüremeyip, ya da son zerre-i miskaline kadar sömürüp, elde bir şey kalmayınca geçmişi sömürmek için saldırma hali.

Bazılarını ısrarla tenzih ederek…belki yazı sonrası, yazıya ilaveten Zülfü Livaneli’den Her şey Satılık şarkısını dinlemeli. Çok daha iyi anlaşılacaktır

 

GALİP UÇAR                      2017



Eser Soldan Esintiler Dergisi'nde yayınlanmıştır